"Çok büyük bir travma atlattığını söyleyebilirim Bella. Peki onlar artık gittiler mi yoksa etrafınız da dolaşacaklar mı?"
"Hala birçok cevaplanamayan sorular var. Bana işleri bitmemiş gibi geliyor."
"Onlardan korkuyor musun?"
"Bilmiyorum. Aslında neler olacağını hiç bilmiyorum. Tahmin edemiyorum ya da göremiyorum."
"Sence delta olduğunda yeteneğin kaybolmuş olabilir mi?"
"Dediğim gibi bunu öğrendiğimden beri geleceği görmüyorum."
"Belki de buna sevinmelisin. Geleceği görmek o kadar da zararsız bir şey değildir. Bazen insana acı verebilir. Sürekli değişkenliklerini korurlar. Senin kafanı karıştırırlar."
"Sanırım haklısınız. Bu benim daha çok kafamın karışmasına sebep oluyor."
"Bana Tessa'dan bahset Bella."
"O iyi biri....Chris ile yaşamaya başladılar. Hatta okulda tarih öğretmenliği yapacağını duydum. Bunu çok istiyormuş. Onunla yakınlaşabiliriz. Sonuçta o beni anlayan sayılı kişiler arasında olacak."
"Seni anlayanları listeleyebilir misin?"
"Tabii.....Başa tabiki Chris'i koyuyorum. Ardından David, Ed, Eric ve Kate... Ve ah tabii Tyler da var."
"Peki ya Jessica?"
"Jessica da iyi bir kız ama beni anladığını düşünmüyorum."
"Aranızda bir olay mı geçti?"
"Bill'in kötü kızı oydu. Aynı zamanda onunla ilgili başka bir şey daha biliyorum. Belki de ona bu yüzden güvenmiyorumdur."
"Nedir o?"
"Aslına bakarsanız bunu söylemek istemiyorum."
"Pekala Chris'den bahsedelim öyleyse. Nasıl gidiyor?"
"Gayet güzel. O yokken düşünmek için kesinlikle çok fazla zamanım vardı. Sonunda doğru yolu bulduğumu düşünüyorum. Aramız iyi ve birbirimize iyi geliyoruz."
"David bu konuda ne düşünüyor?"
"O çok anlayışlı biri. Bana nasıl katlandığını bile bilmiyorum. Buna bozulduğunu sanmıyorum. Biz arkadaş kalmayı başardık ve şimdi o da mutlu."

   Kafamı önüme doğru eğdim.
"Adı Melissa ve bir bakıma delta olduğumu ondan öğrendim. Onun sayesinde. Hoş bir kız. Yüzme takımının kaptanı."
"Sende o takımdasın değil mi?"
"Evet öyle."
"Kendini bir şeylerle meşgul etmen seni rahatlatacaktır. İnan bana! Müzik ve resim derslerini de deneyebilirsin."
"Müziği bilmem ama resmi bir daha denemeyeceğime eminim. Öğretmenim ile kavga ettiğimizde kendimi kaybetmiş ve....ona saldırmıştım."
"Vay canına. Delta dürtüleri mi?"
"Bilmiyorum. Ne olduğunu anlamamıştım."
"Bu sene mezun olacağınız için çok heyecanlı olmalısınız."

   Az da olsa suratımı asmıştım.

"Yanlış bir şey mi söyledim?"
"Hayır...hayır ben sadece....bu sene mezun olacağımı düşündüğümde içimde bir burukluk oluyor."
"Bu burukluğun sebebini biliyor musun?"
   Kafamı olumlu anlamda salladım.

"Evet biliyorum."
   O sırada gözümden birkaç damla yaş akıp gitmişti.
"Sanırım bu arkadaşlarımla ilgili."
"Yoksa lise bitince arkadaşlarınla bir daha yakın olamayacağını mı hissediyorsun?"
"Aslında hissetmiyorum. Bunu biliyorum. Okulun başladığı ilk zamanlarda zaten sürü tamamen birbirinden kopmuştu. Neredeyse kimse kimseyle konuşmuyordu. Hepimiz çok korkuyorduk."
"Ama artık öyle bir olayınız yok Bella."
"Şu anda yok ama bu ilerde olmayacağı anlamına gelmiyor. En çok David için endişeleniyorum. Hala sürüden ayrılmayı düşünüyor."
"Bunu neden istediğini biliyor musun?"
"Sanırım Ed yüzünden. Artık kendini onlara yakın hissetmediğini söylüyor. Sanki onun alfası Ed değilmiş gibi. Onun dediklerinden etkilenmiyor."
"Belki de evrim geçiriyordur."
"Bunu bilmiyorum ama kararlı gibi.."
"Peki ya Chris'in sürüsü? Sana o virüsü bulaştırdıkları için Chris onları cezalandırmış olmalı."
"Bunu isteyerek yapmadıklarını çok iyi biliyorum. Onların tek istedikleri Chris'ti. Benim de öyle..."
"Kate ve Eric ne durumdalar?"
"Kate'in Eric'i hala sevdiğini biliyorum ama Eric artık Kate'e o gözle bakmıyor."
"Onu neden istemediğini biliyor musun?"
"Aslında Eric şu anda bu tür şeylerle uğraşamayacak kadar meşgul. Ailesi İngiltere den döndü ve bu onun üzerinde bir baskı yarattı."
   Gülümsedim.
"Artık evinde parti veremeyecek." Dedim.
"Amcan ve James neler yapıyor."
"Sanırım ikisi de bana gerçekten değer veriyorlar. Bunu her hareketleriyle bana hissettiriyorlar. Özellikle James....bana tam ağabeylik yapıyor. Her ne kadar aynı yaşta olsak da...onu ağabeyim gibi hissetmiyorum desem yalan olur."
"Tyler da çok hoş bir çocuk."
"Evet öyle."
"Senden hoşlanıyor gibi.."
"Ben de ondan hoşlanıyorum ama yalnızca arkadaş olarak."
"İlk başlarda ona güvenmediğin için kendini suçladın mı?"
"Kesinlikle evet. Ne kadar çok suçladığımı bilseydiniz şaşırırdınız."
"O iyi bir çocuk."
"Kesinlikle." Dedim gülümseyerek.
"Peki ya şu kasabaya yeni taşınan çocuk? John Andrea."
"Evet sanrım İtalyanlar."
"Tıpkı senin annen gibi."
"Evet."
"Andrea ismi ile ilgili ne düşünüyorsun?"
"Tessa bana bu aile için...tarihlerini öğrenirsem aklımı kaçıracağımı söyledi."
"Evet bunu daha önce de söylemiştin. Peki ne düşünüyorsun? Bunu bilmek istiyor musun?"
"Bilemiyorum. Bir gün olur da araştırmaya kalkışırsam...neler olacağını bilmiyorum. Belki de Tessa'nın dediği kadar vardır."
"Yan tarafınıza taşındılar. Bunun için endişeleniyor musun?"
"Hayır. Onlarda bizler gibi insan."
   O sırada başımı eğdim ve gülmeye başladım.
"Pekala. Sözümü düzeltiyorum. Onlarda caddelerde dolaşan normal insanlar gibi...bir insan."

   O da gülümsemişti. Daha sonra ciddileşti.

"Peki ya sen Bella? Sen kendini nasıl hissediyorsun? İlerleyen zamanlarda hayatında neler değişecek sence?"
"Ben iyiyim...sadece biraz endişeliyim sanırım. Aslında son iki yıldır her saniye de adrenalin salgılamaya o kadar çok alışmışım ki sanki bir şeyler eksikmiş gibi geliyor."
"Gücünü kontrol edebiliyor musun? Bu sana nasıl hissettiriyor?"
"Henüz kontrol edebildiğimi söyleyemem ama sanki her şeyi yapabilecekmişim gibi hissediyorum. Bilirsiniz....duvarlarda tırmanmak, uçabilmek ve korkusuz olmak. Şu anda kesinlikle bunları hissediyorum."
"Hala dolunayda sorun yaşıyorsun yani.."
"Aslında daha bir kere yaşadım. Onda da vücudum uyuşuk olduğu için dönüşmemiştim. Ama pençelerimi kullanabilmiştim."
"Son günlerde düşünmek için ormana gittiğini duydum."
"Evet sizinle konuşmadan önce öyleydi. Bazen insan kafa dinlemek istiyor. Kendini dinlemek. Bir bakıma kendi kendine derman oluyorsun. Yalnız kalmak istediğimde ya oraya gidiyorum ya da nehrin yakınlarına. Bu benim için harika bir fırsat oluyor."
"Düşünmek için mi?"
"Aslında daha çok...bilmiyorum bu ne kadar normal ama...sanki yalnız kaldığım zaman aslında kalmıyormuş gibi hissediyordum. Annem ile babamın yanımda olduklarını ve benimle konuştuklarını hissediyorum. Onları duyabiliyorum....işte Dylan'ı affedememin bir nedeni de bu...ailemi öldüren piçin yanında oldu. Aynı şeyi Jessica da yaptı. Ölmeden önce ona, onu affettiğimi söylemiştim. Ama hayır..asla affetmedim." Dedim ve gözümden teker teker akan yaşları sildim.

   Bayan Wesley'in bana doğru uzattığı peçeteyi aldım ve yüzümü sildim.
   Gülümsüyordu. Ayağa doğru kalktı.

"Bugünlük bu kadar Bella." Dedi ve elini uzattı.
"Teşekkür ederim." Dedim uzattığını elini sıkarak.
"Ne zaman konuşmak ve içindekileri boşlatmak istiyorsan...mutlaka gel." Dedi.

  Kafamı olumlu anlamda salladım ve tekrar teşekkür ederek odadan çıktım....

   Arkadaşlar umarım başlangıcımı beğenmişsinizdir. Bu arada yeni kitabımız hayırlı uğurlu olsun🎉🎉🎉

   Lütfen ilk üç kitapta olduğu gibi bu kitapta da hep benimle olursunuz. Sizi seviyorum. Bir dahaki bölümde görüşmek üzere sizi bekletmeyeceğime emin olabilirsiniz💗

Kurtlar Arasında (4. Kitap)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!