§19§

14.3K 1.6K 513
                                    

"Ben var mıydım? Öyleyse şimdi neyim?"


***


"Jeon Jungkookiee~!!"

Jungkook, havaalanının kapısında beklerken süratle ona doğru koşan Jimin'e korkuyla baktı.

Jimin kollarını açmış ve ona ulaşmak üzereyken Jungkook bir adım sağa kayınca Jimin Jungkook yerine bavuluyla sarılmış oldu.

Yalpalayarak yerden kalktı ve üzerini silkeledi. "Yah! Benden kaçıyor musun sen?!"

Jungkook göz devirip kollarını göğsünde çaprazladı. "Keşke yapabilseydim."

Jimin ona ters bir bakış attıktan sonra kollarını hızlıca ona sardı. "Odunluklarını bile özledim Jungkook~"

"Yah, hyung!" Jungkook kendisinden kısa olan bedeni ittirmeye çalışsada başarılı olamamıştı. En sonunda vazgeçip güldü ve Jimin'e sarıldı. "Bende seni özledim."

Jimin neşeyle geri çekildi ve Jungkook'un valizini aldı. "Yorgun olmalısın. Jin hyung arabada bekliyor, hadi gidelim."

Jungkook gülümseyip başını salladı ve yürümeye başladılar.

"Sanki birazcık uzamışsın." dedi Jungkook gülerek.

Jimin onun koluna bir yumruk çaktı ve "Boyumla dalga geçmekten vazgeç." dedi.

Jungkook yüzünü buruşturarak kolunu ovuşturdu. "Vücut mu çalıştın sen?"

Jimin sırıttı. "Elbette."

Arabaya vardıklarında Jin camdan onları gördü ve inip Jungkook'a doğru ilerledi. "Woah, Jungkookie'miz geri dönmüş!"

Jungkook güldü ve sarıldılar. Jimin dik dik bakarken Jin gözlerini devirdi ve "kıskanma." dedi.

Arabaya binip yola çıktıklarında Jimin Jungkook'a California'yla ilgili bir ton soru sormuştu. Jungkook onu geçiştirip yorgun olduğunu söyleyince pes etmişti.

Jungkook'un evinin önünde durduklarında Jimin onu uyandırdı. İnip valizini aldı ve eve doğru ilerlediler.

Kapı çalındıktan bir süre sonra açan kişi Junghyun olmuştu.

"Jungkook!"

"Hyung!"

Jungkook abisine sıkıca sarıldı. İçerden bir çığlık sesi geldi. "Jungkook!"

Jungkook güldü. Bu annesiydi. İçeri adımını atar atmaz annesi resmen üzerine atlamıştı.

"Benim küçük Jungkookie'm!" annesi ona sarılıp yanağına öpücükler kondururken diğerleri gülüyordu.

"Yah anne! Büyük Jungkook olamaz mıyım?"

Junghyun güldü. "Vazgeç Kook, bana bile sürekli küçük Junghyunie deyip duruyor."

Anneleri güldü ve geri çekildi. "Hadi gel, aç olmalısın."

***

Jungkook, üç gündür ailesi ve arkadaşlarıyla birlikte keyifle vakit geçiriyordu. Öyle ki California'yı neredeyse unutmuştu bile.

İnsanın kendi evi gibisi yok, diye düşündü yatağına yaylanırken.

Arkadaşlarıyla gezmeden yeni dönnüştü ve uzun süredir yürümekten bacakları uyuşmuştu.

"Jungkook! O pasaklı kıyafetlerle yatmamışsındır umarım!"

Annesinin içerden gelen sesini duyunca ofladı ve dolaptan pijamalarını almak için kalktı. Bir adım atmıştı ki ayağına bir şey takıldığını fark etti.

Yatağının altına koyduğu valizinin ipi ayağına dolanmıştı. Jungkook ipi çekip valizi aldı ve o sırada valizin gizli bölmesinden bir şey yere düştü.

Jungkook, yere düşen kalın kitabı eline aldı.

Bu kitabı görür görmez aklına gelen ilk şey, Ellis olmuştu.

Ve de Heilin.

Jungkook kitabı yatağına koydu ve hızlıca pijamalarını giyip kitabı alarak yatağa uzandı.

Tanıdık sayfaları tek tek karıştırırken bu sefer hayaletleri es geçti.

Uykusu gelene ve gözleri kapanmaya başlayana kadar iblislerle ilgili şeyler okudu. Sonunda kitabı kapattı ve komodinin üstüne koydu.

Fakat tam yatmak için pikeyi çekeceği sırada küçük çaplı bir çığlık attı.

"S-sen... Burada ne işin var?" dedi korkulu gözlerle ona bakarken.

"Beni sık sık arayacağını söyledin, ama üç gündür hiç aramadın." dedi Ell tok bir sesle.

Jungkook elini kalbine götürdü ve derince nefes aldı. "B-bu.. Nasıl olabilir? California'dan buraya kadar nasıl gelebildin?" dedi evdekilerin bağırma sesini duymamış olduğunu umarak.

"Yüzerek." dedi kız ona ifadesizce bakarken.

"Ha ha. Ne komik." Jungkook yüzünü buruşturdu.

O anda aklına kitaptaki o tanıdık satırlar geldi.

"Hayaletler belli bir mekan veya alana sıkışmış durumdadırlar"
"Sizi gittiğiniz her yerde takip edemezler"

Jungkook, kaşlarını çatarak ona baktı. "Nesin sen, Ellis?"

• The Carpet Π Jeon Jungkook •Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin