12. BÖLÜM

3.7K 196 16


❀Düzenlendi❀


- Kiminle? diye sordu Emma kafası karışık bir şekilde.

Düşes, Emma'nın sorunusu yanıtlamadan hemen odadan çıktı. Daha ne olduğunu anlayamadan kapı kitleme sesini duydu Emma. Düşes onu odaya kitlemişti. Olayın şokunu atlatabildiğinde hemen kapıya yöneldi.

Kapıyı açmaya çalıştı ama ne yazık ki olmadı. Kapı kilitliydi. "Düşes!" diye bağırdı ama cevap alamadı. Kapının altında Düşes'in gölgesini görebiliyordu. "Orada olduğunuzu biliyorum!" dedi Emma sinirli bir şekilde. Bu kadın onun sınırlarını zorluyordu. Bir süre sonra ayak seslerinin uzaklaştığını duydu. Gölge de gitmişti. Lanet olasıca Düşes onu bu odaya kitleyip gitmişti!

Buradan Düşes olmadan çıkamayacağını biliyordu. Lakin neden onubu odaya kitlediğini hala anlayamamıştı. Bir süre sonra etrafa göz atmaya başladı. Odanın başında kahve tonlarında ahşap bir çalışma masası ile mürdüm rengi bir sandalye vardı. Masanın tam karşısında ise, karşılıklı yine mürdüm rengi iki tane sandalye yer alıyordu. Gümüş renginde perde ise yere kadar uzanıyordu. Zemini ise orta büyüklükte gri ve yumuşak bir halı kaplıyordu.

Biraz daha göz gezdirdikten sonra gözüne bir şey takıldı. Kenarda duran bej tonundaki kanepede biri uzanıyordu. Kim olduğunu öğrenmek için biraz yaklaştı Emma.

Fakat hâlâ yüzünü göremiyordu. Biraz daha yaklaştı Emma. Gördükleri karşısında şok oldu. Bu, bu Dük'tü! Kahretsin, onunla bu odada kalmak zorundaydı. Uyuduğu için biraz daha sessiz olmaya özen gösterdi. Büyük ihtimal burada uyuya kalmıştı yoksa neden odasında uyuyor olmasın ki ?

Asıl sorun şuan gerçekten ne yapması gerektiğini bilemiyor olmasıydı. Bu odadan çıkma imkanı da yoktu. Anahtarı da Düşes almıştı. Çekmecelerin birinde yedek bir anahtar olabilirdi. Fakat karıştırması pek doğru olmazdı.

Belki de Dük'ü uyandırmamalıydı ama bilemiyordu. Fakat Dük'ün uyanana kadar da bekleyemezdi. Daha fazla burada kalmak istemiyordu. Onu uyandırmaya karar verdi. Sessizce yanına yaklaştı.

- Dük Hazretleri lütfen uyanın, dedi Emma lakin maalesef Dük uyanmadı. Tekrar "Dük Hazretleri uyanın" dedi daha yüksek sesle.

"Ne kadar da derin bir uykusu var" diye düşündü Emma. Bu sefer onu hafifçe dürttü. Dük'ün yavaş yavaş gözlerini açtığını gören Emma kendini biraz geriye çekti.

Dük, yanında Emma'yı görünce birden bire ayağa fırlardı.

- Senin burada ne işin var ? diye sordu yüksek ve sert bir şekilde sordu.

- Şey, Düşes..

- Düşes ne ? dedi Dük. Gerçekten çok sinirliydi. Bu kız odasına nasıl girebilirdi ? Aklı almıyordu.

Emma ise aniden Dük'ün ona bağırmasına karşın biraz ürkmüştü. Yapması gereken en doğru şeyi yaptı ve baştan sona her şeyi söylemeye karar verdi.

- Öncelikle Dük Hazretleri bana bağırmaya hakkınız yok! O güzel uykunuzu bölmek istemezdim ama başka çarem yoktu. Düşes beni buraya getirdi. Açıkçası buranın sizin çalışma odanız olduğunu ve burada olduğunuzu da bilmiyordum. Düşes odaya girmemi söyledi. Daha ne olduğunu anlayamadan beni buraya kitledi. Daha doğrusu ikimizi de buraya kitledi.

- Ne yani burada kitli mi kaldık ?

- Evet, dedi Emma suratını asarak.

- Lanet olsun! Annem olmasa ona yapacağımı bilirdim ama her neyse. Hele bir çıkalım burdan.

KALBİMDEKİ LEKE #Wattys2017Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!