14. BÖLÜM *Yeni Bölüm*

3.9K 189 8


- Ah, Jenna ben şimdi ne yapacağım lütfen söyler misin? dedi Emma ümitsizce gözlerinin rengi ile aynı tonda olan mavi yatak örtüsünün kapladığı yatağına otururken.

- Daha önce de dediğim gibi Emma. Ondan uzak durmalısın, dedi Jenna, Emma'nın yanına oturarak.

- Ama nasıl? Bana aşık olduğunu söyledi şimdi ne yapacağım ?

- Eğer ona umut vermez ve tepkini koyarsan hiçbir sorun olmaz Emma.

- Nasıl bu kadar emin olabiliyorsun Jenna? Lord Henry'nin çapkın olduğunu söyleyen sen değil miydin? Benim peşimi bırakmayacak, dedi Emma umutsuzca.

- Eminim. Çünkü Henry'i gayet iyi tanıyorum Emma. Eğer peşini bırakmazsa gerekeni yaparız. Telaşlanmana gerek yok.

- Tek sorun o olsa yine iyi. Bana James'i sevmediğimi ima etti Jenna. Ah, çok mu belli ediyorum acaba?

- Henry mi James'i sevmediğini söyledi? dedi Jenna şaşkın bir şekilde.

- Yani tam olarak James'i sevmiyorsun demedi aslında. Ben James'i seviyorum dedim ve o da 'Daha dediklerine kendin dahi inanmazken beni nasıl inandıracaksın?' diye sordu. Sence de çok garip değil mi?

- Tabii ki de garip Emma. Ortada halletmen gereken bir kişi varken bir de olaya Henry'de dahil olursa emin ol işin çok ama çok zorlaşacak. Bir an önce senden umudu kesmesi gerekiyor.

- Bende elbette beni sevmemesi gerektiğinin farkındayım Jenna. Fakat Henry'e sadece 'benden uzak dur' demekle ortadan kaybolacak bir insan olmadığını sende en az benim kadar iyi biliyorsun.

- Merak etme Emma. Bu aralar av için hazırlık yapılıyor. En geç yaklaşık 16 güne kadar hazırlıklar tamamlanır, ava çıkarlar. O zaman büyük ihtimal Lord Henry'de ava gider.

- Av mı? diye sordu Emma şaşkın bir şekilde. İlk sorusunun ardından bir soru daha sordu. Bu av ne kadar sürer Jenna?

- Değişiyor. 2-3 ay sürer.

- 2-3 ay, hım. Desene uzun bir süre sarayda yalnız olacağım.

- Yalnız olmayacaksın Emma. Düşes Victoria ve Leydi Katherin de yanında olacak ve tabii ki ben de.

Emma gülümsedi . Yanında her zaman birilerinin olduğunu hissetmek ona huzur ve güven veriyordu.

*****

James odada bir o yana bir bu yana dönüp duruyordu. Henry'nin Isabel'e karşı bakışları hâlâ aklından çıkmıyordu. Kötü şeyler düşünmek istemiyordu fakat kuzenini de gayet iyi tanıyordu. İç sesi tıpkı bir bozuk plak gibi "Çapkın Lord Henry" diye tekrarlayıp duruyordu.

Hanry'nin "Çapkın" unvanı nam salmıştı. Kuzeninin kime aşık olduğu kesinlikle onu ilgilendirmiyordu. Ama söz konusu müstakbel nişanlısı olduğunda bir şeyler hissetmesini düşünmek James'i çıldırtıyordu.

Bir an önce bir yolunu bulup Henry'i saraydan yollamalı, ondan kurtulmalıydı. Belki de yanlış düşünüyordu. O bakış sadece boş, bir anlık öylesine bir bakıştı. Fakat daha önce de Isabel'e olan bakışlarını yakalamıştı ve bu bakışlar hiç de normal değildi.

Bunlar aklına geldikçe iyice kötü oluyordu.

******

Ertesi gün sabah ilk işi Henry'nin odasına gitmek oldu. Odasının kapısını çaldı ve "Girin" sesini duymasının üzerine odaya girdi.

Henry çoktan hazırlanmış, aynanın karşısında saçlarını düzeltiyordu. Koyu kırmızı perdeler sonuna kadar açılmış, güneş ışığı tüm odayı aydınlatıyordu. Perde ile aynı tonda olan yatak örtüsü güneş ışığı ile ahenk içerisindeydi. Zemini kaplayan kar beyazı halı odaya ferahlatmış, antika aksesuarlar odaya daha hoş bir hava katmıştı.

KALBİMDEKİ LEKE #Wattys2017Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!