48.Bölüm

6K 339 9
                                              

Canlarrrr yorgunluktan ölüyor, geberiyor modundayım ama söz verdim ve bölümü yükledim. Gözüm hiç bir şey görmüyor ve ne yazdığımıda cidden bilmiyorum. Ayık kafayla müsait olduğum zaman kontrol edeceğim. Umarım şaçmalamamışımdır ve bunu dikkate alırsınız.

Birde son zamanlarda Wattpad de moda olmuş. Okuyucular hikayelerin son bölümünü okuyarak eğer hoşlarına giderse baştan başlıyorlarmış. Buradan o tip okuyuculara söylemek istediğim; Başından okumadığınız hikayenin sonunu okusanız ne anlayacaksınız ki ? 

Neyse umarım dikkate alırlar ne deyim. Keyifli okumalar :)

Bölüm Şarkısı= Halil Sezai/ Badem= Sonsuz aşk

Kapıyı sessizce açıp içeriye girdim. Etraf karanlık ve sessizdi. Herkes uyuyor olmalıydı muhtemelen. Salona geçip ışıkları açtım. Yorgun bedenimi koltuğun üzerine bırakıp başımı geriye yaslayarak gözlerimi kapattım. Defne'nin yanında kısa süreliğine de olsa huzurluydum ama şimdi yorgunluğun bütün belirtileri üzerime yüklenmişti. Defne öyle bir kadındı ki, nasıl beceriyor bilmiyorum ama sanki yeniden doğmuş gibi hissediyordum. Enerjisi kocamandı ve etrafındakileri de içine çekiyordu. Şimdiden özlemiştim bile. Şu an kollarım arasında olması için neler vermezdim...

Birisini deli gibi özlemek çok farklıydı. Yetmiyordu Defne'yle geçen vakitler de bana. Her saniye içimde taşımanın daha ötesini arzuluyordum. Onu öptüğümde,kollarım arasına aldığımda daha fazlasını istiyordu bedenim. Kalbim rayından çıkmış bir tren gibi kontrolünü kaybetmiyordu ama hızlı atıyordu. Bir tek onun kokusunu ciğerlerime çektiğim an sakinleşiyordum. Onun elimin altındaki bedenini hissetmek beni sakinleştiriyordu. Belki de hastalıklı bir düşünceye kapılmıştım. İyice kontrolden de çıkabilirdim ama tek bildiğim o asi kadını seviyordum.

Gerçekten hissettiğim sevgiydi. Birisini tüm hayatınız boyunca yanınızada isterdiniz ya, Cansu'dan sonra Defne'ydi yanımda istediğim. Ömrümü onunla geçirmek istiyordum şu an. İster aşık birisi, ister sevdiğini kaybetmek istemeyen birisinin düşüncelerinde barınabilirdi bu düşünce ama Defne'yi istiyordum bu kadar net her şey...

Kollarımı göğsümde kavuşturarak Defne'yi düşünmeye başladım ki zaten bir saniye dahi aklımdan çıkmıyordu. Bu özlemle nasıl yurt dışına gidecektim bilmiyorum. Şu an bile deli gibi onu görmek istiyorken bir ay belki de biraz daha fazla bir süre ondan ayrı kalmaya nasıl dayanacaktım bilmiyorum. Onu yanımda götürmeyi düşünmüyor değildim ama yanımda gelse dahi yine onunla ilgilenemeyecektim. Hiç bilmediği bir şehirde yalnız hissetmektense en azından burada vakit geçirebilirdi.

''Uras?''

Annemin sesi ile gözlerimi açıp yaslandığım koltuktan doğrularak, başımı arkaya çevirdim. Annem uykulu gözler ile yanıma gelirken ''Bir şey mi oldu oğlum?'' dedi. ''Oldu'' dedim anneme elimi uzatıp, eli elimi kavrayıp yanıma oturmasını sağlarken. Gözleri endişe ile büyürken elimdeki sıklığını biraz daha hissederken ''Hayırdır inşallah, kötü bir şey yok değil mi?'' dedi.

Küçük bir tebessüm dudaklarımdan firar ederken, annemin elinin üzerine elimi koyup ''Aşık oldum''dedim. Gözleri yine şaşkınlık ile aynı tepkiyi verirken, yüzünde bir tebessüm belirdi.

''Anlamıştım... Son zamanlarda o kadar mutlusun ki, bunu görebiliyorum''

''O kadar belli mi ettim?''

''Biraz... Eee kim bu kalbini çalan kız?'' dedi merakla.

''Defne''

Yumuşak, pamuk gibi elleri yüzümü avuçlarken ''Senin mutlu olmanı istiyorum oğlum, sen benim birtanemsin... Biliyorum yaşadıkların kolay şeyler değildi ama artık kışı geride bırakıp, baharı kucaklamana çok sevindim. Dileğim bir daha acı çekmemen'' diyerek kollarının arasına çekti küçüklüğümdeki gibi. Bir süre kollarındaki sıcaklığa sığındım. Sonra küçüklüğümdeki gibi başımı dizlerine yasladım ve her şeyi anlatmaya başladım. En başından her şeyi söyledim içimde tutmak yerine. Arkamdan çevrilmiş planları, yalanları... Hepsini anneme anlattım. Sabırla dinledi. Bazı anlarda kızdı, öfkelendi ailemiz dediği insanlara. Bunca yıl dostluğu bir kenara attıklarına mı yoksa benim bu acıyı tekrar yaşadığıma mı kızsa bilemedi. Ama biraz hak verdi Işıl hanım ve Sinan beye ve sonunda ''Her şey de bir hayır varmış demek ki''diyerek saçlarımı okşamaya devam etti. Sesi titriyordu. Fazlasıyla üzülmüştü bu gece.

SEN ONA AŞIKSIN- Tamamlandı (Düzenlenecek)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin