SENİ SEVİYORUM

3K 169 31

Defne ve Ömer eskisi gibi sürekli biraraya gelip eğleniyorlardı. Selim ise bundan dolayı sürekli sorun çıkarıyodu.

Ömer sabah bara gitmeden önce ofise uğramak istedi çünkü lansman barda yapılacaktı.

Ömer Defne'nin odasına girdiğinde koltuğa oturdu.

"Hah! Ömer buldum."

"Hele şükür."

"Söylüyorum ara."

Defne numarayı söyledi ve Ömer aradı.

"Alo iyi günler... Ben Ömer İplikçi. Dün akşam da görüşmüştük. Kameraları sabah getireceğinizi söylemiştiniz... Biliyorum ama siz 2 saat önce geleceğini söylediniz... Trafiğin yoğun olması benim sorunum değil... Eğer trafiğin sakinleşmesini beklerseniz o kameralar bize ulaşamaz... Ben sakinim lütfen siz de bir an önce kameraları getirin... Kameramanlar geldi kamera yok! Nasıl iş bu?... Ben anlamam en geç 1 saat sonra o kameralar elimde olucak."

Ömer sinirle kapattı telefonu. Defne arkasına yaslanıp konuştu.
"Ne diyolar?"

"Trafiğin sakinleşmesini beklemişler. Hangi fikirsiz öne sürdü acaba bu fikri? Hayır yani böyle bi mantıksızlık olamaz ya!"

"Tamam sakin."

"Hayır dediğimiz zamanda çıksalardı en azından trafik yoğun değildi. Şimdi 1 saaten önce gelmez ben diyim."

"Ya bişey diycem. Lansmanı ben yapıyorum sen daha çok gerginsin."

"Al bak demiştim işte böyle konular beni geriyo diye."

"Tamam sakin. Lansmana daha var."

"Tamam. Var mı başka azarlıycak birisi?"

"Hayır yok."

Diyip güldü.

(Akşam.)

Ömer bütün çalışanlarına kök söktürüyordu. Mekan öyle bir değişmişti ki... Resmen podyum olmuştu. Tamam işte istedikleri de buydu. Zaten ses sistemi vardı. Kameralar gelmişti ve kayda alacakları yeri ayarlamaya çalışıyorlardı. Defne bu gün için hazırlanmış platformun üstünde zıplıyordu. Ömer yanına gitti.

"Defne napıyosun?"

Defne durup nefes nefese cevap verdi.

"Sağlam mı ona bakıyorum. Böyle çok oluyo mankenlerin içeriye çöktüğü. Düşünsene bi mankenin içine çöktüğünü! Lansman mahfolur. Ayağa kalkıp devam eder ama kızın adı çıkar. Bi daha kullanamayız."

"Gel gel."

Diyip elini uzattı Ömer. Defne elinden tutup aşağıya indi.

Selin koşarak geldi.

"Ömer bey gelmeniz lazım."

"Noluyo?"

"Gelin göstericem."

Diyip ilerlemeye başladı. Ömer onu takip etti. Defne ise arkalarından merakla baktı.

Selin Ömer'le kuytu bir yere geçtiğinde konuştu.

"Birşey söylemem lazım."

"Selin çabuk ol işlerim var."

"Ben sizi seviyorum."

"Ne?!"

"Sizi seviyorum."

Selin Ömer'in dudağına birden yapıştı ve Defne bunu gördü. İçinden birşey kopmuştu sanki.

Ömer geri çekildi. Sertçe konuştu.

"Selin bu saçmalığı bırak ve işine dön. Bundan sonra böyle hareketler yapmanı da istemiyorum."

"Ama..."

"Ama falan yok Selin. Saçma birşey yaptın ve seni affediyorum. İşinin başına dön."

Selin'in gözleri doldu.

"Boş yere ağlama bence çünkü yaptığın şeyin karşılığını biliyordun."

Selin hızlı adımlarla ordan uzaklaştı. Defne ise Selin'in onu öpmeye başladığı andan itibaren arkasını dönüp işini yapmaya devam etmişti. Selin'e karşı çok kızgındı. Yanına gidip;

"Sen kim köpek?!"

Diye bağırmak istiyordu. Sonrasında saçlarını kafa tasından ayırmak onun için zevk olacaktı.

Derin bir nefes alıp kendine geldi. Yarım saat sonra lansman başlayacaktı ve sakin olması lazımdı. 

Bir dakika ya! Neden Ömer'i öptüğü için Selin'e kızmıştı ki? Bir an kendinden şüphe etti. Yoksa... Hayır! Diye kızdı kendi kendine. Selim ile birlikteydi ve böyle bir şeyin olmaması lazımdı. Selim onu seviyordu ve başkasına karşı duygu beslememeliydi.

Yarım saat sonra mankenlerin yanına gidip herşeyin yolunda olduğuna emin olmaya çalıştı Defne. Evet! Herşey yolundaydı. Mankenlere rengarek ve normal olmayan makyajlar yapılmıştı. Dudaklarına gök kuşağı renklerinin hepsini sürmüşlerdi ve gözlerine rengarenk desenler yapılmıştı. Elbiseleri de giyecekleri ayakkabılar için gayet uygundu. Herşey hazırdı işte.

Sonunda zamanı gelmişti ve mankenler eşsiz bir klasik müziğin ritmine ayak uydurmuşlardı. Barda DJ görevini yapan kişi klasik müziği oldukça lansmana uyarlamıştı. Defne ve Ömer platformun arkasındaki odada duruyorlardı. Selin ise Ömer'i yiyecekmiş gibi bakıyordu ve Defne bir anlık sinir ile Ömer'in dudaklarına yapıştı!

Bölüm sonuu.

Biliyorum çok geç ve kısa geldi ama bombe bitirmek istedim.

Dedem rahatsızlandı ve kalp krizi geçirme tehlikesi olduğu için hastanede tutuyorlar. Ve tabii ki beni uyku tutmadı. Tansiyonu çok yüksek çıkıyormuş saat gece 11 de falan rahatsızlanmıştı ve hala da tansiyonu düşmüyormuş. Gerçekten çok korkuyorum. Ama babannemin yanında oturup beklemekten başka bişey yapamıycağım için bölüm yazmaya karar verdim ve ortaya bu çıktı.

İnşallah bölümü beğenmişsinizdir.

Oy ve yorumlarınızı bekliyorum.

Bayramınız kutlu olsun.

NABER BARMEN? Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!