Bundan sonra hikayeme çok dikkat edeceğim. sizi asla ama asla bekletmeyeceğim. Sınırı isterseniz bugün geçin, geçer geçmez yeni bölümü koyacağım. Artık düzenli olacağım. Söz <3

60 Reads

10 Votes

3 Comments

“Sen, ben ve bebeğimiz.”

Gözlerim kutu kola şişesinin üst kısmı kadar büyümüştü. Nasıl yani? Bebeğimiz?! Bebeği?! Öte yandan kabul etmezsem başıma gelecekleri tahmin bile edemiyordum. Mark olmadan, bebeğim olmadan yaşamak… Benim için ölümden farksızdı. Ölümdü. Hem de en acılısı. Cevap vermek için önce ellerimi yandaki takım elbiseli adamlardan kurtarmam gerekiyordu ki öyle de yaptım. Onlar da güç kullanmadılar zaten. Kullansalar hayatta çıkamazdım. Dimdik dikildim karşısında. 2 sene önce olduğundan daha yakışıklıydı. Ama diğer yandan bakacaksak, 2 sene önce de piçti, şimdi de piç. Hem de piçin önde gideni. Pislik. Irz düşmanı. “Yanında kalsam ne olacak ki?” güldü. “O tarz bir şey olmayacak ama istersen…” Kaşlarımı çattım. İyi de ben bunu kastetmedim! O pislikle tekrar birlikte olmak. Öldürün beni. Lütfen. Tam tokat atacaktım ki, hayır. Dudaklarıma yapışmadı. O tarz biri olmadığını biliyorum. Elimi sıkıca tutup sıktı. Yüzümü buruşturarak çekmeye çalıştım. Ama o daha da çekerek yüzlerimizi yaklaştırdı. Fısıldaması bile tüylerimi ürpertiyordu. “Bir daha sakın bana vurmaya kalkışma. Canı yanan sen olursun.” Ardından kollarımı hiç de nazik olmayacak bir şekilde bıraktı. Arabasına yerleşti. Kucağında da oğlum. Onun ellerimden kayıp gitmesini izleyecek miydim? Asla. “Dur!” diye bağırdım. Aniden araba durdu. İçinden çıkan iri cüsseli öküz bana doğru yürümeye başladığında 1-2 adım gerilesem de korkmuyormuş gibi davranmaya çalıştım. “Kabul ediyorum.” Zafer kazanmış bir edayla güldü.

Arabada suratına bile bakmadım. Bakmam da zaten. Pislik. Canı cehenneme! Eğer o sıradan hikayelerden birinde olsaydınız, kız muhtemelen acınası bir şekilde bu aptala aşık olurdu. Yadırgamam da çocuk yakışıklı. Ama beni tanımıyorsunuz. Ben o tarz bir insan değilim. Bu insanları sevmem uzak durmaya çalışırım. Olmadı polise şikayet ederim. Ah tabi! Bu geri zekalı kesin bağımlı falandır. Polise şikayet etsem de kurtulsam… Ne güzel olur değil mi ama? Mutlu son! Boşuna kızmayın kızlar, benim hikayemde mutlu sonlar böyle oluyor. Arabanın girdiği malikaneye baktığımda gözlerim bu kez bir leğen kadar büyümüştü. Şu eve de bakın! Müthiş! İç-dış havuz, bilmem kaç tane oda… Bu çocuk ne iş yapıyor tanrı aşkına? Bu da soru mu? Yasa dışı işler yaptığına bahse girerim. Araba görkemli evin en az onun kadar görkemli otoparkına girdiğinde… Durun biraz! Bu evin otoparkı bile cool. Öldürün beni. Ya da öldürmeyin. Önce şu havuzun tadını çıkarmak istiyorum. Ne diyorum ben? Bu aptal inşallah o havuzda boğulur.

Muhtemelen 15 kez kaybolacağım malikaneye girdiğimizde gözlerimi alamamam doğru. Sonuçta ev kocaman. Her yerde altın oymalar, dama zemin taşlarla örtülü bir antre, klasik-modern tarzda döşenmiş müthiş bir salon. Bana bir odayı işaret ettiğinde içeriye girdim. Oda demiştim değil mi? değiştiriyorum. Burasının metrekaresi benim eski evimin tamamından daha fazla. Mark’ı başka bir odaya yerleştirilmeye kalktığında elini tuttum. “Benimle kalsın.” Elimden kurtuldu. “Ağlar. Uyuyamazsın.” Bu sefer kucağından aldım. “1 yıldır ağlıyor. Ben alışkınım. Ah ama doğru, sen değilsin değil mi? odan umarım uzaklardadır.” Gülerek yandaki odayı işaret etti. İşte şimdi boku yedim. Bu bağımlıyla odalarımız yan yana. Neyse, uzak dururum olur biter, değil mi? Sonuçta evin boyutuna bakarsak o kadar da zor değil. O muhtemelen aşağıda bir yerde - cehennemin dibine kadar yolu var – kurulmuş sigara içiyorken ben yavaş ve ürkek adımlarla salondan içeriye girdim. Salona girdiğinde söylediği sözler… ne dedi o? Psikolojimi derinden sarsacak sözleri söylediğinde bu kez ölmek istedim. Gerçekten istedim. “Senden bir çocuk daha istiyorum.” Sanki zaman durmuş gibiydi. Aklımda yankılanan 5 kelime beni karanlığa doğru sürüklerken kelimeler hecelere ayrılıyordu. Ağır çekim gibi. “Senden bir çocuk daha istiyorum.”

Bebeğimi Benden Alamazsın..!Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!