3.Bölüm | Çaresiz

3.9K 433 187


Saatin kapağının iç yüzeyine o yazı kazılıydı.

Hale E.

Elizya'nın korku dolu sesi kulaklarını doldurduğunda Aras hızla kafasını kaldırdı. Elizya'nın ağzından dökülen kelimeler Kaptan'ın bakışlarını adeta dondurmuştu.

"Annem. Hale benim annem. O kutu babamın."

Aras gürültülü bir şekilde solurken, karmakarışık bir hal alan düşüncelerini toparlamaya çalışıyordu.

"Zeus'un istediğini yapmak zorunda değilsin." diye fısıldadı güçlükle, "Onun amacı hassas noktanı kullanıp seni yakalamak."

Elizya'nın sesi yalvarır gibiydi. "Anlamıyorsun... Be- ben... Babam kraliyet donanmasındaydı. 1,5 sene önce sefere çıktılar. O lanet sunalara, Silverwest'e... Babam..." derken hıçkırıyordu. "O öldü." Gür kirpiklerinin ardından sicim şeklinde beliren göz yaşı damlaları bir esaretten azad edilmiş gibi özgürce aşağı süzülmeye başladı. "Ne pahasına olursa olsun ona ne olduğunu bulacağım. Gerekirse kendim de dahil herkesi harcayarak..." Konuşmasını bitirdikten sonra masadan kalkmak için bir hamle yapmıştı ki; Aras, genç kızı bileğinden kavrayarak onun doğrulamasına engel oldu.

Tuttuğu bileği iyice sıkarak, "Başka bir yol buluruz." dedi. "O sana istediğin hiçbir bilgiyi veremez."

"Neden veremez?"

"Yani... Vermez Elizya. Amacı seni yakalayıp handa yaptıklarının intikamını almak sadece. Ve bu yüzden orda bulunma amacın olan hassas noktayı kullanıyor. Babanı."

Elizya sıkıntıyla geriye yaslandı. "Başka bir planın var mı?" dedi, diğer yandan da nemli gözlerini kurulamaya çalışıyordu.

"Koyu Liman'ı biliyor musun?"

Elizya gözlerini kırpıştırdı. "Daha önce hiç duymadım."

"Koyu Liman'da sana yardım edecek birilerini bulabilirsin. Silverwest korsanlarıyla ilgili bir çok bilgi orada mevcut. Bu gemi Neravol'e gitmeden önce muhakkak yakınlarında bir limana uğrayacak. Eğer oraya geçiş yaparsan senin için çok daha yararlı olur." Başıyla Zeus'un bulunduğu kısmı işaret etti. "Üstelik tehlikesiz."

Aras, masanın altında duran elindeki gümüş saati yavaşça cebine yerleştirdi.

Olabilecek en tehlikesiz yer, diye tekrarladı içinden. Orada hiç tehlike yoktu; Koyu Liman diye bir yer yoktu çünkü.

"Gemini sattığım adam Karaküpe'nin donanmasından bir adamdı. İstersen sana nerde ve nasıl bulabileceğini söyleyebilirim." Elizya'nın kelimeleri uzun süren sessizliği bozdu.

Aras kafasını iki yana salladı. "Gerek yok. Karaküpe'yi nasıl bulacağımı çok iyi biliyorum."

*

Yemek salonu yavaş yavaş boşaltılırken Elizya ve Aras görkemli kıyafetlerle süslenmiş kalabalığın içine karıştı. Zeus uzak bir köşede, dağılan kalabalığı dikkatle süzüyordu. Yanındaki, onunkiyle aynı garson kıyafetlerini giymiş olan adamın sesiyle dikkati dağıldı.

"Şimdiki planın nedir Kaptan? Emin misin kızın ortaya çıkacağından?"

"Limandaki herkese sorduk Teo, kız babasını aramak için günlerdir çırpınıyor." Elindeki kutuya baktı. "Bunu almak için ve babasına ne olduğunu öğrenmek için ortaya çıkacağına eminim."

Teo da bakışlarını mücevher kutusunun üzerine sabitledi. "Sahi Kaptan," dedi kutuyu göstererek, "-bunu nasıl elde ettin sen?"

Zeus altın dişlerini gösteren kocaman bir gülümseme kondurdu yüzüne. "Çok sevdiğim bir arkadaşımın yaptığım iyiliğe karşı verdiği hediyelerden biri."

ElizyaBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!