2. BÖLÜM

6.3K 365 73


❀Düzenlendi❀


Askerler atlarını seyise verdikten sonra Alex konuşmaya başladı:

- Herkes kendi görevinin başına geçsin, diyerek emir verdi.

Daha sonra Emma'ya döndü:

- Siz, hanımefendi. Beni takip edin.

Genç kız denileni yaptı ve Alex'in arkasından yürümeye başladı. Kaleye girdiklerinde Emma hayranlıkla bir yandan da etrafı inceliyordu. Duvarlarda çok güzel tablolar vardı. Belirli aralıklarla oldukça gösterişli vazolar ve aksesurlar yer alıyordu. Burada yaşayan çok şanslı olmalıydı.

Kalenin içi dışı gibi mükemmeldi. "Keşke böyle bir yerde yaşasaydım" diye içinden geçirdi Emma ama mümkün olmayacağını gayet iyi biliyordu. Kocaman, güzel kale baya büyük görünüyordu. Burada bütün halkın yaşayacak kadar yerin olduğunu düşündü Emma.

Hâlâ neden Dük'ün yanına çağrıldığını düşünüyordu. Acaba bu kadar çirkin olduğu için onu öldürecekler miydi? Topraklarında bu kadar çirkin birinin yaşamasını istemiyor olabilirlerdi. Belki de tam tersiydi. Yaşadaklarını duymuş, ona yardımcı olmak istiyorlardı. Belki ona kalede yaşamasını bile teklif edebilirlerdi. Bir an gülümsedi. Ne kadar da saçma düşünüyordu. Neden kalede kalmasını isteyeceklerdi ki? Tabii ki de onu öldüreceklerdi. Buraya çağırmalarının başka bir açıklaması olamazdı.

Uzun ve ihtişamlı koridorda baya yürüdüler, ta ki kocaman ve muazzam bir kapının önüne gelene kadar... Kapı kocaman ve bir o kadar gösterişliydi.

- Hanımefendi, yüzünüzdeki peçeyi çıkarsanız iyi olacak, dedi Alex.

- Neden? diye sordu Emma meraklı bir şekilde.

- Dük Hazretleri sizi böyle görmek isteyeceğini pek sanmıyorum, diye karşılık verdi Alex.

Emma denileni yaptı ve kahverengi peçesini yüzünden çıkarıp elinde tutmaya başladı.

*********

Dük James McCarthy, Alex'i sabırsızlıkla bekliyordu . Aslında aradığı kişiyle daha tam olarak ne yapacağına karar verememişti. Belki soytarısı yapmalıydı onu, sıkıldığında eğlendirirdi. Evet, en iyi fikir buydu. Çirkin bir soytarı komik olabilirdi.

Tam bunları düşünürken içeriye bir nöbetçi girdi.

- Majesteleri, Alex ve yanında bir kadın sizi görmek istiyor.

Bunları duyan Dük içeri gelmelerini emretti. İçeri ilk Alex girdi ve arkasından çirkin bir kadın. Dük daha önce hiç bu kadar çirkin bir kadın görmediğine yemin edebilirdi. Onun gördüğü kadınlar daima güzeldiler. Tanrının bu kadını neden bu kadar çirkin yarattığını düşündü. Alex'in konuşmasıyla düşüncelerinden uzaklaştı.

- Dük Hazretleri, getirmemi emrettiğiniz kişiyi getirdim, dedi Alex.

- Tamam Alex, sen çıkabilirsin!

Alex odadan çıktıktan sonra James, çirkin kadına döndü ve onu baştan aşağı inceledi . Sarı erkek tipi yıpranmış saçları ve mavi , paraklığını yitirmiş, anlamsız bakan gözleri vardı. Yüzünü neredeyse tamamını kaplayan lekelere ve sivilcilere sahipti. Kalçaları, göğüsleri ve beli o kadar kötüydü ki, adeta dümdüz bir et yığınından başka bir şey değildi. Ayrıca çok cılızdı. Emma'yı inceledikten sonra konuşmasına başladı :

- Adın nedir ?

Emma gerçekten olanlara bir türü anlam veremiyordu. Uzun zamandır hep yalnızdı ve birden bire Dük onu kaleye çağırmıştı, kesin düşündüğü gibi onu öldürecekti. Öldürse bile ona hak verirdi. Bazen o bile intihar etmeyi düşünmüş ama bir türlü becerememişti.

KALBİMDEKİ LEKE #Wattys2017Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!