Bölüm 7

1K 81 25


Geçen bölümdeki yorum sayısının azlığından dolayı bu bölümün yorum sayısına özellikle dikkat edeceğim. Eğer ki artmazsa bir sonraki bölüm maalesef sınır koyacağım. Sınır istemiyorsanız satır aralarına yorum yapın :Dd

Umarım Miraç'ı hatırlıyorsunuzdur. Eğer hatırlamıyorsanız ilk kitabın -30' Doğum Günü- bölümünü okuyun.

İyi okumalar :)

Arabanın kapısını yavaşça kapatırken başımı kaldırıp on yedi senemi geçirdiğim eve baktım. Doğduğumda hastahaneden sonra bu eve gelmiştim, bu evde yürümeye başlamıştım. Babam annemi bu evde terk etmişti. Okulun ilk günü heyecanını bu evin içinde yaşamıştım. Savaş'ı ilk kez bu evde, odamın camından bakarken görmüştüm. Savaş'la ilk kez bu evde beraber uyumuştuk.

Ve ben şimdi bu eve ne olacağını, ne yaşayacağımı bilmeden girecektim. Belki annem Savaş bana her şeyi anlattı diye bizi ayırmaya çalışacaktı. Belki anlayışla karşılayıp babam hakkında her şeyi doğru düzgün anlatırdı.

Selin anneme oldukça sinirli olduğu için gelmek istemediğini söylemişti. Kerem ve Zeynep'le beraber İzmir'i dolaşıyorlardı. Selin yaptığı doğru bir şey miydi, bilmiyordum. Ama şu an onu düşünecek kafada da değildim.

Annem yüzündeki gülümsemesi ve parıldayan gözleriyle kapıyı açıp "Hoşgeldiniz," dedi büyük bir sevinçle. "Ali ve Selin yok mu?"

Bir şey demeden yanından geçip koşarak odama çıktım. Beş raflı, uzun kitaplığımın en üst kısmına koyduğum defteri sandalyeye çıkıp arasındaki kağıtların düşmemesine özen göstererek aldıktan sonra tekrar aşağı indim. Savaş tekli koltuğa dirsekleri dizine yaslı bir şekilde otururken annem ve Haluk ayakta duruyordu. Savaş neden geldiğimizle ilgili ufak bir ipucu vermiş olacak ki annem telaşlı görünüyordu. Tam ağzını açtığı sırada defteri sertçe salonun ortasında duran sehpaya bıraktım.

"Hoşbulduk anne. Selin sana fazla sinirli olduğu için gelmek istemedi. Ali de yanında," dedim yapay gülümsemem ve sakin sesimle. "Zaten biz de çok durmayacağız. Birkaç şey söyleyeceğim sadece."

Annem elini koluma koyduğu sırada gözleri dolmuştu. Kolumu silkeleyerek elini çekmesini sağlarken sağ yanağından aşağı doğru bir göz yaşı süzüldü.

"Savaş'ı neden tehdit ettin anne? Bir olup babamı benden, Selin'den neden sakladınız?"

"Sizi korumak istedim ben. O adam gelip hayatınızı mahvederdi."

Elimi kaldırıp Haluk'u gösterirken "Sen bu adamla evlenerek bizim hayatımızı çoktan mahvettin zaten," diye tüm gücümle bağırdım. "Eğer geri döndüğünü söyleseydin burada seninle tartışmak yerine gider ona bizi neden bıraktığını sorardım! O gittikten sonra yaşadığım acıları yazdığım bu defteri sana değil ona gösterirdim utansın diye! Sonra gelir sana destek olurdum, yanında olurdum."

"Seni, ikizini terk eden bir adam yüzünden bana mı bağırıyorsun?!"

"Sevgilimi benim üzerimden tehdit ettiğin için bağırıyorum sana!"

Annem yanaklarından süzülen yaşlara rağmen gülmeye başladığında kaşlarım çatıldı.

"Sevgilinin arkandan oynadığı oyunları biliyor musun peki?"

Savaş ayağa kalkıp elimi tutarken anneme sert bakışlarını yolluyordu. Başını iki yana sallarken gözlerindeki endişe çok belliydi. Bense korkuyordum. Savaş'a güvendiğim için pişman olmaktan çok korkuyordum.

Mertoğlu Bozuntusu -2- Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!