5 "Neden Kıskanıyorsun?"

En başından başla

"Ne saçmalıyorsun sen, hiçbir yere gidemezsin!" Sesini yükseltmişti.

"Giderim Yiğit Bey." Titriyordum...

"Hiçbir yerde iş bulmana izin vermem, duydun mu izin vermem! İnan ki yaparım, asla iş bulamazsın." Dedi, şaşkınlıkla Yiğit Bey'e baktım.

"Sırf benimle konuştuğu için mi kovacaksınız, bu yüzden mi işsiz kalacak?" Gözümden bir damla yaş süzüldü...

"Sırf bir şoför için patronuna karşı geliyorsun. Bir şoför parçası senin için bu kadar önemli mi cidden?" Dedi sinirle.

"Yiğit Bey, o şoför parçasıysa ben de hizmetçi parçasıyım. Daha fazla bu evde kalmak istemiyorum!" Dedim, tam arkamı dönüp gidecekken kolumu tuttu.

"Gidemezsin, asla iş bulamazsın!"   Dedi.

"Giderim Yiğit Bey, Sami amca ve karısı zaten onlarda kalmamı istiyor. Emin olun ki, çalışmasam hiçbir şey demezler. Ben sadece kendi ayaklarımın üzerinde durabilmek için burada çalışıyorum." Dedim, Yiğit Bey birden beni kolumdan tutup kendisine doğru çekti.

"Gidemezsin, izin vermiyorum!" Dedi sinirle.

"Eğer o giderse emin olun giderim!" Dedim.

"Gitmeyeceksin, burada kalacaksın!'' Bu adam kendini ne sanıyordu?!

"Yiğit Bey-" Sözümü kesti.

"Neden onun burada kalmasını bu kadar çok istiyorsun?" Diye sordu.

"Çünkü benim yüzümden kovulursa vicdan azabı çekerim. Yiğit Bey, lütfen kovmayın onu." Gözlerimiz birbirine kenetliydi ve çok içten bakıyordu...

"Yani kalmasını istemenin başka bir nedeni yok?" Dedi, şaşkınlıkla Yiğit Bey'e baktım.

"Tabii ki yok, o benim arkadaşım." Dedim.

"İyi, olamaz da zaten!'' Siniri biraz geçmiş gibiydi.

"Kovacak mısınız?'' Yalvaran gözlerle ona baktım.

Eğer kovarsa çok üzülürdüm...

"Evet." Alayla sırıtıyordu..

"Yiğit Bey, lütfen...'' Ağlamamak için kendimi sıktım.

"Bir şartla." Dediğinde hevesle gözlerine baktım. "Bir daha, yanından dahi geçmeyeceksin. Yüzüne bakmak yok, konuşmak asla yok. Eğer sizi bir daha konuşurken görürsem onu işsiz bırakırım." Dedi.

"Neden beni kovmuyorsunuz?" Dedim anlamayarak.

"Sana ne?'' Demesiyle göz devirdim.

"Peki Yiğit Bey." Dedim, tam gidecekken yine kolumu tuttu.

"Bir teşekkür etseydin." Dedi sert hâline geri dönerken, kovulacak hiçbir şey yapmamıştık.

"Teşekkürler Yiğit Bey." Dedim yine de, en azından ikna edebilmiştim. Hâlâ gözleri gözlerimdeydi, bana öyle bir bakıyordu ki...

"Asya...'' Diye mırıldandı

"Efendim?" Sesim kısık çıkmıştı.

Bana biraz daha yaklaştı.

"Beni deli ediyorsun." Dedi, aramızda birkaç santim vardı.

"N-Ne?" Dedim kekeleyerek, elini kaldırıp saçlarıma götürdü.

"Beni bu kadar sinir ediyorsun ve seni kovmuyorum..." Dedi, daha çok kendisiyle konuşuyor gibiydi.

"Kovmayı istiyor musunuz peki?" Yavaşça saçımı okşadı.

Serseri Patronum (KİTAP OLUYOR)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!