II

259 84 22
                                    

Murat

Önümdeki aylağın kafasından hızla çekip çıkardım bıçağımı. İğrenç sürtünme sesi bir kez daha tüylerimi diken diken ederken, bir çığlık duyuldu. Sesin geldiği yöne bakındım. Nisa rafların önünde baygın bir halde yatıyordu. Az önce benden 5-6 metre ileride değil miydi? Oraya nasıl gelmişti. Sonra hırıltı demeye 100 şahit gereken bir ses duyuldu. Ardından onu gördüm. 2 metrelik boyu kocaman ve sarkık boynu ve göbeği ile. Aylak demek için uzun süre incelemeniz gerekirdi. Yavaşça Nisa'nın yanına eğildim. Sağ elimi boynuna götürdüm. İki parmağımı bastırdım. Ufak ufak hissettiğim kıpırtı yaşadığını gösteriyordu. Sonra belkide yapabileceğim tek şeyi yaptım. Nisa'yı kucakladım ve çıkışa koşmaya başladım.

Selin

"Yine mi kitap ?" diyerek elindeki kitaba bakındım.

"Sherlock Holmes." diye sesli bir şekilde okudum ardından. Sonra devam ettim "Filmini izlemiştim."

"Kitapları daha iyi." dedi gözlerini ayırmadan.

"Kitaptaki Sherlock'da Tony Stark'ı canlandıran adam gibi mi ?"

"Alakası yok." dedi sadece belkide bir saniyeliğine gözlerime bakarak.

"O zaman filmleri daha iyi."

Bana attığı kötü bakışları umursamayarak sırıttım. Hiç kitap okuyan bir insan olmamıştım. Olamazdım. En son okuduğum kitap "Cin Ali Tatilde" olmuştu, onuda bitirmem 3 hafta sürmüştü. Sadece 12 sayfaydı. Cidden.

Canım sıkılmıştı. İç çekerek bir kenara oturdum.

"Seni seviyorum."

Aniden gözlerimi açtım.

"İyi misin?" Eylül gözlerimin içine bakıyordu. Başımı onaylarcasına salladım. İyi miydim? Elbette.

"Sadece bir kabustu." dedim doğrularak. Aniden kapının açılma sesiyle irkildim. Eylül seri bir hareketle belindeki tabancayı çıkarıp kapıya doğrultmuştu. Kapıdaki adamlar ürkerek elindeki benzin bidonunu düşürdü. Bir küfür savurdu. Bu sırada bende ayağa kalkmış silahımı onlara doğrultmuştum.

Öndeki uzun boylu ve kalıplıydı. Muhtemelen kırklı yaşlarındaydı. Gözleri maviydi saçları ise kapkaraydı. İtici bir görüntüsü vardı. Büyük bir burnu vardı ve yamuktu. Diğeri ise kısa ve oldukça zayıftı. Aynı yaşlardaydı saçları ise bembeyaz ve oldukça gürdü. Gözleri ise simsiyahtı.

"Sakin olun." dedi uzun boylu olan. "Sadece benzin almak istemiştik."

Diğeri ise hızla başıyla onayladı. "Karşılığında yemek veririz. Bolca yemeğimiz var." Yemek lafını duymak midemin guruldamasına neden olmuştu. Konserve yiyecekler artık hiç olmadıkları kadar mide bulandırıcı geliyordu. Yinede güvenli olmadığını Eylül de ben de biliyorduk.

"Yalnız mısınız? Artık yalnız kalmak pek güvenli değil. Buradan az ileride bir çiftliğimiz var. Sadece 4 kişiyiz. Gelmek istemezmisiniz? İstediğiniz kadar yemek alır sonra gidersiniz."

Eylül'le birbirimize baktık. "Tamam. Geliyoruz." dedim aniden. Eylül bana "Ne yapıyorsun!?" dercesine baktı. "Dışarıdan bidonları doldurabilirsiniz." İri olan gülümsedi ve dışarı yöneldiler. Eylül'ün kolumu kavramasyıla irkildim. "Bu da neydi!?"

"Bak onlarda yemek var bizde benzin. Aynı zamanda silahımızda var mermimizde. Gideriz alacağımızı alır ve döneriz. Basit."

"Umarım öyle olur."

Nisa

"Sonunda uyandın."

Derin bir nefes aldım. Arabadaydım. "O.. şeye ne oldu ? "

"Aaa... bilmem. Ben seni alıp uzaklaştım."

"Yani kaçtın? " dedim gülerek.

"Hey, erkekliğin onda dokuzu kaçmaktır." dedi oda gülerek. Sonra devam etti " Ve o şeyle mücadele edemezdim."

"Evet edemezdin. Ben denedim." dedim sırıtarak. Yavaşça doğruldum. Göğsümdeki acıyla inledim. Bakışlarımı göğsüme yöneldim. Sargılıydı.

"Kanaman vardı." dedi Murat gözlerini yoldan ayırmadan. "Önemli değil." diye cevap verdim.

"Daha ne kadar yolumuz var? "

"Oldukça az kaldı. 15 belki de 20 dakika"

Bir süre sessizlik oldu. "Bir şey farkettim. Kendinden hiç bahsetmedin."

"Ne diyebilirim ki?"

"Ne bileyim tüm bunlar olmadan önce ne yapıyordun ? "

"Eğer tüm bunlar olmasaydı, lise 2 ye geçecektim. Sonra zaten bildiğin gibi."

Murat bir süre yüzüme baktı. "Yani demek istediğim çok daha önce."

Derin bir iç çektim. "Sekiz yaşındayken babamı kaybettim."

"Pardon. Hatırlatmak istememiştim."

"Önemli değil. 8 yıl oldu. Alıştım." dedim. Gerçekten alışmış mıydım? Babamın olmamasına. En güvendiğim insanın, beni her şeyden çok seven insanın yanımda artık olmamasına...

"Bir erkek kardeşim vardı. Ana sınıfına geçmesi gerekiyordu."

"Ona ne oldu?"

"Kurtulamadılar."

Murat bir şey söylemedi daha fazla. Anlamıştı. Yaşadıklarımı, atlattıklarımı...

Uzun bir süre sessizlik oldu. Sadece sessizlik... Ardından araba durdu.

"Geldik."

UmutsuzHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin