Soğuk 2: VEFA - Bölüm 2 (Feryat)

20.2K 1.3K 441




Soğuk 2: V E F Â

Bölüm 2 : "FERYAT"

"Her bitiş bir başlangıca zincirlemişse kendini, ve her koşuş bir başlangıcı çağırmaya mahkumsa eğer, pranga sesleri inim inim inlermiş mahzun bir köyün meydanlarında."

İnsan en sevdiğine mi kırılırdı hep?

Peki nefret ettiklerimizin sözlerine neden alınıyorduk?

"Baran ya!" dedim. "O patatesleri en sona bıraktım ben, güzel oldukları için!" Ben böyle söyleyince tabağımdan bir patates daha alıp ağzına attı. "Baran!"

Gülerek arkasına yaslandı. Önümdeki bardaktan bir yudum su içip karşımda oturan Sinem'e baktım. Pek bir şey yememişti. Bunu Baran da fark etmiş olacak ki, "Abim yesene şu tabağındakileri." dedi.

"Yok, aç değilim pek. "

"Sinem, neredeyse hiçbir şey yemedin." Sinem, feci bir kilo kaybı yaşıyordu. Çok çabuk yoruluyor ve devamlı depresif takılıyordu.

"Yedim ben. Gerçekten."

"Sahil'in tabağındaki patatesler çok güzel, onları yiyebilirsin." Kızgın bir bakış attım.

"Bunu ben derim arkadaşıma, sen neden diyorsun?" Durdum. "Ayrıca çok beğendiysen sipariş ver."

"Senin tabağındakiler daha güzel." dedi. "Sipariş ettiğim o kadar lezzetli olmayacak."

Tabağımı ondan tarafa sürükledim. "Tamam, yiyebilirsin o halde." Sinem'e baktım. "Sinem, sende."

"Yok, Çirkinim. Şaka yapıyordum." Baran, tabağı tekrar önüme doğru sürükledi. Sinem sessizdi.

Ortamdaki çatal kaşık seslerinin metalik sesi umarsızca yankısına devam ederken, zaman zaman naif gülüşler sergileyen zarif bir kadının kahkahası o metalik sesin koluna giriyordu. Bizim masamız dört kişilikti; en az sandalye sayısına sahip olan masa bizimdi ve dördüncü sandalyede sessizlik oturuyormuş gibi, hepimiz onu dinliyormuşuz gibi konuşmuyorduk. Her sessizliğin altında bir yenilgi yatar, dedikleri bu olsa gerekti. Her sessizlik, kılıf bulamayan bir hezimetin eseriydi.

Zamanında kuzuların sessizliği kılıfına kendini oturtup, altında yatan anlama da fırtına öncesi sessizlik gibi bir tabir döşeyen bu irade dışı nükseden şey -sessizlik- bence bu anlamın çok ötesindeydi. Olmuş bitmiş bir olayın ardından gelendi; bir anda seni ziyarete gelendi. İnsan içi acırken susardı; mutlu olan insan zaten gülerdi, bu sistem bunu talep ediyordu.

"Yarın tekrar dövüşeceğim. " Sinem'e söylüyordu. Gerçi benim haberim vardı zaten, tekrar tekrar bana da dile getirmesinin bir manası yoktu.

"Bu defa ne için dövüşeceksin?" diye sordum.

Yüzüne düşünür bir ifade yerleştirdi. "Bu kez umuda her daim on elle sarılanlar için dövüşeceğim." Baran'a baktım. "Her kim düzenliyorsa, birini ya da bir şeyi bitirmek için yapacak olmalı." İkimizden de ses çıkmayınca devam etti. "Acelesi var."

O ana kadar bir kez dahi sormadığım ve açıkçası aklıma da gelmeyen o soruyu Sinem, Baran'a yöneltti. "Kiminle dövüşeceksin?"

Baran, su içmek için eline aldığı bardaktan bir yudum alıp masaya geri bıraktı. "Tuncay."

SOĞUK (Raflarda!)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!