- Emma bir Dük'ten intikam almanın kolay olacağını mı sanıyorsun? diye sordu Jenna.

- Çok zor olmasa gerek Jenna.

- Her şeyi çok basit sanıyorsun Emma. Ama her şey hayallerindeki gibi olmayabilir canım.

- Tüm yaptıklarını yanına kâr mı kalacak Jenna?

- Ben, bilemiyorum, diye yanıt verdi Jenna kararsız bir şekilde.

- Sende bu yaptıklarının bedelini ödemesi gerektiğini gayet iyi biliyorsun.

- Bak Emma. Ben sadece senin mutlu olmanı istiyorum.

- Mutlu olmamı istiyorsan intikam almama yardım etmelisin.

- İstersen içeride konuşalım, dedi Jenna.

Emma başını "Tamam" anlamında salladı. Son ağacı da suladıktan sonra kulübeye girdiler. Emma elindeki kabı masanın üzerine bıraktı. O sırada Jenna çoktan yatağın kenarına oturmuş, Emma'nın yanına gelmesini bekliyordu.

Emma hemen Jenna'nın yanına oturdu. Bir süre sessizlikten sonra Emma konuşmaya başladı.

- Ee Jenna ne düşünüyorsun? diye sordu.

- Bu imkansız bir şey Emma.

- İmkansız diye bir şey yoktur, dedi Emma.

- Bu sandığın kadar kolay değil tatlım. Hayatta her istediğin olmaz.

- Ama bu istediğim olabilir Jenna. Senin yardımınla istediğimi başarabilirim. Emin ol çok mutlu olacağım. Hem sen de mutluluğumu istemiyor muydun?

- Evet ama ben nasıl yapacağımızı bilmiyorum.

- Bir plana ihtiyacımız var.

- Evet fakat intikam alırken Dük'e yakın olman gerektiğini biliyorsun değil mi?

- Evet ama kaleye girmek çok zor.

Jenna, Emma'nın mutluluğu için inkitam almasını istemiyordu. Bu oyunun sonunda Emma'ya zarar gelmesinden korkuyordu. Ama Emma çok ısrarcıydı. Ne kadar ısrar etsede en sonunda istediğinin olacağını biliyordu. Bir süre sonra Jenna konuşmaya devam etti.

- Aslında pek imkansız sayılmaz. Biliyorsun balo sezonu açıldı. Duyduğuma göre dört gün sonra kalede maskeli balo olacakmış.

- Maskeli balo mu? diye sordu Emma şaşkın bir şekilde.

- Evet. Bir sorun mu var?

- Hayır. Hep bir baloya katılmak istemişimdir. Özellikle de maskeli baloya, dedi gülümseyerek Emma.

Emma küçüklükten beri hep maskeli baloya katılmak istemişti. Baloda giydikleri o güzel kıyafetlere ve ve onları daha da gizemli yapan maskelere hep hayran kalmıştı.

- Baloya katılırsan kaleye girmeyi başarabilirsin, dedi Jenna.

- Peki ya sonra Jenna?

- Sonra... Sonra... Bilemiyorum. Nasıl intikam alacağını düşündün mü ?

- Onu öldürebilirim.

Jenna duyduklarına çok şaşırdı. Öldürmek mi ? Emma kesin çıldırmış olmalıydı.

- Benimle dalga mı geçiyorsun Emma ? Ne öldürmesi ? Katil mi olmak istiyorsun? Ayrıca seni soytarı yaptı diye onu öldüremezsin.

Emma'nın yüzü düştü. Ona göre çok iyi bir fikir gibi geliyordu. Ama Jenna aynı fikirde değildi.

- Daha iyisini biliyorsan kendin söyle Jenna.

- Bence sen de ona acıların en büyüğü olan aşk acısını yaşat. Ama uyarmam gerek. James aşka inanmaz. Sana gerçekten aşık olması neredeyse imkansız.

- Merak etme aşık olacak.

- Nasıl bu kadar emin olabiliyorsun ?

Emma, Jenna'nın yanından kalktı ve aynaya doğru yöneldi.

- Baksana Jenna çok güzelleştim. Dük'te dış güzelliğe kanacak. Bana aşık olunca onu da, buraları da terk edeceğim. Çok uzaklara gideceğim. İstersen sen de benimle gelirsin, dedi gülümseyerek.

- Ah, Emma. Sen ve hayal gücün... Ama senin kıyafetin ve masken yok. Bu halinle baloya giremezsin.

- Jenna en önemlisini unuttuk, dedi Emma tedirgin bir şekilde

- Nedir?

- Baloya halk da katılabilecek mi? Sonuçta önüne gelen herkesi almazlar değil mi? diye sordu Emma.

******

- Abi! Abi! dedi Ketherin çalışma odasının kapısını hızlıca açarak.

- Ketherin! Sana kaç kere söyleyeceğim kapıyı çalmadan girme diye?

- Ama abi çok önemli.

- Bu kadar önemli olan ne? Küpeni mi kaybettin yoksa? dedi James kahkaha atarak.

Ketherin çok sinirlendi. Ona önemli olduğunu söylüyor ama abisi küpeni mi kaybettin diye soruyordu. Bunun neresi önemli olabilirdi ? Evet bir kere küpesini kaybettiğinde de çok önemli demişti. Fakat o sadece bir kereydi. Bu gerçekten çok önemli bir durumdu.

- Abi dalga geçmeyi bırak. Baloya dört gün kaldı ama hala kıyafetim gelmedi. Ben ne giyeceğim ? Tabi sen rahatsın. Seninki hazır, getirildi.

- Hadi ama Katherin. Seninki terzi tarafından özel olarak dikilecek. Yani balo sezonu diye kıyafet bulamama derdin yok. Birkaç gün içinde kıyafetini getirirler, dedi James. Şimdi odadan çıkarsan iyi olur.

- Of, pekala gidiyorum. Ama yarında gelmezse bu sefer tekrar yanına geleceğim. Hemde kapıyı çalmadan! dedi sinirle odadan çıkarken.

Ketherin hemen aşağıya annesinin yanına indi.

- Anne! Ben ne yapacağım ? Kıyafetim yok, maskem yok!

- Yine mi aynı konu? Katherin biraz sabret, dedi Düşes.

Ketherin masanun üzerinde duran çiçekli tokasına doğru yöneldi. Eline aldı ve saçının kenarına koydu.

- Hadi ama Ketherin biraz gülümse.

Ketherin annesine döndü ve yapmacık bir şekilde gülümsedi. Ama onun aklında hala kıyafeti vardı. Ya yarın gelmeseydi? Ama terzileri hiçbir zaman işini geç yapmamıştı. Her zaman zamanında teslim etmişlerdi. Abisi haklı olmalıydı. Birkaç gün içinde gelirdi.

- Üzme kendini Ketherin'im.

- Anne ben odama çıkıp biraz dinleneceğim, dedi Katherin.

- Tamam kızım, dedi Düşes.

Ketherin odadan çıktı ve merdivenlerden yukarıya çıkmaya başladı. Odasına girince masasına oturdu. Kenarda duran kağıt ve kalemini alıp, terziden dikmesini istediği kıyafeti çizmeye başladı. Hiç ara vermeden akşama kadar çizmeye devam etti. En sonunda resmini tamamladığında kendisi bile hayran kalmıştı. O kadar güzel çizmişti ki. Resmini alıp diğer çizdiği resimlerinin arasına koydu.

Daha sonra saate baktı. Akşam yemeği vakti gelmişti. Hemen kalemlerini de yerine koyup odadan çıkıp, yemek salonuna geçti. Bir süre sonra Dük de yemek salonuna geldi. Masanın başına geçmesi üzerine Düşes ve Leydi de masaya oturdular. Daha sonra yanlarında duran iki hizmetçi yemekleri servis etmeye başladılar. Servis tamamlandıktan sonra hizmetçiler reverans yapıp odadan çıktılar.

Sessiz süren akşam yemeğinin ardından yemeğini ilk bitiren Katherin oldu.

- Size afiyet olsun, dedi ve reverans yapıp odadan ayrıldı.

Hızlıca odasına çıktı. Odasına girdiğinde gardrobunu açtı. Biraz göz gezdirdi ve içlerinde mavi renk olan geceliğini aldı. Üzerindeki kıyafeti çıkardıktan sonra hemen geceliğini giyindi. Daha sonra yatağına uzandı ve gözlerini kapattı. Yarını sabırsızlıkla bekliyordu. Bu düşünceler içinde uykuya daldı.

KALBİMDEKİ LEKE #Wattys2017Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!