ARKADAŞLAR ÇOK ÇOK ÇOK YENİYİM. BU DA WATTPAD ÜZERİNDEN YAYINLADIĞIM İLK HİKAYEM. LÜTFEN OKUYUN VE BEĞENDİYSENİZ VOTELEYİN.  BU BENİ ÇOK MUTLU EDER ^_^

*WHEN I WAS YOUR MAN İLE OKUYUN*

 

 

  ****12 Eylül 2011**********

Koşmaya başladım. O kadar hızlı koşuyordum ki kendim bile dur diyemiyordum. Bir yandan yardım için çığlık atarken diğer yandan ağlıyordum. Arkamdaki adam beni yakalayınca öylesine sıkıca tuttu ki bağırmamla kulaklarının sağır olduğundan emindim. “Bırak lanet olası!” sesim o kadar boğuk çıkmıştı ki. Yüzünü ekşitti. “Kes sesini.” Elini ısırdım. Isırmamla bana bir küfür savurarak yere fırlatması bir oldu. Anından tekrar eski hızımla koşmaya başladım. “Lütfen yardım edin! Kimse yok mu?” Ayağıma takılan taşla sertçe yerle buluştum. Koşarken duvara sürttüğüm kolum, çarptığım başım ve şimdi burktuğum ayağım dışında 1-2 ufak sıyrığım daha vardı. “Seni sürtük. Kaçma yakalayacağım nasıl olsa.” Koşma yetimi kaybetmiş bir şekilde acıyla çığırdım. Tökezliyordum ama kaçmayı bırakmayacaktım. İğrenç bir şekilde gülerken “Cidden, sakat ayağınla daha ne kadar kaçmayı düşünüyorsun?” Haklıydı. Bana yetişiyordu. “Sarhoşsun!” diye bağırdım. Cidden aptal falan olmalıyım? Adam sanki bilmiyor… “Umurumda mı?” O kadar hızlı koşuyordu ki benim tökezleyen ayağımın ondan kaçması cidden imkânsızdı. Kolumdan tutarak beni geriye doğru çekince kafam kaldırımla buluştu. Saçlarımdan tuttu ve boş otobanda sürüklemeye başladı. Ben bağırıyordum. “Yalvarırım bırak. Ne istersen yaparım ama bırak!” “Onu biraz önce kolumu ısırmadan önce düşünecektin geri zekâlı.” Boş otobanda pislik sarhoş bir adam tarafından saçlarımdan tutulmak suretiyle sürükleniyordum. “Benden ne istiyorsun?” Yol gözyaşlarım ve kanlarımla sulanırken oysa hiç cevap vermeden sürüklemeye devam etti. Ayağa kalkmanın saçlarım ve saç derim açısından daha faydalı olduğunu düşündüğümde kalkmaya çalıştım. Ama o yanlış anlamıştı. “Yine kaçmaya çalışıyorsun demek ha?” Kasıklarıma bir tekme geçirdi. “Peki, daha ne kadar kaçacaksın?” ikinci tekme yüzümle buluştu. Boğazımdan tutarak ayağa kaldırdı ve beni duvarla kendi arasına aldı. “İşte benimsin.” Nefes almak için kesik kesik sesler çıkarıyordum. Bu adam benden ne istiyordu? Tanrım, lütfen biri yardım etsin. Ağırlığını üzerime verince penisini hissettim. Boynuma gömüldü ve var gücüyle ısırdı. Çığlıklarımı susturan elini ısırma çabalarım boşa çıkıyordu. “Ne istiyorsun benden?” “Seni.” Dudaklarıma yapıştı. İğrenç alkol kokan ağzının dili dilimle buluşmuştu. Kusacak gibi hissediyordum. Dur biraz! Kusabilirim! O zaman siktirip gider, değil mi? Ağzımdan inlemeler çıkarmaya başladım. Kustuğumda geri çekildi. Hiçbir şekilde ona değmemişti. Gayet normal bir şekilde karşımda dikiliyordu. “Seni geberteceğim sürtük!” kıyafetlerimi yırtmaya başladı. “Yapma, lütfen yapma ben bakireyim.” Eliyle tekrar boğazımı kavradı ve mırıldandı. “Senin gibi birinin ilki olmak? Oldukça cazip görünüyor.” “S-sen..” Bir an durdu. “Git başka sürtüklerini becer” Güldü. “Ben kimi istersem onu sikerim.” Bacaklarımı yerden kesip belinin etrafında birleştirdi. Ardından pantolonunu çıkarmaya başladı. “Yalvarırım yapma bununla yaşayamam.” Göğüslerimi sıktığında acıyla inledim. “S-sen…” Bir anlık duraksamayla cevap verdi. “Adım Malik.” Aniden bir acıyla vücudum kaskatı kesildi. Yere baktığımda kan damlıyordu…

*******ZAYN’İN AĞZINDAN*****

“Şu sürtüğü araştırın ne yapıyor.” Yaklaşık 1 saatlik bekleyişimden sonra hamile olduğunu öğrendim. “Senden mi?” Olumlu anlamda başımı salladım. “Sanırım.” “Ne yapacaksın?” Güldüm. “Tabii ki hiçbir şey. Bebeği aldıracaktır.” David gözlerini kısarak sordu. “Nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?” “Sonuçta hangi aptal tecavüzcüsünün bebeğini doğurur ki?”  

                                           *********ELİSHA'NIN AĞZINDAN*******

Titriyordum. Ağzımdan kısık kısık inlemeler ve hıçkırıklar kaçıyordu. “Yani şimdi sen hamile misin?” Bethany'ye cevap verebilecek durumda değildim. Sadece kafamı sallamakla yetindim. “Çocuk ondan mı? Emin misin?” “Başka kimden olabilir!” Bağırmam çok ama çok ama çok ama çok yüksekti. “Bana bağırma!” diye aynı tonda cevap verdi Ashley. “Aldıracak mısın?” Hayır. Annem ölmüş, babam lanet bir kadın için beni terk edip gitmişti ve bebeği büyütmemem için herhangi bir sebebim yoktu. Ayrıca, birinin hayatıyla oynayamazdım ben. Sonuçta bir tecavüzcünün çocuğu olmak onun seçimi değildi. Tıpkı benim annemi ve babamı seçemediğim gibi. “O bebeği aldıramam.” Ellerimi karnımda birleştirdim ve okşadım. “O lanet tacizcinin bebeği olmayabilir ama benim bebeğim.”

                                                ****** 3 Ağustos 2013******

Mark’ı pusete yerleştirdikten sonra soyunmak için tekrar kabine girdim. Sanırım bu elbise gerçekten çok güzel olmuştu. Mark ağlar ağlamaz dışarıya fırladım. Kucağıma aldım ve avuttum. Onunla ilgili sevmediğim şeylerden biri ise Malik’e fazlasıyla benzemesiydi. Olması gerekenden fazla benziyordu. Ama o benim evladımdı. Onu hiçbir şeyi sevmediğim kadar çok seviyordum. Onsuz bir hayat… Benim için ölüm demekti. Susturunca tekrar kabine girdim ve elbiseleri denemeye başladım.

                                                *********ZAYN’İN AĞZINDAN********

Yaklaşık 15 dakikadır onu izliyordum. Pusetteki bebeğini ve onu. Kabine girdiğini görünce pusete doğru ilerlemeye başladım. “Naber?” dedim gülerek. Kafasını okşadığım bebeğin yüz hatlarına bakınca kendimi aynaya bakmış gibi hissettim. Ama hayır, bu olamaz ki? Bana o kadar çok benziyordu ki çocuğum sanabilirdim. Çocuğum? Evet bu benim oğlumdu. Kız da kabinden dışarı çıktığında gözlerim faltaşı gibi açılmıştı. Eskisinden çok daha güzeldi.

                                                ********ELİSHA'NIN AĞZINDAN********

Dolmuş gözlerimi kırpıştırdım. Malik. O Mark’a dokunmuştu. Daha önce kim bilir hangi sürtüklerin nerelerine sürdüğü elleri benim oğluma değmişti! Hızla pusete doğru yürümeye başladım. Yani, koşmaya.

Bebeğimi Benden Alamazsın..!Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!