Dudaklarımın Perti Çıktı

4.3K 149 10

Serkanla birbirimize bakarken bir anda Serkanın telefonu çalmaya başladı. Kubilay diye birisi arıyordu. Tesadüfe bak. Kuzenimin de adı.

"Serkan"
"Ne var Kubilay"
"Kafeye gelsene"
"Hangi kafe"
"Her zamanki"

Her şey bir anda gelişiyordu. Belki ben evde oturmak istiyorum. Olamaz mı yani? Aslında evden çıksam da fena olmaz. Kafam dağılır.

"Asya hadi gel kafeye gidiyoruz"
"Kim çağırıyor?"
"Kubilay"
"Kubilay kim"
"Söylesem tanıyabilecek misin sanki?"
"Ya olsun sen gene de söyle"
"Arkadaşım"
"Ne kadar zamandır"
"Uzun zamandır"
"Uzun göreceli bir kavram. Kimine göre 1 sene uzun kimine göre 111 sene"
"8"
"Oğ uzunmuş" Aslında çok fazla da uzun değil ama idare eder seviyede.
"Tatmin oldun mu?"
"Evet, oldum" pis egoist

"Hadi üzerini değiştir. Aaa dur. Senin bavulun nerde?"
"Bilmem buralarda bir yerlerdedir" gerçekten. Bavulum neredeydi?
"Kapının önünde hala"

Serkan bavulu alıp odaya çıkardı. Açtım. Giyecek bir şeyler bulma çabalarına giriştim. Sanırım düz bir tişört pantolon yeterli.

Çok fazla oyalanmadan aşağıya indik. Arabaya bindik. Kemeri falan taktık. Klasik arabaya binildiği zaman yapılacak şeyler. Eğer daha önce arabaya bindiyseniz anlarsınız ki binmişsinizdir. Gerçi insan arabaya binmese bile bile bilebilir. Bence yani. Neyse siz anladınız.

"Benim de Kubilay isimli bir kuzenim var biliyor musun?"
"Ay varya benim Kubilay şayet senin kuzenin çıkarsa gülerim"
"Bende. Yokya ben gülmem korkarım ama olayın geneli korkutur beni"
"Saçma bir sohbet oldu"
"Aynen"
"Seni seviyorum"
"Bende"

Öpücükler... Havada uçuşuyor.

Arabadan indik. Kafe çok güzeldi. Güzeldi. Güzelden kastım pahalı birbuere benziyordu. Çünkü nargile içiliyordu. Hayatım boyumca nargile içilen yerler bana hep pahalı gelmiştir. Ki kesin pahalı bir yerdi eminim.

"Aşkım Kubilay nerde?" Serkana ilk kez aşkım demiştim. Aşkım...
"Aşkım mı?" Adama haklı olarak şaşırmıştı.
"Evet, aşkım. Rahatsız mı etti?" Gözlerim git gide kısılmış, suratımda ise nedenini bir türlü çözemediğim, gereksiz bir gülüş vardı.
"Yok canım ne rahatsızlığı" Heyecanlandığı her halinden belli oluyordu. Bir ara konuşmakta bile zorlandı. Salak gibi etrada baktı.
"Serkan kafeye oturmaya ne zaman gireceğiz?"
"Hadi gel"

Tam kapıdan içeri girerken yanımıza vale yaklaştı. Serkan arabanın anahtarını vırlattıktan sonra yaklaşarak-olaka olduğunu tahmin ediyorum- bir şeyler fısıldadı. Kapıdan içeri sonunda girdik.

"Aa bak Kubilay orda"
"Bakıyım"

Bakıyım bu sima bana nedense tanıdık geldi. Dur bakıyım bir dakika yoksa... Yoksa... Bismillah. Bu... Bu benim kuzenim lan... Ya acaba kızar mı? Kızarsa eğer anneme söyleyecek Serkan da kaldığımı. Eee sonra... Zaten her şey berbat durumda, iyice berbatlaşacak. Offff of bittim ben. Yani şimdi tam anlamıyla bittim. Hayırlı olsun.

Serkan... Sevgilim eğer ölürsem cenaze törenimde un helvası dağıtın ya da un pahalı kalırsa irmik de olur fark etmez. Şunu da bil seni çok seviyorum.

"Serkan yalnız geleceğini sanıyordum"
"Gördüğün gibi yalnız değilim" yoksa beni fark etmedi mi ya. Olamaz bu.
"Peki yanında ki kıza neden kuzenim?
"Kuzenin?"

Serkan bana baktı. Ben ona. Kubilay abim de bana baktı. Bende bir taraftan ona bir taraftan da Serkana bakıyordum.
Hepimiz olayı anlamaya çalışıyorduk. Daha doğrusu herkes anladı ama sadece o anın şoku hepimizin üzerinde.

"Asya çabuk bu tarafa gel"

İlk başta hiç hareket etmedim. Serkana biraz daha yaklaştım. Serkan da kolumu daha sıkı tuttu. Beni kendine çekti. Aferin erkeğim. Çek beni. Tut beni. Muhafaza et beni.

Sınıf ÖğretmeniBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!