Bağdaş kurup karşılıklı oturuduk.
'Seninle sevişmeyi seviyorum Jamie'
'Bunu duymak büyük bir haz'
'Bana daha önce becerdiğin kızları anlatsana'
'Bu konuları konuşup bu güzel anı mahvedeceğiz öyle mi?'
'Kıskanmayacağıma söz versem?'
'Olmaz, hiç gerek yok. Hem bunun için gerçekten dar bir zaman değil mi sence de?'
'Bence değil'
'Hayır Jessica, bunun sonunda olacakları da biliyorum ben seni de tanıyorum, lütfen, gerek yok'
'İyi peki tamam'
Tam o sıra da kapı iki kez vuruldu.
'Bitmedi mi işiniz acaba?'
'Hayır Matt, biraz daha, saat kaç?'
'Yedi ye geliyor'
'Birazdan geliriz, isterseniz siz gidebilirsiniz'
'Araşırız o zaman'
'Tamam'
Ayaklarımı onun kucağına uzattım ve biraz geriye yaslandım. Sahi, ben onun eskilerini çok merak ediyordum ama konuşmamakta ısrarlıydı. Ayaklarımı elleriyle tuttu ve masaj yapar gibi okşadı.
'Yedi buçuk gibi çıkarız olur mu Jess'
'Tamam, o zamana kadar benimsin demek mi bu?'
'Aynen öyle, dök bakalım içini'
'Şu vajinalar hakkında, ne biliyorsun?'
'Seninkinin çok güzel olduğunu biliyorum'
Onu hafifçe tekmeledim, gülümsedi.
'Başka ne biliyorsun?'
'Bak şimdi onlarca vajina çeşidi var hepsini sana anlatamam tabii ama seninkinden biraz bahsedeyim'
Eğildi ve tam bacaklarımın arasına kafasını denk getirdi.
'Bak şimdi, kendini kasıyorsun ama şu an, kasma'
'Utanıyorum biraz'
'Bunca zamandır şu utancı hâlâ yenemedim, gerçekten üzülüyorum sorun bende mi'
'Hayır değil, üzgünüm, devam et'
İki parmağıyla vajinamı araladı, derince nefes alıp onu izledim.
'Bu duvar dedikleri şey normalde iç kısmı koruyor, sende öyle değil, senin iç duvarların dışa doğru bunun neden olduğunu da söyleyim genellikle bu tür vajinalarda fazla seksten ya da fazla mastürbasyondan dolayı iç duvar kendini bırakıp dışa çıkıyor. Yani bu da demek oluyor ki benden habersiz kendini boşalttığını biliyorum Jessica, her ne kadar saklamaya çalışsanda.'
'Özür dilerim'
'Merak etme, bunun için seninle hesaplaşacağım. Gel bakalım'
Geriye doğru oturup beni kucağına çağırdı. Gidip oturdum. Elini yanağıma koydu ve okşadı, bende kollarımı boynuna doladım.
'Şimdi söyleyeceklerimi iyi dinle Jess, bunu benden habersiz bir daha asla yapmayacaksın anlaştık mı'
'Anlaştık'
'Yaparsan da bana haber vereceksin anlaştık mı?'
'Anlaştık'
'Bunu yaptığın için seni cezalandıracağımı biliyor musun?'
'Hayır,yapacak mısın?'
'Evet, biz ne yapıyorduk hatırladın mı, şimdi sana ne yapacağımı biliyor musun?'
'Biliyorum, beni tokatlayacaksın'
'Aferim sana, böyle akıllı olursan, sana on kez yerine yedi kez vururum'
'Beş olmaz mı, korkuyorum'
'Olmaz, alışman gerektiğini biliyorsun, şu bir kaç günde dediklerimi yapsan iyi olur, aksi taktir de cezan daha da büyür, şimdi, anlaştık mı?'
'Anlaştık'
Anlımdan öpüp sarıldı. Bende ona sıkıca sarıldım. Ondan kaçıp ona sığınıyordum resmen. Boynuna iyice gömüldüm ve derince kokladım.
'Jamie, senin şu titreşimli oyuncak ne oldu'
'Benim cezam olan mı? Hatırlattığın iyi oldu, gitmeden takalım'
Yanağından öptüm hafifçe, bana kötü davransa da ona tapıyordum işte..
***
'Gel çıkmadan önce şu oyuncağı göstereyim'
Beni alt katta bir odaya götürdü ve kapıyı kapattı. Eski kitaplığın üzerinde duran kutuya uzanıp aldığında onu kutusundan çıkardı.
'Bu kumandası, sende duracak, bu da bende'
Kumandayı bana verdi ve diğer halka gibi olan şeyi de elini pantolonunun içine sokup kendine taktı.
'Seviyeleri var, şu an sıfır da, dörde kadar çıkabilirsin, dene bakalım'
Direkt dörde bastım, dişlerini sıkarak inledi ve sırtını duvara dayadı.
'Lanet olsun, durdur şunu'
Durdurdum derince nefes alıp gitmemiz için işaret etti, zaten yeterince geç kalmıştık. Ayrıca bu oyuncağı sevmediğimi söylemek yalan olurdu. Kapıdan çıkacakken anahtarı bana verdi ve durdu.
'Sen arabaya git Paul'le bir şey konuşacağım'
Başımı sallayıp arabaya gittim ve gidip oturdum. Onu yaklaşık beş dakika bekledikten sonra kumandadan bire bastım. Çok geçmeden kapıdan çıktı ve arabaya bindi. Yeniden sıfıra bastım.
'Mesajımı aldın sanırım'
'Aldım Jess'
'Paul'e ne dedin?'
'İşten bir süreliğine ayrılmak istedi, bende tamam dedim. Yerine yeni birisi gelecek, yarın gelip görürüz kimmiş.'
'Neden peki?'
'Bilmiyorum, o da biraz tatil yapmış olur işte, boşver'
Başımı salladım. Yanağımdan öpüp arabayı çalıştırdı. Yaklaşık on beş dakika sonra bizim evdeydik. Kumandayı cebime koydum ve kapıyı çaldık, beş dakika geçiyordu. Annesi açtı ve gülümseyerek bizi içeri aldı, ikimizde ona sarıldık. Sofra hazırdı babamlar oturmuştu. Eğilerek onları öptüm.
'Özür dileriz, beş dakika kadar geç kaldık'
'Sorun değil, oturun hadi'
Oturup yemek yedikten sonra biraz konuştuk. Bize zorla gittiğimiz yerlerde ne yaptığımızı anlattırdılar. Hepsini üstünkörü anlattık ve kaçmak in salona geçtik. Onlar da geldi çok geçmeden. Babamlar ve Jamie gündem hakkında konuşurken bizde annemler ve Meggie ile çayımızı yudumluyorduk.
'Tatlım acaba yarın biraz alışverişe mi çıksak, hem gezmiş oluruz, Jamie sağolsun yüzünü göremez olduk'
'Olur anne neden olmasın, güzel olur'
'Jamie ve babanlarda kendileri takılırlar'
'Evet güzel olur aslında'
Bunu onlara da söyledik. Babam balık tutmaya gidebileceklerini söyledi. Güzel bir gün olacağa benziyordu ama belli olmayabilirdi tabii. Jamie telefonuyla oynarken cebimden üçüncü tuşa bastım ve annemlerle hemen konuya döndüm. İrkildi.
'Anne ve Bayan Vincent acaba iç çamaşırı falan mı baksak ne diyorsunuz?'
'Ne tür bir iç çamaşırı istiyorsun sen? Ayrıca bana Bayan Vincent demekten vazgeç, çok resmi oluyor tatlım'
'Ama sana Bayan Vincent demeyi seviyorum, ve işte bilirsiniz, gece giyilenlerden'
'Bir bakıma sanırım bu oğlum için ha?'
'Yani o taraftan bakarsanız öyle'
İkiside güldü ve bana sarıldılar, bu sırada dörde basıp hiç çaktırmadan muhabbeti devam ettirdim, oysa çaktırmamaya çalışıyordu ve bacakları sıkmaktan birbirine geçecekti sanırım.
'Sizin de fikirleriniz önemli olabilir'
'Bakarız tabii, merak etme, hem kim bilir, belki biz de bir şeyler alırız'
Göz kırptı, güldüm. Yaşından fazlasıyla genç davranıyordu.
'Harika öyleyse'
Bu sırada Jamie zar zor ayağa kalkıp sendeleyerek kapıya gitti, sıkıca tutunup başını kapıya koydu.
'Jamie tatlım iyi misin?'
Annesi hemen yanına gitti, endişelenmiş havasına bürünüp bende gittim.
'İyiyim, biraz başım dönüyor'
'Gel otur şöyle'
Onu koltuğa otutturduk, bacaklarını sıkıp kollarıyla başını kapattı.
'İyi misin Jamie'
'İyiyim, sadece, yüzümü falan yıkasam iyi olur'
Sesi bile çıkmıyordu çok sessiz söylemişti.
'Ne oldu ki durup dururken'
'Jess anlatsana ne olduğunu'
'Anlatayım, kullandığı ilaçlardan dolayı yan etki yapıyor, durup dururken başı dönüyor eli titriyor falan işte'
'Sorun olmayacak değil mi?'
'Hayır merak etmeyin'
'Anne başımda durmayın lütfen, ben iyiyim'
Hepsi geri yerine oturdu. Ben kalıp ona sarıldım, o da bana sımsıkı sarıldı ve kulağıma fısıldadı.
'Yalvarırım durdur şunu Jessica ne istersen yapacağım söz veriyorum'
Başımı hayır anlamında salladım, ayağa kalktı ama hemen dizinin üzerine geri çöktü. Direkt ayaklandılar Jamie oturmaları için işaret etti. Ona sırtından sarılıp sıvazladım. Önünde bir duvar gibi durarak onu korudum. Nefes nefeseydi bana sıkıca sarılıp başını boynuma gömdü. Başını okşadım, birden sesi çıktığı kadar bağırdı. Omzuma bağırdığından sesi çok fazla dışarı yansımamıştı. Ağlar gibi sesler çıkardı, cidden ağlıyor muydu? Sanırım boşalmıştı. Aleti durdurdum. Titriyordu boynuma çok sıkı sarıldı sırtını sıvazladım ve boynundan öptüm. Onu yavaşca ayağa kaldırdım bana kollarını doladı.
'Yüzünü yıkayalım mı bi? İyi misin?'
'İyiyim, sorun yok, yıkayalım'
Gözlerini sildim ve gülümsedim.
'Jamie iyi olduğuna eminsin değil mi?'
'İyiyim baba, sorun yok, hep oluyor'
Banyoya ilerledik ve içeri girip kapıyı kilitledik. Klozet kapağını kapatıp oturdu. Derince nefes alarak kendini geriye bıraktı güldüm.
'Çok kötüsün Jessica'
'Huyum kurusun'
'Hayatımda hiç bu kadar utanmamıştım, yerin dibindeydim, anlatamam'
Gidip kucağına oturdum ve yanaklarını okşadım.
'Kıyamam bi tanem utanmış mı'
'Çok ciddiyim Jess, bir daha yapma yalvarırım sana'
'Daha önce kaç kıza yalvardın'
'Hiç, bunu biliyorsun ve duymak hoşuna gidiyor değil mi?'
'Aynen öyle, hadi temizleyelim seni'
Pantolonunu ve kendini temizledikten sonra aynaya baktı.
'Belli oluyor mu ıslaklığı'
'Hayır merak etme'
'İğrenç hissediyorum'
'Öyle hissetmene gerek yok, hadi gidelim'
Salona döndük, babamın yanına oturdu bende annemlerin yanına oturdum.
'Sorun var mı?'
'Hayır, iyiyim merak etmeyin'
Yeniden sohbete döndüler, Meg'i küçük koltuktan alıp annemlerin ortasına oturdum.
'Ya bu dünyadaki en güzel şey olabilir'
Omzuma doğru yatırıp sarıldım, gülümsediler.
'Bende istiyorum bunlardan'
'Olmaz diyen mi var'
'Var, oğlunuz'
'Gerçekten mi?'
'Siz bilmiyor musunuz?'
'Neyi?'
Anneme baktım başımdan öptü.
'Ben söylemedim tatlım, istemessin belki diye, anlat istersen'
'Evet şey, babamlar öğrenmesin olur mu, şey ben..'
O an söyleyemeyeceğimi anladım ve anneme baktım. Benim için zordu, düşündükçede üzülüyordum.
'Anne sen söyler misin, bende Meg'i yatırayım'
Başını salladı, onu yatırmak için küçük koltuğa ilerledim. Yatırıp başından öptüm ve elini tuttum. Ben de istiyordum bir bebek, harika bir his olmalıydı. Annemlerin yanına döndüğümde annesi bana sıkıca sarıldı.
'Sana bunu yaptığına inanamıyorum'
'Ben şaşırmadım açıkcası'
'Üzülme sen, ben onunla bir konuşurum bu konu hakkında'
'Boşver, zaten uzun süre oldu'
'Hayır, konuşmam gerek, şimdi ne diyor peki?'
'Biraz olumlu bakmaya başladı ama hala emin değil, ne bileyim zaten okul bitmeden ve evlenmeden olmaz gibime geliyor'
'Evlenin öyleyse'
'Jamie'ye de söylesene bunu'
'Söyleyeceğim, yarın olsun, yatalım mı artık?'
'Olur yatalım'
Ayaklandık, annemler Meg'i alıp iyi geceler diledi ve yukarı çıktılar.
'Jamie geliyor musun, yatıyorum'
'Geleceğim Jess, sen yat'
'Geç kalma lütfen'
Yukarı çıktım ve dişlerimi fırçalayıp üzerime pijamalarımı giydim. Gece lambamı yaktıktan sonra yatağa girdim ve sıcacık yatağımda kıvrıldım. Kumandayı başucuma koymuştum ve gelmesi için onu uyarmak istemiyordum. Zaten bugün yeterince yorulmuştu. Yarım saat kadar bekledim. O gelmeden uyuyamayacağımı biliyordu ve neden hala gelmiyordu? On dakika sonra kapı aralandı ve içeri girip kapıyı kapattı. Üzerinde sadece baksırını bırakıp yanıma kıvrıldı.
'Koltuğa git'
'Ne? Neden?'
'Neden bu kadar geç kaldın Jamie?'
'Özür dilerim babamlarla sohbet biraz koyuydu.'
'Sensiz uyuyamayacağımı biliyorsun ve neden bu kadar geç geliyorsun?'
'Özür dilerim, tekrar olmaz'
'Olmasın, koltuğa git Jamie'
'Ciddi misin sen?'
'Evet, lütfen hadi'
'Tamam, üzgünüm'
Koltuğa gidip uzandı, iyi olmuştu.
'İyi geceler Jess'
'İyi geceler Jamie'
Tam uykuya dalacağım sıra da telefonum titredi..

+25 vote +10 yorum, sizi seviyorum 💞

Deli (+18)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!