5 - Tatlı Bir Tebessüm

2.9K 302 55


Uras gözlerini açtığında Müdür Kemal Bey'in tedirgin bakışlarını ile karşılaştı. Kendini müdür odasındaki çift kişilik siyah deri kaplama koltuğun üzerinde uzanırken buldu. Üniforması hala ıslaktı. Ayakkabılarını çıkarmışlardı. Burnuna keskin bir limon kolonyası kokusu geliyordu. Birden yanı başında duran Melis'i fark etti. Koltuğun koluna oturmuş, yukarıdan yüzüne bakıyordu.

"Uyandı hocam!" dedi Melis, sevinerek.

"Şükür, bir şeyin yok Uras. Bizi çok korkuttun." dedi Kemal Bey yaklaşarak.

Kapı açıldı ve odaya Okan Öğretmen girdi.

"Anne ve babasını aradım ve durumdan haberdar ettim." dedi Okan Öğretmen.

"Tamam. Burak'ı aldınız mı odaya?" diye sordu Kemal Bey. "Onun da ailesi geldi. İfadesini alalım. Bir de tutanak tutalım."

"Peki, müdür bey. Burak hazır. Ben ifadesini alıp geliyorum." dedi Okan Öğretmen.

Ardından Müdür Kemal, Melis'e döndü.

"Melis bana neler olduğunu en ince ayrıntısına kadar anlatmanı istiyorum. Okulda böyle olayların yaşanmasını kesinlikle kabul edemeyiz. Sınıf arkadaşların olayı bizimle paylaşmıyor. Peki, sen bunu yapabilir misin?

"Tabi hocam, anlatırım."

"Gereği neyse yapacağız. Öncelikle kurulu toplayıp durumu değerlendirmemiz lazım. Sen burada Uras'ın yanında bekle. Ben Okan öğretmenin yanına gideceğim, tamam mı?"

"Peki hocam. Beklerim."

Kemal Bey, Okan Öğretmenle birlikte odadan ayrılınca, Uras ve Melis kahverengi ahşap mobilyalarla dolu yarı aydınlık müdür odasında baş başa kaldılar. Uras uzanmakta olduğu koltuğun üzerinde biraz doğrulmak istedi ama başaramadı.

"Bence hiç kıpırdama. Dinlensen iyi olur." dedi Melis. Bir sandalye alıp Uras'ın karşısına oturarak.

"Melis?" dedi Uras. Sesi kısık, gözleri ise yarı açıktı.

"Efendim Uras?"

"Teşekkür ederim."

"Ne için?"

"Sınıfta yaptıkların... Bütün sınıfı benim için karşına almak zorunda kaldın."

"Ne yaptım ki? Ben Burak'ı durduramadım. Seni Okan Öğretmen kurtardı aslında. Tam zamanında geldi. O müdahale etmeseydi..."

"Hiçbir şey hatırlamıyorum. En son kendimi kaybettim. Sonra gözümü açtım ve buradayım."

"Şükür iyisin. Burak'ı anlayamıyorum. Nasıl yapar böyle bir şeyi? İnan hiçbirimiz bu kadar ileri gidebileceğini tahmin etmedik. Belki hepsi benim yüzümden oldu."

"Tabi ki hayır. Bu şekilde düşünürsen üzülürüm."

"Eğer... Orada elini tutmasaydım..."

"Melis. Senin hiçbir suçun yok. Aslında Burak'ın da bir suçu yok."

"Nasıl yani? Onu da mı hatırlamıyorsun yoksa? Seni neredeyse öldürüyordu."

"Yani demek istediğim, onun da kendine göre sebepleri vardır mutlaka."

"Annesini ve babasını mı kastediyorsun?"

"Evet. Bu herkes için geçerli değil mi aslında?"

"Uras. Ne kadar iyi bir kalbin var? Ama onun ailesi ona nasıl davranıyor umurumda bile değil biliyor musun? Umarım Burak bu okuldan atılır ve bir daha geri gelmez. Bugüne kadar yaptıklarına bakacak olursak bence bu konuda geç bile kalındı."

"Şiddet gördüğünü biliyorsun. Annesi de... Malum..."

"Anne ve baba tabi ki önemli ama herkesin bir seçim hakkı vardır. Peki, Uras ya sen? Onun en azından annesi ve babası var. Senin..." Melis birden dudaklarını ısırdı ve konuşmayı kesti. "Özür dilerim. Onu kastetmek istememiştim." dedi gözlerini düşürerek.

"Önemli değil Melis. Anlıyorum." dedi Uras, gülümsemeye çalışarak. Melis'in bu konuda pişmanlık duymasını istemiyordu.

"Yani sen çok iyi birisin. Doğru yolu bulmuşsun bir şekilde. Bir seçim yapmışsın. Öyle değil mi?" dedi Melis.

Uras kendisini göstererek:

"Sence bu doğru yolu bulmuş halim mi?" dedi. Bir anlık sessizliğin ardından her ikisi de aynı anda gülmeye başladı. Uras uzun bir zamandan sonra ilk defa güldüğünü fark etti.

"Komikti bak bu." dedi Melis. Dişleri adeta birer beyaz inci gibi parlıyor, her gülüşünde etrafına ışık saçıyordu. Uras gözünü Melis'ten ayıramıyordu. İlk defa onunla bu kadar uzun konuşma fırsatı yakalamıştı. Bu anın bitmesini hiç mi hiç istemiyordu.

"Ne oldu Uras? Ne oldu da bu hale geldin?" diye sordu Melis.

"İşte bu biraz karışık... Ama emin ol belediye çukuruna düşmedim." dedi Uras. Tekrar gülüştüler. Gülmek ne kadar yakışıyordu Melis'e? Onu bu şekilde saatlerce izleyebilirdi.

"Hadi ama lütfen... Cidden soruyorum. Ne oldu?"

"Problemlerden kaçıyordum Melis. Saçma biliyorum ama... Sadece koşarak uzaklaşıyordum. Sonra ormanda birden ayağım ağaca takıldı ve yamaca doğru yuvarlandım. Sonra uçurumdan denize düştüm."

"Aman Allah'ım. Şaka yapıyor olmalısın!"

"Şaka değil ne yazık ki."

"Peki, neden okula o şekilde geldin. Eve dönseydin ya."

"..." Uras cevap veremedi.

"Evde bir şey mi oldu?" diye sordu Melis.

"Hayır... Aslında evet..." diye cevap verdi Uras.

"Özel bir durumsa... Yani söylemek zorunda değilsin tabi ki."

"Aslında özel bir durum... Ama sanırım sana söyleyebilirim. Sorun üvey annem ve babam... Sabah benimle ilgili kendi aralarında tartışırlarken kulak misafiri oldum. Artık beni evde istemiyorlar."

"Yapma ya! Ciddi misin?"

"Evet."

"Çok üzüldüm. Peki, emin misin? Ya başka bir şeyse? Ya yanlış anladıysan?"

Uras başını kaldırmak istedi, fakat yapamadı.

"Adımı söylemediler ama benim hakkında konuştukları çok belliydi." dedi Uras.

İkisine de ani bir sessizlik çöktü. Melis başını öne eğdi. Ardından:

"Peki, şimdi ne yapacaksın?" diye sordu.

"Bilmiyorum. Düşünmeye hiç vaktim olmadı."

"Gelecekler midir dersin?"

"Beni bu halde görmelerini istemem doğrusu."

"Hastaneye gitmen gerek biliyorsun, değil mi?"

"Sanırım öyle. Ama ciddi bir şeyim yok. Birkaç çizik o kadar..."

Uras, Melis'e bakarak bir süre duraksadı. Emin olduktan sonra cesaretini topladı ve Melis'le göz temasını yitirmeden:

"Melis... Bir şeyi merak ediyorum." dedi.

"Neyi Uras?"

"Sence ben nasıl birisiyim? Yani demek istediğim... Senin gözünde..."

Melis bu sorunun cevabını biliyordu. Uras'a sıcak bir gülümsemeyle baktı. Ona cevap verecekti ki bir gürültü ikisinin sohbetini yarıda böldü. Odaya Okan Öğretmen ve Kemal Bey girdi. Ciddi görünüyorlardı. Okan öğretmen Uras'ın yanına gelerek:

"Baban ve annen geldi." dedi. Uras kaşlarını çattı ve yüzünü başka yöne çevirdi. Bir şey söylemedi. Şuan konuşmak istediği son kişiler onlardı. Melis dudağını üzülerek büktü. Uras'ın bu durumdan ne kadar mutsuz olduğunun farkındaydı.

***

Uras ve İlk Yolculuk (Yakında Raflarda)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!