SOL-1

553 24 15
                                        

''Kendini iyi hissediyor musun?''

Yavaşça başımı çevirip Ginny'nin omzumdaki eline baktım ve onaylarcasına başımı salladım.

''Bunu yapmak zorunda değilsin.Ben hallederim tamam mı?Eve dönebilirsin.''

Başımı kaldırıp yaklaşık yarım saattir önünde dikildiğimiz görkemli eve baktım. Malfoy malikanesinin önünden bile geçmezdi.Çatı katıyla beraber 3 katlı geniş bir evdi bu.Dışı tamamen taş kaplı kocaman bir bahçesi vardı.Bahçenin etrafı taş duvarlarla çevrili ve büyük demir bir kapısı vardı.Elimi boyası dökülmüş paslı demir kapıya uzattım.

''Sadece iki ay.'' dedi Ginny. ''İki ayda bu ev nasıl bu hale gelmiş.''

Derin bir nefes almamla gözümden bir yaş yanaklarıma süzüldü.Hızlıca sildim ve ona bakmadan konuştum.

''Draco döndüğünde halledecekti.Taşındığımızdan beri kapıya bakım yaptırmamıştık.''

''Ama dönmedi.'' dedi.Daha sonra ne söylediğini fark etmiş olacak ki yüzünü buruşturup eliyle ağzına vurdu.

sustu.sustum.Elimi uzatıp zile bastım ve biraz bekledim.Kimse açmayınca birkaç kez kapıya vurdum.Bir daha, tekrar ve tekrar,daha sert.Ama açan yoktu.

''Orada kimse yok Hermione. O geri dönmedi.''

Dizlerimin üstüne çöktüğümde boğazımdaki düğüm nihayet çözülmüş göz yaşlarım serbest kalmıştı.Bir gün bu eve döndüğümde kapının arkasında onun olmadığını bilmenin bu kadar acıtacağını bilemezdim.Göğsüme onlarca bıçak saplanıyormuş gibiydi.Ellerimi yumruk yapıp göğsüme bastırdım ve yere doğru eğildim.Bu acı ne zaman dinecekti.Yada dinecek miydi?

Ginny asasını çıkarıp kapıya doğru ilerledi.

''Alahomora"

Demir kapıyı geçip bahçeye girdik hali içler acısıydı. Çiçekler solmuş, meyve ağaçlarının dalları kırılmıştı. Bahçe mobilyaları devrilmiş hatta kimileri kırılmıştı. Sonbahar çok sert gelmişti. Eğer evde olsaydık mobilyaları kurtarabilirdik diye düşündüm. Yada belkide ağaçları. Bahçe o kadar berbat görünüyordu ki. Heryer heryerdeydi. Bu görüntüye daha fazla dayanamadım. Kabanıma iyice sokulup eve doğru yürüdüm Ginny geldiğimi görür görmez asasını çıkardı ve kilidin açılma sesi duyuldu.Yavaşça elimi uzatıp kapıyı ittim. Eve girdiğimizde ister istemez gözlerim askılığa kaymıştı. Kabanı askıda yoktu. Pelerini yoktu. Elimi duvarlarda,mobilyalarda gezdirdim. Toz içindeydiler. Duvarların rengi bile solmuştu sanki.

Ginny ne yapacağını bilemez halde kapıda dikilmiş bana bakıyordu. Ona doğru dönünce kapıyı kapattı ve bana doğru birkaç adım attı.

"Başlayalım mı artık?"

"Sen başla. Sanırım benim vedalaşmam gerek."

Birşey söylemeden uzaklaştı ve basamakların sonunda kayboldu. Önce oturma odasına geçtim. Gri koltuklardan birine çöktüm karşımda gördüğüm ilk şeyle gözlerimin dolmasına izin verdim.

"Merlin! Hermione bu da ne?"

Verdiği tepki gerçekten komikti. Elleriyle sım sıkı omzumu yakalamış,bacaklarını kendine çekmiş ve kafasını boynuma gömmüştü. Arada bir kontrol etmek için kafasını gömdüğü yerden çıkarıyor televizyonun açık olduğunu görür görmez tekrar yerine gömüyordu. Bense kahkalarımı
bastırmakta zorlanıyordum.

"Draco sadece bir televizyon."

"Muggle'lar gerçekten caniler!Bunca Zaman aralarında Nasıl hayatta kaldın? Merlin aşkına o insanları hangi büyüyle sokmuş olabilirler?"

Same Old LoveWhere stories live. Discover now