Erkeğim

4.6K 124 11

Serkan suratımdan kalktı. Gözgöze geldik. Alnını alnıma koydu. Yavaşça kalktı, gözlerime baktı.

"Benimsin"

Evet artık onundum. Onun olmuştum ve... Sonsuza dek onun olacaktım. Onun... O...

"Seninim"

Sarıldı bana. Sıktı sıktı sıktı. Canım yandı ama umurumda değil. Çünkü o sıkışın canımı yakmak amaçlı değil de kendini güvende hisset çünkü ben her zaman senin yanındayım mesajını vermek amaçlı bir sıkış olduğunun farkındayım.

Yavaşça bıraktı beni. Doğruldu. Bana baktı-gözelerini kısarak-

"Aç mısın"
"Evet ama sevgiye"
"Çatlayana kadar yiyebilirsin bende çok var"
"Ama yemeğe de açım"
"Gel hadi bir şeyler yiyelim"

Akşam yemeği yiyecektik. Ama benim moral hala yerlerdeydi.

"Ya Asya üzülme artık. Bak ben varım, sen varsın... En önemlisi biz varız. İnan bana her şey güzel olacak. Annenle barışırsın sen emin ol. Sen sevilmez misin ya"

Son cümle yüzümü güldürmüştü. Evet ya ben sevilmez miyim? Canım ya şu berbat günde bile benim yüzümü güldürdü ya ben bu adamı bok terk ederim. Erkeğim.

"Heh şöyle ya gül biraz. Bak Mustafa Ceceli ne demiş?"
"Ne demiş?"
"Ağlama ağlama gül biraz"
"Karanfil"

Canım abim. Canım Serkanım. Canım sevgilim.

"Of"
"Noldu ya"
"Yemek kalmamış"
"E yapalım"
"Hiçbir şey yok. Ben gidiyim de döner möner bir şeyler bulayım"
"Öyle yapmak yerine gidip makarna al kenimiz evde yapıp bir şeyler yiyelim"
"Ha tamam olur"
"Ne alayım"
"Öğmm bakalım dolaba... Allahım tuz da mı yok evde ya"
"Bilmem yok mu"
"Yuh Serkan gitmişken tuz al. Allah bilir şimdi senin salçan da yoktur"
"Olduğunun garantisini veremiyorum kusura bakma"
"Yokmuş zaten. Salça al birde spagetti ile tuz. Diğer şeyleri yarın alırız. Şu anda hiç halim yok. Tenceren var mı"
"Var canım o kadar da fakir değilim"
"İyi"
"Hadi gel beraber gidelim"
"Tamam olur"

Kapıdan çıktık. Sokak kapısı falan işte bildiğiniz bina...

Kaldırıma çıktık yürümeye başladık. Ne o bana dokunuyor ne ben ona en ufak bir temas bile yok.

"Eeeee Asya böyle kanka gibi mi duracağız"
"Bilmem"

Tekrar o harika gülüş. O gülüş... O gülüş benim bütün negatif enerjilerimi alıp götürüyor. Götürdü.

Elimi tuttu. Ay... İçime bir titreme geldi. Hoş bir titreme... Hiç bitmesini istemeyeceğim bir titreme...

Markete girdik.

"Ya Serkan gelmişken bir ekmek alalım. Allah bilir ekmek de yoktur evde"
"Al gülüm"

Gülüm. Ne kadar hoş. Güldüm.

"Kahvaltılık bir şeyler var mı"
"Var heralde"
"Heralde mi? Ben yokken sen kahvaltı yapmıyor muydun"
"Ya yapıyorum tabi ama..."
"Ama?"
"Yapmıyordum"
"Ya hadi yapmıyordun bari tamam da insan hiç mi bulundurmaz evde domates peynir falan"
"Bende yok vallahi" güldü sanki çok komikmiş gibi
"Komik değil" sebebini bilmediğim bir ciddilik çöktü üzerime

Bir sürü şey almıştık resmen-belkide gerçekten- buz dolabını en baştan döşüyorduk. Kasaya vardığımızda neredeyse bir 5 dk kadar kasiyerin aldığımız ürünlerin barkodlarını, makinaya okutmasını bekledik. Bir taraftan barkodlar okunuyor, bir taraftan sıradaki müşterilerin sitemkar cümleleri kulağıma geliyor, bir taraftanda barkodu okunan ürünleri poşetlere dolduruyordum. Serkan ise cüzdanını hazırlıyordu.

Sınıf ÖğretmeniBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!