1 - Küçük Şeyler

4.3K 373 212

*Yukarıda eklediğim müzikleri okurken dinlemenizi tavsiye ederim.  :)


Ve Yolculuk Başlıyor...


Haziran, 2016 - Dünya

Kasabanın ıssız ve karanlık onlarca koyundan biri, yamuk piramidi andıran bir uzay gemisinin ışıkları ile aydınlanıyordu. Sanki görünmez bir rafın üzerinde bekleyen hediyelik eşyayı andırıyordu bu gemi ve sahil adeta o hiç yokmuş gibi sessizdi. Koy, geminin etrafını neredeyse tamamen çevreleyerek onu yabancı ve meraklı gözlerden saklıyordu sanki. Eğer biri bu manzaraya şahitlik etmiş olsaydı gördüğü şeyin bir yanılsamadan ibaret olduğunu, hatta delirdiğini bile düşünebilirdi.


2 ay önce...

Güzel bir nisan gecesiydi. Yorucu bir okul gününü geride bırakmış olmasına rağmen uykusu yoktu Uras'ın. Temiz ve mavi çarşaflarla örtülü yatağında yorganını beline kadar çekmişti ve ahşap pencereden parıltılı gökyüzünü izliyordu. Ay ışığın pencereden içeri sızarak elbise dolabını nasıl aydınlattığını seyrederken bir anda karmakarışık bir düşünce selinin tam ortasında buldu kendi. Liseli olmanın ne kadar zor olduğunu düşündü. Bitmek bilmeyen dersler, zorlu sınavlar ve kendisinden en iyisini bekleyen inatçı öğretmenler... Okulu güzeldi yine de. Belki kolej olmasının getirdiği ayrıcalıkları göz ardı edemezdi; yine de orada bir yabancı gibi hissediyordu kendini. Kim çocukluğunu geçirdiği kasabada kendini yabancı hissedebilirdi ki? Sanki bulunmaması gereken bir yeri emaneten işgal ediyordu; bu duygudan kendini bir türlü kurtaramıyordu.

 Kim çocukluğunu geçirdiği kasabada kendini yabancı hissedebilirdi ki? Sanki bulunmaması gereken bir yeri emaneten işgal ediyordu; bu duygudan kendini bir türlü kurtaramıyordu

Yaşadığı ev de hoştu. Ağaçlarla ve çiçeklerle donatılmış oldukça geniş bir bahçe ile çevrili, üç katlı beyaz lüks bir villada yaşamını sürdürüyordu. Bu gösterişli ve şaşaalı kafeste üvey annesi, babası ve kız kardeşi ile birlikte yaşıyordu. Üvey annesini seviyordu Uras. İlayda iyi niyetli ve şefkat dolu bir kadındı. Sarı ve uzun saçlarını genellikle başının arkasında lastik bir tokayla toplardı. Hafifçe uzun yüzü ve sürekli gülümseyen ela gözleri ile ona güzel bir kadın diyebilirdi. Fakat aynı duyguları üvey babasına karşı nedense hissetmiyordu. Uygar duygularını ifade etmekten hoşlanmayan, ciddi ve araya sürekli mesafe koyarak kendisini yabancı gibi hissettiren bir kişiliğe sahipti. Uygar, Uras'ın olduğu gibi kız kardeşi Maya'nın da üvey babasıydı ve İlayda'nın ikinci eşiydi. Kıvırcık siyah saçları, kıvırcık sakalları ile enteresan bir uyum içerisindeydi. Saçları, bukleler halinde ensesinin yarısını kapatıyor ve ona tuhaf çağ dışı bir görünüm katıyordu. Uzun boylu, normal vücut hatlarına sahip ve genel olarak pek de yakışıklı denemeyecek biriydi. İlayda gibi hoş bir kadının böyle bir adamdan nasıl hoşlanmış olabileceğini idrak etmekte hep zorlanmıştı Uras. Uygarla arasında ne olduğunu bir türlü anlayamadığı bir eksiklik vardı. Bu yüzden onunla, İlayda'ya olduğundan daha az iletişime sahipti.

Uras ve İlk Yolculuk (Yakında Raflarda)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!