Bölüm 18-2

97 7 8




23.01.2011/Pazar

Şimdiye kadar hiç inançlı olmamıştı. Fakat saatler önce oğlunu götürdükleri odanın kapısının önünde dururken ellerini önünde birleştirmiş bütün içtenliğiyle yalvarıyordu. 'Onu kurtar Tanrım. Lütfen. Onu benden alma. O benim tek çocuğum. Yaşamasına izin ver.'

Aldığı nefesler boğazını acıtırken elleri buz gibi olmuştu. Bu endişeli bekleyişte ona eşlik edenleri izledi bir süre. Hepsi gözünü kapıya dikmişti. Her an onun hayatta olduğuna dair cümleleri duymayı bekliyorlardı.

Bu sırada ortaya çıkan karmaşayla kalbi kaburgalarını zorlayarak atmaya başladı. Koridorda koşuşturan hemşireler, doktorlar, anlamadığı tıbbi terimler...

"Neler oluyor?"diye sordu odaya geri dönenlere. Fakat kimse cevap vermedi. O yöne bakmadılar bile. "Ne oluyor?"diyerek ayağa fırladığında nefesi hızlanmıştı. Göz pınarları dolmuştu. "Neden bu kadar uzun sürdü?"diye bağırdı birinin dikkatini üzerine çekme umuduyla. "Biri bir şey söylesin!"

"Sakin ol lütfen!"dedi Steven. İçinde her geçen saniye büyüyen bir panik vardı ve Estelle bu hareketleriyle kendini daha kötü hissetmesine sebep oluyordu.

"Kapat çeneni!"diye tısladı mavi gözlerini öfkeyle kendisine çevirerek. O gözlerde bu denli bir nefreti görmeyeli uzun yıllar olmuştu. "Sus!"diye bağırdığında içi ürperdi. "Onu koruyacağına yemin etmiştin!"

Biliyordu. Lanet olsun biliyordu! Yetişmeye çalışmıştı! Fakat bu defa ona ihanet eden tek kişi Richoll değildi. Jason'ı koruması için emir verdiği adamlar da itaatsizlik etmişti. Güvenebileceğini sandığı herkes Richoll'ün etrafında birleşmeye kalkmıştı. Bunun bedelini en ağır şekilde ödetmiş olması umrunda değildi. Jason gözlerini açmak zorundaydı. Eğer açmazsa... Bu ihtimal bile içini titretirken yetkili doktor ameliyathanenin kapısında gözüktü.

Hepsi ayağa fırladı. Albert Estelle'in yanına yaklaşırken adam da eldivenlerini çıkardı, maskesini indirdi. O anın yoğunluğunu iliklerine kadar hissederlerken doktor gözlerini Albert'ın gözlerine dikti. Albert doktorun gözlerine bakarken bedeninin kasıldığını hissediyordu.

...

"Ne kadar hassas bir durum olduğunu hatırlatmama gerek var mı?"diye sormuştu Albert ameliyattan önce.

"Elimden geleni yapacağım Albert."demişti doktor Renzo. Mesleğe girdiğinden beri Specter ailesi için çalışıyordu. Frederick Specter'ın özel olarak eğitimini üstlendiği kişilerden biriydi. "Ama durum kötü. Gerçekten kötü. Size hiçbir şeyin garantisini veremem."

"Biliyorum. Yine de..." her kelimede nefesi tükeniyordu sanki. "Eğer onu kurtarabilirsen..." Oğlunu kaybetme düşüncesine tahammül edemiyordu.

"Anlaştığımız gibi olacak."

...

Doktor Renzo gözlerini bir süre kapalı tutup açtığında Albert ne olduğunu anlamıştı. Steven'ın rahatlayan nefesi onun da anladığını gösteriyordu. Fakat biraz sonra yaşanacak sahne için bütün yeteneklerini kullanmak zorundaydılar.

"Hastanın kalbi iki kez durdu. Ne yazık ki ikincisinde hiçbir şekilde geri getiremedik."

Korkunç bir feryat koptu Estelle'in dudaklarından. Ellerini ağzına kapattı. Dudaklarını dişlerinin arasına aldı sanki daha beter bir acı verebilirmiş gibi. Bütün bedeni sarsıldı. Albert'ın onu saran kollarını hissedemiyordu bile.

Kapılar tekrar açıldığında onlara yaklaşan sedyenin altında oğlunun kıpırtısız bedenini görmek onu bir nöbetin eşiğine getiriyordu. Simsiyah saçları anlamsızca dağılmış, bir daha göremeyeceği mavi gözleri göz kapaklarının altına saklanmış, usul usul önünden ilerliyordu. Son kez dokunmak istedi tenine fakat Albert onu kendine çekti.

R.E.S - Mazideki KusurBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!