O an yapabildiğim tek şey ona sarılmak oldu. Sıkıca sarıldık, sırtını sıvazladım.
'Seni seviyorum'
'Bende seni seviyorum Jessica, çok seviyorum'
Başından öptüm ve yanağını okşadım.
'Konuşmak ister misin?'
'Hayır gerçekten, lütfen belki daha sonra'
'Uyuyalım o zaman'
Başını salladı ve sırtını dönüp yattı, arkasından sıkıca sarılıp boynuna başımı gömdüm. Sanırım çok geçmeden ikimizde uyumuştuk..

Saat Beş Suları

Bir anlık uyandığımda Jamie yatakta oturuyordu, bacaklarını aşağı sarkıtmış, sırtı bana dönüktü. Eğilip ona baktığımda ağlayarak kendine zarar verdiğini gördüm. Yine bacaklarından ve kollarından kanlar akıtmıştı. Daha fazla ileri gitmeden onu durdurmaya çalıştım.
'Jamie, yapma ne olursun'
'Uyumalısın Jessica'
Sırtından ona sarıldım ve derince kokladım.
'Lütfen, benim için'
Elindeki keskin şeyi bi kenara koydu. Bacaklarımı açtım ve onu ortada bırakacak şekilde aşağı sarkıttım. Belinden sarıldığım ellerimi göğüsünde gezdirdim
'Bunları yaşamayı hak etmiyordum, neden ben, neden bir başkası değil?'
Ensesinden öptüm, ne dese karşı çıkamazdım. Ayağa kalkıp bi bez getirdim ve koluyla bacaklarını sildim.
'Yüzünü yıkayalım, su içelim ve uyuyalım Jamie, hadi gel'
Elimi uzattım kavradı ve banyoya ilerledik. Yüzünü yıkadıktan sonra ona havluyu uzattım ardından aşağı inip ona su verdim. Sandalyeye oturdu ama içmedi. Ben içirip sırtını sıvazladım ve bardağı kenara koydum.
'İyi misin'
'İyiyim sorun yok'
'Acıyor mu kolun ya da bacağın'
'Hayır acımıyor'
'Emin misin, yarabandı falan yapıştırsak keşke'
'Hangi birine yapıştıracaksın Jessica?'
'Üzgünüm, doğru, ne bileyim ya, bir şeyler yapmaya çalışıyorum'
'Bir şeyler yapmak istiyorsan kucağıma otur ve sarıl bana'
Kucağına oturdum, kollarıyla beni destekledi. Boynuna sıkıca sarılıp emdim. Birazcık kızartmış ve morartmış olabilirdim ama olsundu.
'Öğleden sonra senin evine gidelim mi, biraz vakit geçiririz belki'
Alt dudağımı dişledim. Dişlerini sıktı ve gözlerimin içine sinsice baktı. Burunlarımız değecek kadar yakındık.
'Gidelim tabii Jess, gidelim bakalım bi'
'Avucun kaşınıyor mu'
'Çok'
'Ne kadar çok'
Yanağınından hafifçe öptüm. Kalçalarımı elleriyle koparırmışcasına sıktı.
'İnan bilmek istemessin'
Anlımdan öptü ve sarıldık. Boynunu biraz daha emdim.
'Hâlâ anlatmak istemiyor musun?'
'Meraktan çatlıyorsun şu an değil mi?'
'Evet, kesinlikle'
'Anlatacak çok bir şey yok aslında, limandaydık, o sırada onlarda büyük bir gemiden iniyorlardı. Beş altı saniyeliğine göz göze geldik ve inan, bana saatler gibi geldi. O anda tüm çocukluğum gözümün önünden geçti, babamlar var diye tepki de veremedim, kalakaldım öylece, iğrençlerdi ama çok yaşlanmışlar gerçekten, umarım bir daha böyle bir karşılaşma yaşamam'
'Umarım yaşamassın, kıyamam sana ya çok güzelsin Jamie, bu kaslı vücudun altında küçük bir kedicik yatıyor aslında'
'İltifat mı ettin yoksa hakaret mi tartışılır bence'
'İltifat ettim, seni seviyorum ve merak etme, ben her zaman yanındayım'
'Bende öyleyim, ve seni seviyorum'
Dudağımdan hafif hafif öptü, karşılık vermem bir saniyemi almamıştı.
'Şu an seninle deli gibi sevişmek istiyorum ama o kadar yorgunum ki anlatamam Jessica'
'Öyleyse bizde bu gece dinlenip yarın yaparız'
'Dayanabileceğimi sanmıyorum'
'Dayanmalısın ama, zaten bizim evde yapmak biraz tehlikeli oluyor bilirsin'
'Öyle, öyleyse yarın sen üstte olacaksın'
'Üstte olmayı sevmiyorum'
'Hadi ama, ben çok yoruluyorum'
'Ama çok seksi oluyorsun yorulunca'
'Jess, lütfen'
'Hayır, o zaman taş kağıt makas oynayalım'
'İyi tamam, hadi bakalım'
Ardından ikimizde ellerimizi yumruk yaptık ve üçden geriye sayıp başladık. İkimizde taş yaptıktan sonra ben kağıt ve o da taş yaptı. Güldüm ve yanağından öptüm.
'Geçmiş olsun'
'Ah lanet, peki tamam'
'Hadi ama, sonuçta aynı kapıya çıkıyor, seninle hiç sevişmeyedebilirdim'
'Haklısın, ama cezanı unutmadım yani aklımda, o kalçanın acısını çıkaracağım'
'Çok kabasın ama, olmaz ki böyle'
'Ya, nasıl olur?'
'Yani daha kibar söyleyebilirdin'
'Peki, tamam, o poponu birazcık okşayacağım'
'Yine kaba oldu ama eskisinden iyi'
'Beğendiremedik sana da, daha kaba olabilirdim bence sevinmelisin'
'Evet, doğru'
Gülüp burnumdan öptü bende anlından öptüm.
'Bi dövme yaptırmayı düşünüyorum, şu koluma ve senin ismin yazsın istiyorum. Sonuçta biz ayrılsak bile her zaman yanımda olan tek kişi olduğundan adını kolumda taşımak hoşuma gider'
'Çok duygulanırım, ama yaptırma, sonra pişman olursun belki'
'Olmayacağıma eminim'
'Bilmiyorum, ama olursan çok üzülürüm o yüzden sen bilirsin'
'Tamam, bakarız öyleyse'
'Jamie sana bir şey söyleyeceğim ama çok utanıyorum gerçekten'
'Ne hakkında?'
'Aslında senden bir şey isteyeceğim'
'Çekinmene gerek yok'
'Tamam şey, ya bana bi tane yüzük alır mısın acaba? Ama hani al diye demiyorum, sadece senin hediyen olan bir şey takmak istiyorum. Pahalı bir şey almanı da asla istemiyorum o zaman beni pişman edersin söylediğime ve şu an gerçekten çok utandım yani'
Güldü ve sıkıca sarılıp sırtımı sıvazladı, boynuna gömüldüm hayli utanmıştım gerçekten, ama ondan bir şeyi üzerimde taşımak çok hoş olacaktı.
'Sen istersinde ben almaz mıyım?'
'Bak ama çok utandım şu an Jamie, al diye demedim yani yanlış anlamanı istemiyorum beni'
'Ben seni anlıyorum Jess, sorun yok, kıyamam sana sen yeterki iste tüm dünyayı önüne döşeyim'
'Şımartmasana beni'
'Şımartırım, benim değil misin'
'Seninim,değil mi?'
'Benimsin'
Dudağından hafifçe öptüm o da karşılık verdi, sıkıca sarıldık.
'Nasıl bir şey istersin'
'Sende tak istiyorum aslında'
'Direkt evlenelim istersen Jessica'
'Yani bana uyar da, sana pek uymaz gibi'
'O işler bana göre değil pek, ama istediğin sadece bir yüzükse, takabilirim'
'Tamam o zaman, sen istediğin gibi al'
'Tamam'
Güldü ve beni kucaklayıp odama götürdü. İkimizde kapıyı kapatıp yattık hava yavaş yavaş aydınlanıyordu. Belimden bana sarıldı.
'İyi geceler Jessica'
'İyi geceler Prens'
Gülüp başımdan öptü, sıkıca sarılıp uyuyakaldık..

Deli (+18)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!