Bölüm 2

1.5K 97 26

Bölüm Şarkısı :

Son Feci Bisiklet - Bu Kız

İyi okumalar :)

Şaşkınlıktan cevap veremediğim süre zarfında Savaş beni arabaya bindirmişti. Kendisi de bindiğinde arabayı çalıştırmasına izin vermeden konuşmaya başladım.

"Savaş saçmalama, henüz erken. Ayrıca öyle kolay şey mi evlilik?"

Gülmeye başlayıp bir şey demeden arabayı çalıştırdığında sırtımı koltuğa yasladım. Dalga geçiyordu. Şu an karşısında salak durumuna düşmüştüm. Neyse ki Savaş yabancı değildi.

"Nereye gidiyoruz?"

Gözünü yoldan ayırmadan torpidoyu açıp içinden bir poşet çıkartarak kucağıma koydu. Poşeti açıp içindeki abur cuburlara baktıktan sonra Savaş'a döndüm.

"Açsındır. Yemek yiyecek yer bulana kadar idare et."

Arabanın üstünü kapatıp camları da biraz yukarı kaldırdığında poşeti arka koltuğa bıraktım.

"Eve kadar dayanabilirim. Ayrıca nereye gidiyoruz?"

Sinsice sırıtıp bana döndükten sonra yanağımı sıkıp göz kırptı.

"Seni kaçırıyorum."

Başımı birkaç kez iki yana sallayıp başımı arkaya yasladım. Elimi kaldırıp saçımı geriye attıktan sonra elimi indirmeden Savaş'ın büyük zorluklar atlatarak taktığı yüzüğe diktim gözlerimi.

Bu yüzük Savaş'a ait olduğumun kanıtıydı. Savaş'la geri dönüşü olmayan bir yola girmiştik. Yanımda Savaş olduğu sürece her yola girerdim zaten. Artık ikimizinden de evlilikten kaçma şansı yoktu ve ikimiz de kaçmak istemiyorduk. Savaş her şeye olduğu gibi evliliğe de dünden razıydı. Bense çok istiyordum evlenmeyi ama kendimi buna hazır hissetmiyordum.

"Eğer yüzüğe her baktığında böyle gülümseyeceksen bakarken haber ver de kaçırmayayım gülümsemeni."

Dudaklarımı ısırarak Savaş'a baktığımda bana kısa ama atabileceği en güzel bakışı atıp tekrar yola çevirdi gözlerini.

"Gerçekten evlenmek istiyor musun?"

Savaş rahat bir insandı. Şimdi bile onu bu kadar sıkıyorken evlenince daha beterini yapacaktım. Açıkçası Savaş'ı evlilik adamı olarak görmüyordum ama evlenmek istiyordum onunla.

"Seninle evlenmek istiyorum."

Tabi Savaş'a göre evlenmek ile benimle evlenmek aynı şey değildi. Savaş evlenmeyi değil beni istiyordu. Sürekli yanımda olmak, sabah gözlerini açtığında ilk beni görmek istiyordu. Fiziken değil, ruhen istiyordu beni. Ben de Savaş'a istediğini vermek istiyordum. Ama o kadar kolay değildi tabi.

"Dayının eşinden kız isteyeceksin."

Arabayı yol kenarındaki alışveriş merkezine doğru sürerken omuz silkti.

"O da verecek."

Arabayı park edip arka koltuğa doğru uzandı.

"Annem beni kolay kolay vermez."

Elindeki hırkayla önüne döndükten sonra hırkanın kollarını kollarıma geçirdi. Onun hırkası olduğundan büyük gelmişti ama dışarıda rüzgar estiği için başka şansımız yoktu.

"Ama bana verir."

Hırkayı giydirirken yakınlaşmak zorunda kalmıştı. Biraz daha yakınlaşıp aramızdaki mesafeyi azalttıktan sonra içimi ısıtacak kadar uzun bir öpücük kondurdu dudaklarıma.

Mertoğlu Bozuntusu -2- Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!