4 "Kıskançlık"

209K 9.9K 3.4K

Serseri Patronum, Epsilon Yayınları farkıyla çok yakında raflarda yerini alacak!

Kitap olacağı için, ilk 5 bölüm dışında diğer bütün bölümler kaldırılmıştır.

Burada yazmış olduğum bölümler ile kitap hâli tıpatıp aynı olmayacaktır. Daha farklı ve daha güzel bir Serseri Patronum sizleri bekliyor olacak... :)

ASYA

Başımdaki ağrıyla birlikte inledim.

"Asya?" O kalın sesi duydum...

"Y-Yiğit." Dedim kısık çıkan sesimle, kolumdaki acıyla inledim.

"İyi misin?" Yavaşça gözlerimi araladım.

"Hı?" Anlamayarak ona bakıyordum.

"İyi misin diye sordum?'' Yutkundum.

"A-Anlamadım, başım çok ağrıyor." Dedim, yavaşça yanıma geldi. Kaldığım odaya bakmak aklıma gelmişti sonunda, etrafıma baktım. Normal hastane odasıydı, kolumda ise serum vardı.

"Neyse, hastasın diye üstünde durmayacağım." Dedi ve elini alnıma koydu.

"Ne oldu bana?" Dedim korkarak, terslemesinden çok korkuyordum.

"Ateşin çıktı, hastaneye getirdim. Doktor da çok ateşi var yirmi dört saat müşahede altında tutmamız gerekiyor dedi. Yani anlayacağın bir gün sonunda uyandın ve ateşin düştü." Dedi.

"Bir gün gün uyudum mu?" Dedim şaşkınlıkla.

"Evet." Dedi omuz silkerek.

Her şey aklıma birer birer gelmeye başlıyordu... Yatağıma gelip beni sarsması, telaşlanması.. Evet, ona Yiğit demiştim. Şimdi dediği şeyi anlamıştım, utançla Yiğit Bey'e baktım.

"Özür dilerim." Kaşlarını kaldırdı.

"Ne için?" Dedi.

"Sizi uğraştırdığım için..." Dedim, omuzlarım çökmüştü.

Yiğit Bey seruma baktı.

"Serumun da bitmesine az kaldı." Dedi.

"Teşekkür ederim, hastaneye getirdiğiniz için." Dedim ve önüme bakmaya başladım.

"Ben dışarıya çıkıyorum, serumu çıkarttıklarında gelirsin." Dedi ve hızla odadan çıktı. Gözümden bir damla yaş aktı, ben ne yapıyordum?

Arabada başımı boynuna gömmüştüm, o ise bana sımsıkı sarılmıştı. Bu kadarı çok fazlaydı... Bundan fazlası olamazdı, en iyisi artık uzak durmaktı. Yoksa kendimi durduramayacaktım, onun gözünde asla bir öneme sahip olamayacaktım.

***

Serumu çıkarttıklarında yavaşça toparlanıp odadan çıktım.

Dışarı çıktığımda siyah bir arabanın yanında bekleyen Yiğit Bey'i gördüm. Hızla yanına doğru yürüdüm.

"Yiğit Bey." Çekinerek ona baktım, sürekli bağırıp çağırdığı için korkuyordum.

"Ne oldu, daha iyi misin?" Dedi, şaşkınlıkla Yiğit Bey'e baktım. Benim nasıl olduğumu mu düşünüyordu?

Bugün kaç kez iyi olup olmadığımı sormuştu...

"İyiyim Yiğit Bey." Biraz kötü hissediyordum..

"İyi geç arabaya." Dedi ve hızla arka koltuğa bindi. Şoför sürücü koltuğuna geçtiğinde derin bir nefes aldım, sanırım ön koltuğa geçmem daha iyi olacaktı. Sonuçta sadece evde çalışan bir hizmetçiydim, arka koltuk doğru olmazdı.

Serseri Patronum (KİTAP OLUYOR)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!