jeden

994 91 24

Kendini soğuğun kollarına atmış sabahki dersini kaçırmamak için aceleyle ilerliyordu genç oğlan. Koridorlarda hızla ilerlerken bir anda birine çarpmıştı. Kendisi çarpmanın etkisiyle yere savrulmuştu fakat diğeri hiçbir şey olmamış gibi ayakta duruyordu. Kafasını kaldırdığında dilinin tutulduğunu hissetti. Sertçe yutkunup titreyen bacaklarıyla ayağa kalkmaya çalıştı.

"B-ben ü-üzgünüm."

Karşısındaki yamuk bir şekilde sırıttıktan sonra yürümeye devam etmişti. Geride kalan bir süre onun arkasından baktıktan sonra dersi aklına gelmiş ve dersliğe doğru koşmaya başlamıştı. Koşarken hala o kısa süreli temasları aklında dolanıyordu.

Uzun bir süre sonunda kabullenebilmişti onu sevdiğini. Bazen keşke kabullenmeseydim dediği de oluyordu. Fazlaca canı yanıyordu çünkü. Kendisinden haberi bile yoktu sevdiğinin.

Yaşadıkları olay klişe gelse de onu mutlu etmeye yetmişti. Derse geç kalmasından dolayı işittiği azara değmişti belki de. Ya da aldığı cezaya...

İlk defa ceza alması onu bu kadar mutlu etmişti. Çünkü düzenlemesi için gittiği sınıfta sevdiği çocuk kulaklıklarıyla şarkıyı mırıldanarak müzik dinliyordu. Bir süre etrafı düzenliyormuş gibi yaparak onu dinlemişti. Sonra içeriye giren kişiyle kendine çeki düzen vererek kendini yaptığı işe odakladı. İçeriye kimin geldiğine bakmaya gerek duymamıştı. Sesi ve sonrasında gelen sulu öpücük sesleri kim olduğunu anlamasına yetmişti.

Sevdiği çocuğun sevgilisi.

Düşündükçe kalbinin binlerce parçaya ayrıldığını hissetse de kendini tutmaya çalıştı. Gözünden düşen damlayı hızla sildi. Sınıfın son dağınık köşesini de hızla düzenleyip kendini sınıfın dışına attı. Hıçkırıklarını ve gözyaşlarını tutmaya devam ediyordu. Herkesin içinde kendini serbest bırakamazdı.

Bir süre sınıfın kapısının dışında öylece bekledikten sonra nereye gittiğini bilmeden ilerlemeye başladı. Arkasından ayak sesleri geliyordu. Birilerinin ona doğru koştuğunu hissetti. Arkasına dönmesine vakit kalmadan bir kol boynuna dolanmıştı.

"Hey! Ne yapıyorsun? Senin dersin bitmemiş miydi?"

"Cezaya kaldım."

Sesi titremişti. Gözlerinin dolduğunu hissediyordu fakat şimdi olmazdı. Yanında biri varken olmazdı.

"Sorun ne? Yine onu mu gördün?"

Konuşmamış, sadece kafasını aşağı yukarı sallamıştı. Boynundaki kol onu kendisine çekmiş ve diğer kol da beline dolanmıştı. Kendisi de karşısındaki bedene sıkıca sarılıp başını omzuna gömmüştü.

"Kimse seni görmez, ağlayabilirsin."

Saçını okşayan elle hıçkırıklarını ve gözyaşlarını serbest bırakmıştı. Sarıldığı uzun beden sakinleşmesi için kulağına bir şeyler fısıldıyordu ama kendisi kalbinin kırılma seslerine kulak verdiği için denilenleri anlayamıyordu. Bu kadar zor olmak zorunda mıydı?

Proszę [WonKyun]Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!