Bölüm 3

1.2K 95 36

Satır aralarına yorum yapmayı unutmayın, iyi okumalar :)

Savaş komodinin üzerinden telefonunu alıp kendini yana doğru attı ve telefonu kulağına götürdü.

"Efendim Aliciğim?"

O sesindeki siniri yatıştırmaya çalışırken ben ise gülerek yataktan kalktım. Dolabın karşısına geçip elime siyah bir bikini ve plaj elbisesi aldıktan sonra odadaki banyoya doğru yürümeye başladım.

Tabi ki de Savaş'ın yanında giyinmeyecektim.

Üzerimi değiştirdikten sonra banyo dolabındaki güneş kremini de alıp odaya geçtim. Savaş altındaki deniz şortunun üzerine az önce çıkardığım penyesini giyerken güneş kremini kapının yanında duran plaj çantasının içine attım. Çantanın içine lazım olacak olanları da attıktan sonra güneş gözlüğümü alıp saçıma geçirdim.

"O bikiniyle hiçbir şekilde dolaşamazsın."

Bileğime siyah, ince tokamı geçirirken yalandan somurtarak Savaş'a döndüm.

"Ama Savaş-"

"Aması yok bu işin Nazlı. Bir de milletin sana bakmasıyla uğraşamam."

Kapı zilini duymamla yerden çantayı alıp koşarak odadan çıkarken "Çok geç," diye bağırdım. Arkamdan bir şeyler homurdanmıştı ama aldırış etmemiştim.

Kapıyı açıp karşımdaki Ali'ye gülümsedim. Savaş şu an ona çok sinirli olmalıydı ama belli eder miydi, bilmiyordum.

"Nazlı hadi! Gelin artık!"

Bahçe kapısının önündeki arabanın yanında duran Selin'e bakarak "Geliyoruz," diye bağırdım. Havuzu, denizi çok seven Selin'in şu an bu kadar sabırsız olmasını normal karşılıyordum. Arkamda kalan merdivenlerden gelen ayak sesleriyle o tarafa döndüm ve Savaş'a baktım. Ali'ye sert bakışlar atarak kolunu boynuma sardıktan sonra yanağıma kısa bir öpücük kondurdu. Ali bana bakıp suçlu bir çocuk gibi 'Ne oldu?' dercesine bakarken dudaklarımı oynatarak "Bir şey yok," dedim. Arabaya doğru yürümeye başladığımızda Selin oturduğu yerden kalkarak kollarını göğsünde birleştirdi.

Savaş'ın üzerindeki gerginliğin farkındaydım fakat sebebini bilmiyordum. Ali'ye sinirlenmişti ama ona olan siniri bu kadar büyük olmaz ve bu kadar uzun sürmezdi. Ali'nin zamanlamaları çoğunlukla yanlıştı ve bu da o anlardan biriydi. Ya Savaş çok abartıyordu ya da başka bir şey olmuştu.

"Sizi beklerken kök saldım burada. Biraz daha gecikseydiniz de meyve verseydim."

Selin hem sabırsız hem de beklemekten nefret eden biriydi. Üstüne bir de su sevdası eklenince sinir bozucu oluyordu ama ben alışmıştım.

"Geldik işte Selin," dedim Savaş çantasını arkaya koyarken. Hareketlerinden bile belli oluyordu siniri ve bu beni de geriyordu. Hepimiz arabaya bindikten sonra Ali güneş gözlüklerini takıp arabayı çalıştırdı.

Yolculuk sırasında hiçbirimiz konuşmamıştık. Başımı arkaya yaslayıp çevreyi izlemiştim sadece.Bulunduğumuz yer çok kalabalık değildi. Birkaç tane otel yazısı okumuştum. Onun haricinde de genelde iki katlı olan evler vardı. Gerisi tamamen yeşillikti ve bu çok huzur vericiydi.

Arabadan inip çantamı aldıktan sonra etrafı incelemeye devam ettim. Gezmeyi çok severdim. Özellikle de doğal ortamda gezip dolaşmak rahatlatıyordu beni. Ufacık bir böcekten bile korkmama rağmen hoşuma gidiyordu.

Savaş yanıma gelip elimi sıkıca tuttuktan sonra beraber kumsala doğru yürümeye başladık. Deniz kenarı geçtiğimiz yerlere göre daha kalabalıktı. Kalabalığı sıkıntı etmiyordum ama burada birbirinden güzel kızlar vardı. Savaş'ın elini biraz daha sıktıktan sonra ona doğru döndüm.

Mertoğlu Bozuntusu -2- Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!