§18§

13.5K 1.6K 145
                                    

"Beni bırakma."


***


"Yani gidiyor musun?" dedi Ell oturduğu yataktan valizini hazırlayan Jungkook'u izlerken.

"Evet, yaz tatili olduğundan bir süre Kore'de kalacağım. Ailem ve arkadaşlarımı çok özledim." dedi Jungkook tişörtünü katlayıp valize koyarken.

Ell bacaklarını kendine çekti ve kollarını bacaklarına sarıp öylece Jungkook'a baktı.

Jungkook gözlerini ona çevirdiğinde gülmeden edemedi. "Bana öyle bakma. Benden önce de yalnızdın, buna alışıksın değil mi?" dedi tekrar valizine yönelerek.

"Elbette." dedi Ell bakışlarını daha ciddi bir şekile sokmaya çalışarak. "Ama seninle olmaya yalnız olmaktan daha çok alıştım."

Jungkook başını kaldırıp ona baktı. Kızın gözlerindeki kırgınlığı görebiliyordu.

"Üzgünüm, ama annemin gazabından daha çok korkuyorum." dediğinde Ell gülümsedi. Ardınan gülümsemesi daha buruk bir hale geldi. "Sen annene gidebiliyorsun, ama ben benimkine gidemiyorum. Neden Jeon?"

Jungkook boğazında hissettiği yumru ile yuktundu. Ona annesinin ölmüş olduğu geeçeğini nasıl söyleyebilirdi ki?

"Mutlaka bir gün, ona kavuşursun." diyebildi zorlukla. Ell'in yüzünde açan umut ifadesi Jungkook'u daha çok üzüyordu.

"İkisine de kavuşurum değil mi? Babamı da çok özledim."

Ell ayaklarına bakarken Jungkook onun aslında ne kadar saf ve masum olduğunu düşündü. Korkunç bir ruh sıfatı ona yakışmıyordu. Tabii, onu sinirlendirmediğiniz sürece.

Jungkook ellerini yüzüne koyup kızın başını kaldırdı ve gözlerine bakmasını sağladı.

"Ev telefonunu açsan iyi olur, çünkü gittiğimde seni sık sık arayacağım, Ellis Frank."

• The Carpet Π Jeon Jungkook •Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin