3.Bölüm ✘ BİM MALI BRAD

En başından başla

"Ya da dur lan. Gel öpeceğim." dedi Yusuf. Ne? Bora yüzünü buruşturarak ona baktı ve yoluna devam etti.

"Çek git lan kusasım geldi. Espri yapıyoruz. Ne bileyim dünden razı olduğunu." dediğinde gülmüştüm.

"Bir Bora'dan böyle kurtulunur. Saygılar efendim." derken sırıtıyordu. Böylelikle bu saçma konuşmada sona ermişti.

Okula ulaştığımızda tabikide gözlerim Almira'yı aramadı(!)

"Ya arkadaşlar şimdi çok merak ettiğim bir sorum var benim. Acaba sorabilir miyim?" dedi Barış.

"Hayır." diye kestirip attım. Saçmalamasını dinleyecek kafada değildim ama o tabiki susmadı.

"Tamam soruyorum o zaman. Şimdi inek siyahlı beyazlı ya, öküz de kahverengi siyah karışık mal bir şey, neyse iste bunlar çiftleştiğinde zebra mı doğuruyorlar?" dediğinde durup ona baktık. Kesinlikle ağzımı açmayacağım. Açarsam susturabileceklerini düşünmüyordum.

"Aklını sikeyim." dedi Yusuf yürümeye devam ederken.

"Tabi varsa." diye devam etti Savaş ve o da Yusuf'un arkasından gitti.

"Amip." deyip Bora'da gittiğinde bana diyecek çokta bir şey kalmamıştı.

"Ne desem boş zaten." dedim ve sınıfa doğru yürümeye başladım. Keşke aynı sınıfta olmasaydık. Şu kısacık hayatımın her saniyesini onlar ile geçirecek olmak.. işkence. Yaratıklar için canımı bile verirdim ama mallardı işte ne yaparsın böyle kabullendik bizde.

Şuan onları umursayaracak kafada değildim çünkü başka şeylere yoğunlaşmalıydım. Mesela Almira. Kesinlikle.

Dünkü öz güvenime biraz ihtiyacım vardı. Beni fazlasıyla küçük düşürmüştü ve bunu yanına bırakmayacaktım.

Acaba direk benimle denemek ister misin desem ne derdi? Muhtemelen o oldukça yüksek olan topuklu ayakkabıları ile kafamı deşerdi. Başka bir şeyler düşünmeliydim. Böyle uysal bir kedi gibi yaklaşıp panter gibi saldırmalıydım. Yalnız kendimi iyice kaptırdım ama haklıydım.

Aslında onun ilgi alanlarından öğrenip o yollar ile yaklaşabilirdim. Tabi kız olsaydım. Ama denemekten zarar gelmezdi. Acilen Hilal'i bulmalıydım. Kantinde biraz göz gezdirdikten sonra sınıfta olabileceğini düşünüp yukarı çıktım. Zil çalmak üzereydi muhtemelen orada olmalıydı.

Sınıfa adımımı atmamla nerdeyse biri ile çarpışıyordum. Kafamı kaldırıp önümdeki kişiye baktığımda yaptığım hatanın farkına varmak için çok geçti.
"Önüne baksana be!" diye cırladı Almira. Kelimenin tam anlamıyla cırladı. Normal şartlar altında olsak kesinlikle karşı çıkardım ama şimdilik onun istediği gibi olmalıydım.

"Kusura bakma." deyip yana çekildim ve geçmesi için yol açtım. Bana önce hafif şaşırmayla baktıktan sonra yüzünden hiç eksik etmediği tiksinmiş yüz ifadesini geri takındı. Yanımdan geçerken burnuma dolan böğürtlen kokusu ve ne olduğunu bilmediğin çekici bir koku beni anında etkisi altına alırken yanımdan çabuk gitmesi için dua etmeye başlamıştım bile. Hadi ama! Bir insan bu kadar güzel kokamaz. Neredeyse peşinden gidecekken kafamı sallayıp kendime geldim ve asıl görevime döndüm. Neyi arıyordum ben? Hah Hilal!

Yaratıklar çoktan sınıfa gelmişti bile. Hilal ise hemen Yusuf'un arkasındaydı. Elindeki kitaba o kadar odaklanmıştı ki yanına gelip adını seslendiğimde irkilmişti. Kesinlikle kitabı okuyan değil, yaşayan tiplerdendi.

"Korkuttun be. Adımı tüm dünyaya haykıracak kadar ne oldu?" dedi kitabına ayraç sıkıştıp bacağının üstüne koyarken.

"Aslında tek sana haykırdım ama çok dalmışsın sanırım geldiğimi fark etmedin. Neyse ben şey diyecektim."

Ne diyecektim?

"Ne?" dedi meraklı bir şekilde bakarken. Muhtemelen pat diye Almira nelerden hoşlanır desem yanlış anlayabilirdi. Masum bir şekilde sormalıydım. Anahtar kelimemiz ne? Kedi. Yani panter. Aman masum yılanlık işte.

"Nasılsın?"

"Dolandırma da söyle ne istiyorsun?" derken kollarını göğsünde bağlamıştı.

Bu kız biraz sertleşmiş mi?

"Almira ile ne kadar iyisiniz?" dedim sır verircesine sessizce sorarken. Gerek var mıydı sessizliğe? Hayır. Zaten bizim hıyarlar sınıfta yeterince ses çıkarıyorlardı ama sessiz konuşma gereksiniminde hissetmiştim. Mallık.

"Bu seni neden ilgilendiriyor?" dedi. Yok bu kıza gerçekten bir şeyler olmuş.Benim tanıdığım Hilal tatlı minnoş bir şeydi.

"Sanırım onun düşüncelerine katılıyorum. Biraz yakından tanımak istiyorum ama duvarlarını hemen yıkabileceğimden emin değilim. Bu yüzden onun sevdiği şeyleri öğrenirsem belki.." sözümü yarıda kesti.

"Yani onu kandırarak yanına yaklaşacaksın."

Bu kızlar neden bu kadar zeki?

"Hayır tabiki de. Kendimi çok ifade edemiyorum sanırım." fazlasıyla ediyordum " Önemli değil sağol." dedim dudağımı bükerken. Yanından kalkarken kolumu tuttu ve gitmemi engelledi.

Ah bende çok zekiyim. Duygu sömürüsü her zaman işe yarar.

"Daha iki gün oldu tanıştığımız. Çok bir şey bilmiyorum ama kişisel zevklerine gelecek olursak rujlara aşık olduğu apaçık ortada." dediğinde yandan bir sırıtma ile gülümsedim.

"Teşekkür ederim Hilal. Bu arada yaptığın yardımseverliğin karşılığı olarak düşünerek Yusuf'a söylemek istediğin bir şey varsa iletebilirim."

Gerçi bunu kendide fazlasıyla yapabiliyordu ama ona verebileceğim başka bir şey yoktu.

"Allah'ından bulsun."

İşte buna Bora'ca bir ben şok!

"Şey.. pekala." dedim ve Yusuf'un yanına geçtim. O ise yanından hiç eksik etmediği aynasına bakıp gülümsüyordu. Kendisine aşık bir gerizekalıyla uğraşmak.. bak yine duygulandım halime.

Zil yaklaşık beş dakika önce çalmıştı ve ortalarda hoca yoktu. Oh canıma minnet. Bakışlarımı yanımdaki yaratıktan çekip önüme çevirdiğimde kapıdan içeri giren Almira odak noktama girmişti bile. Bana doğru gelirken heyecandan elimi nereye koyacağımı şaşırdım. Sonunda Yusuf'un kafasını uygun bulmuş olacağım ki -elimi sikeyim- oraya koydum. Yani ne alaka?

"Ebene sokayım saçımı dağıttın lan!" diye bağıran Yusuf'a, Almira değişik bir yaratık görmüşçesine baktı. Haklıydı. Almira tam yanıma geldiğinde konuşmak için ağzımı açmıştım ki benim arkama doğru yürümesiyle salak gibi kalmıştım ağzım açık. Sıranın hareket etme sesini duyduğumda Hilal'in yanına oturduğunu anlamıştım.

Kendi kendime rezil olduğum bir günün daha sonuna geldik. Muhtemelen beş dakika sonra Yusuf'in saçlarını iyice dağıtıp beni öldürmesini sağlayacağım.

--

5✘1 Eşittir 1Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin