14. Bölüm

2.8K 280 240

İftar sonrası ebepsi bölüm şaaptım. Sövmek serbest.
*

Bizim hikayemizde kavuşamamak söz konusu değildi. Ya da büyük kavgalar, homoseksüelliği kabul edememe, aldatma ve diğerleri. Biz oldukça normaldik. Sehun beni, ben onu seviyordum. Hatta ben biraz fazla seviyor olabilirdim ancak bunların hiçbiri kötü değildi.

Belki bana ait değildi. Ama istersem olacağına dair bir güvence veriyordu. Bazen şeytan kulağıma fısıldıyordu. Söyle ona. Ancak bu güzel arkadaşlığı bozmak istemiyordum. Beni 'o şekilde' isteyip istemeyeceğini bilmiyordum.

Yine de duştan çıkmışken ve henüz yarı çıplakken bana sarılıyor oluşunu başka bir şekilde açıklayamıyordum. Altımda sadece iç çamaşırım vardı. Saçlarım ve bedenim ıslaktı. Ama o bana sarılıyor, ıslak omuzlarımı öpüyor ve saç diplerimi kokluyordu.

Sevgilim olsa bu kadar sevmezdi beni. Nasıl bir ilişkiydi aramızdaki anlayamıyordum. Kendimizde olmamıza rağmen ateşli bir öpüşme yaşıyorduk, birbirimizi kıskanıyorduk. Hatta Sehun öyle ileri gidiyordu ki kıskandığı kişiyi dövmekten geri kalmıyordu.

Tanrıya şükür şu zamana dek Yeri'ye bir şey dememişti.

Sehun parmaklarını göbek deliğimde gezdirirken karnım heyecanla kasılıyor ve aldığım hızlı nefesler yüzünden kalkıp iniyordu. "Ne yapıyorsun?"

Dejavu gibiydi. Bana dokunurdu bense bu soruyu sorardım. Sonra bir süre devam eder ve tekrar bana sarılıp 'arkadaş' olduğumuz kısma geçerdi.

Arkadaşlar birbirini öpmezdi, arkadaşlar ayaküstü sevişmez ya da arkadaşlar her an birbirine dokunmazdı.

Arkadaşız diyemiyordum ama sevgili de değildik. Kaldı ki ikimizin de kız arkadaşı vardı. Acı ama gerçek olan.

"Sehun" ismi fısıltıyla ağzımdan dökülürken ürperiyordum. Dudakları kulağımın dış kısmını öpüyor ve hırıltılı nefesini duyuruyordu. Nefesleri boynumu gıdıklıyordu. Elleri ise karnımda, göğsümde ve kasıklarımda geziyordu. İç çamaşırımın lastiğini çekip elinin bir kısmını soktuğunda onu ittirdim.

"Tanrı aşkına ne yapıyorsun?"

Kızgın değildim ama şaşkındım. Bana izinsiz her an dokunabileceğini sanıyordu. Aslında sanmıyor dokunuyordu. Ve ben her defasında engelleyemiyordum.

"Sadece güzel görünüyordun valla bir şey yapmayacaktım" Bana, aynı şaşkınlıkla cevap verdiğinde dumur olmuş halimle baktım. "Sen her güzel görünene dokunuyor musun Sehun?" Üstüme tişörtümü giydikten sonra eşofmanımı da giydim hemen.

"Aslında hayır bu sadece sana özel" Şu sapık gülüşlerinden birini yapıp kıkırdadığında yumuşamamıştım. Kesinlikle hayır. "Bundan tahrik mi oluyorsun doğru söyle?" Sorduğumda kalakalmış bana bakıyordu.

Sonra az önce bana dokunan avuçlarına baktı ve jetonu düşünce hararetle reddetti. "Hayır saçmalama sadece eğlenceli" Göz devirirken yatağımdaki ıslak bornozu alıp yatak başlığıma astım. "Yat yatağa" Anlamamış gözleriyle bakarken onu geri ittim ve üzerine çıktım. Tişörtünü çıkarırken yapmak istediğimi anladı ve beni engellemeye çalıştı.

"Oh hayır, tamam bu oyunu burada bitirelim" Beni engellerken kollarını tepede birleştirdim ve tişörtünü çıkardım. "Sadece nasıl hissettirdiğini anla istiyorum" Dudaklarımı boynuna gömerken kendini kastı.

Gerçekten, bu ne boktan işti?

Yine de kendimi durdurmadım ve eğlenceme devam ettim. Tatlı benini emerken hırıltılı nefesini ve hızla atan kalbini duyuyordum. Öptüm ve iz bıraktım. "Lanet olsun Luhan yapma şunu!" Yalan bir öfkeyle beni itmeye çalıştığında köprücük kemiğine de aynısını yaptım. Eun Ra'ya ne söylerse söylesin kandıramaycaktı.

Len Priatelia ✔Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!