Yiğit Bey içeriye girdiğinde gülümsemeye çalıştım.

"Günaydın." Dediğimde tabii ki cevap vermemiş, hatta yüzüme bile bakmamıştı.

Masaya oturduğunda gözleri bana döndü.

"Portakal suyu istediğimi hatırlamıyorum?" Dedi sert bir ses tonuyla.

"Selma söyledi her sabah içtiğinizi-" Sözümü kesti.

''Sana böyle bir şey söylediğimi hatırlamıyorum?" Bana bu kadar kötü davranmasına ne gerek vardı ki?

"Özür dilerim, içecek olarak ne istersiniz?" Dedim ve hızla masadaki portakal suyunu aldım.

"Ben sana alabilirsin dediğimi de hatırlamıyorum." Dedi.

"Ne içeceksiniz?" Dedim bıkkınlıkla.

"Tavırlarına dikkat et." Dediğinde derin bir nefes aldım.

"Özür dilerim Yiğit Bey, ne içerdiniz?" Dedim ve yeniden gülümsemeye çalıştım.

"Portakal suyunu ver." Dedi, şaşkınlıkla karşımdaki adama baktım.

Resmen benimle dalga geçiyordu!

"Neden benimle dalga geçtiğinizi sorabilir miyim acaba?" Dedim sinirle.

"Hm düşüneyim, soramazsın." Dedi ve gözüyle elimdeki bardağı işaret etti. Elimdeki bardağı masaya koydum. Portakal suyundan bir yudum aldı ve yüzünü buruşturdu.

"Bunu beğenmedim, bir daha yap"' İnanamayarak ona baktım.

''Bildiğiniz evdeki portakalları sıktım, tadı nasıl kötü olabilir ki?'' Öfkeyle ona baktım.

"Beğenmedim dedim, bir daha yap!" Dedi, sinirle yanına gittim ve elindeki portakal suyunu alıp hızla dudaklarıma götürdüm. İçtiğimde gayet güzel olduğunun farkına vardım. Bardağı yavaşça masaya bıraktım.

"Neresi kötü olmuş ki?" Dedim, Yiğit Bey sırıtarak bana baktığında neden sırıttığını düşünüyordum. Aptal aptal ona bakarken kendime geldim!

Kahretsin, adamın içtiği bardaktan içmiştim!

"N-Neyse ben yenisini yapayım." Hızla bardağı elime aldım. Tam dökecekken beni durdurdu.

"Ver, vazgeçtim içeceğim." Dedi.

"Olmaz bu bardakla ben içtim, bu yüzden size yenisini yapacağım." Dedim.

"Yeni istemiyorum, uzatma da elindekini ver." Dedi.

"Ama-" Sözümü kesti.

"Asya!" Diye uyardı, ilk defa adımla sesleniyordu. Elimdeki portakal suyunu masaya bıraktım. Yiğit Bey yavaşça önündeki krepi yemeye başladı ve ardından portakal suyundan bir yudum aldı.

Ve sorun şuydu ki, ikimizde aynı taraftan içmiştik! İçtiği tarafı değiştirmemişti.

"Ben gideyim mi artık?" Dedim.

"Hayır." Dedi, sıkıntıyla ayağımı yere vurup beklemeye başladım. Bu adam çalışanlarını takmıyordu bile, beni neden yanında bekletiyordu ki?

Diğer çalışan kızlarla da konuşuyor olabilir miydi ki? Hemen bunu öğrenmeliydim!

"Gidebilir miyim?" Diye tekrar sordum.

"Gidemezsin." Dedi.

Kahvaltısını yaparken bana bakarak yapıyordu. Bakışını bir saniye olsun üzerimden çekmiyordu, rahatsızlıkla yerimde kıpırdandım.

Serseri Patronum (KİTAP OLUYOR)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!