Medya-Daisie Brown ve Tom Hiddleston
Tom; gözlerini italik el yazısı ile, alfabetik biçimde dizdiği dosyaların arasında gezdiriyordu.
Günlerden pazartesiydi ve gelecek müvekkillerin iki tanesi ofise uğramaya tenezzül bile etmemişti.
Sırada kimin olduğunu da biliyordu, yine de 28 Ağustos Pazar günü gelen müvekkillerini tekrar gözden geçirse iyi olabilirdi. O'nun geldiği günü...
Çünkü o kadın, Daisie Brown; hayatında duyduğu en absürt hikayeyi anlatmıştı ona.
Kadının deli olduğunu varsayarsa, ki Reed'in onu göndermesinin en akla yatkın sebebi bu olurdu, bu iş sonsuza dek uzayabilirdi.
Dosyayı açtı ve Daisie'yle ilgili aldığı kişisel notları tekrar tekrar okudu.
Ta ki kapı çalınana dek.
"Buyrun." dedi, sesinin en kontrollü kısmını kullanıyor ve hafızasında kalmış kayışı gevşek adamı da olabildiğince içinde tutmaya çabalıyordu.
"Ah, günaydın Bay Hiddleston." diyerek içeri girdi Daisie, ardından Tom'un karşısındaki sandalyeye kuruldu.
"Tünaydın Bayan Brown." dedi Tom, sözcüklerinin iğneleyici olmamasına özen göstererek.
"Biraz geç kaldım, evet." dedi Daisie ve utangaçça kulağının arkasına sıkıştırdı kahve saçlarını.
Tom, kadının saçlarını değiştirmiş olmasını alışılmış buldu; ama yine de nazikçe belirtti.
"Saçlarınızı boyatmışsınız Bayan Brown?"
"Evet... Aynaya baktığımda, bu yaralarla birlikte fazla solgun durduğumu fark ettim." dedi ve üzerindeki koyu kahve elbisenin yakasını omzuna doğru sıyırarak omzundaki yara izini gösterdi. "Ayrıca psikoloğum da bir şeyleri değiştirmenin kendi sağlığım için iyi olacağını düşünmüş."
Tom, başını anlayışla aşağı yukarı salladıktan sonra gülümseyerek sordu.
"Sakıncası yoksa psikoloğunuzun kim olduğunu sorabilir miyim?"
Aklında oldukça net bir şekilde yanıp sönen bir isim vardı ve doğru cevabı düşündüğünden de neredeyse emindi.
"Reed Adler."
Reed, avukat olduğu gibi; bir üniversite daha okumuş ve psikoloji alanında da doktora yapmıştı.
Tıpkı Tom gibi...
Hayatlarında rekabet etmedikleri tek şey yoktu.
Ayrıca, bu kadının ona yollanmasındaki asıl sebep tam da Tom'un tahmin ettiği gibi kadının deli olmasıydı.
Bu iş artık varsayımdan çıkmıştı.
"Güzel." dedi Tom ve ellerini birbirinin üstüne sürterek konuşmaya devam etti. "Şimdi... Şu dava işini halletmek için kanıtlara ihtiyacım var Bayan Brown." dedi ve cam göbeği gözlerini, kadına dikti.
Hem delici, hem de beklenti içerikli bakışlardı bunlar.
"Üzgünüm," dedi kadın ve başını öne eğdi. "Kanıtım yok."
