8: "Soğuk"

152K 8.1K 880

8.Bölüm

Kahvaltı yaparken Calanthe'nin asık ve üzgün yüzü Düşes Rosalinda'nın dikkatinden kaçmadı. Kız tabağındaki her şeyi didik didik etmişti ama tek bir lokma bile ağzına almamıştı. Gece uyumamış gibi de gözlerinin altı mordu, oysaki daha dün Ackerley'nin kızı dadısına götürdüğünü biliyordu, bu önemli bir gelişmeydi.

"Calanthe, neyin var kızım?" diye yumuşak bir sesle sordu.

Genç kız tabağıyla oynamaya devam etti, onu duymamış gibi bir hali vardı. Kahverengi saçlarını su dalgası şeklinde yandan getirerek güzel bir topuz yapmıştı, bunu dadının öğrettiğini anlamak zor değildi, üstünde ise hafif açık yakalı ve dantelli bordo bir elbise vardı. Calanthe bugün daha hoş görünüyordu, en azından sevimliydi.

Yaşlı kadın, elini uzatarak kızın soğumuş elini tuttuğunda Calanthe ürperdi ve odaklanmasının sağlayarak ona baktı, daha sonra hafifçe gülümsedi. "Bir şey mi demiştiniz?"

Düşes Rosalinda tamamen ona dönük bir şekilde elini tutarak gözlerine baktı. Gözleri aynı oğlununkileri andırıyordu, aynı mavilik ve aynı derinlik; sadece Dük'ün gözleri daha asi ve acımasız bakıyordu.

"Neden üzgünsün, dün bir şey mi oldu?"

Calanthe dün olanları anlatmakla, anlatmamak arasında gidip gelse de en sonunda pes ederek içindekileri bir bir döktü. Olanları anlatmayı bitirdikten sonra hafifçe yaşaran gözlerini silerek, "Ona ulaşamıyorum, görüyorsunuz," diye ekledi. "Bu iş olmayacak. Ne ben ne de o, birbirimizden bir türlü hoşlanmadık. Birbirimizden hiç haz etmiyoruz."

Yaşlı kadın üzüntüyle ellerini ovaladı. Aklındakileri ölçüp tartmaya başlamıştı, haftalar geçmesine rağmen oğlunun inadını kıramadığı gibi, eve gelmemeyi alışkanlık haline getirmesine de yardımcı olmuş gibiydi. Artık eve gündüz geliyor, gece ise gidiyordu. Zavallı Calanthe, bu eve geldiğinden beri daha da çok kilo vermiş gibiydi. Yanakları tamamen çökmüş, yüzü küçülmüş, bedeni ise el kadar kalmıştı. "San bir sır vereceğim," dedi öne eğilerek. "Ackerley'i zaten güzelliğinle ya da vücudunla etkileyebileceğini hiç düşünmedim."

Bu cümlelerle beraber Calanthe'nin az biraz yerinde olan morali tamamen tuzla buz oldu. "Çok teşekkür ederim," dedi küskün bir sesle. "Çok yardımcı oldunuz."

Rosalinda mutlulukla gülümsedi. "Dur daha lafımı bitirmedim. Oğlumun etrafında zaten istemediği kadar kadın var. Her çeşitten, her güzellikten ve her deneyimli türden. Ama sende farklı bir şey var." Elini kızın kalbine koydu. "Onun yakışıklılığına ya da parasına meraklı değilsin. Akıllısın ama daha da önemlisi onun kalbindeki acıyı anlayabilecek tek kişisin belki de."

Evet, yine o sırlı cümle gelmişti. Ackerley'nin sırrı. Herkesin bahsettiği ama asla açıklamadığı, mucizevi bir şekilde Calanthe'nin çözmesini beklediği o dâhiyane sır.

Düşes tekrar kıza baktı ve gülümsedi. "Onun sıkıntısı ne, bilmiyorum. Tek bildiğim babasıyla ilgili bir derdinin olduğu... Ackerley babasına hayrandı, onun gibi olmak isterdi, onu örnek alırdı. Ama her ne olduysa, ondan nefret etmeye başladı ve ne yazık ki bunu bana bile söylemedi."

Calanthe şaşkınlıkla ona baktı. "Tamam, onu anlayabilirim. Benimde babamı çok sevdiğim söylenemez. Gerçi ben asla onunla iyi anlaşamadım."

Daha fazla bir şey diyemeden kapıdan Dük Ackerley Benson girdi. Calanthe şaşkınca ona baktı. Annesinin yanağına bir öpücük kondurduktan sonra Calanthe'yi kolundan tuttuğu gibi masadan kaldırdı. "Anneciğim izninizle karımı ödünç alıyorum."

Yakışıklı Dükün Çirkin KarısıBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!