Genç kız sinirden köpürüyordu. Sanki hayatındaki her şey mükemmelmiş gibi bir de bu adamla uğraşmak Onda olduğu yerde tepinme isteği oluşturmuştu. Annesinin sorunu neydi? Kendisi yirmi yaşındaydı ve bir büyüğü yanında olmadan da kalkıp bir yerlere gidebilirdi. Ama bir türlü annesi Cemile hanım bunu kabul etmemiş ve Berfin'e bir şart koşmuştu. Ya Karan'la gidecekti o partiye ya da gitmeyecekti. Belki de şantajdı bu, ama Berfin, Cemile hanıma karşı gelecek kadar delirmemişti daha. Tamam, yirmi yaşında olgun bir kadın olabilirdi, ama asla evdeki otoriteye karşı gelemezdi. Hasan Olcaylar bile eşinin sözünden çıkmıyor, o sert hareketlerini, karısının yanında asla göstermiyordu. Bu durumda Berfin'in ne haddineydi?!


Odasındaydı genç kadın. Giyeceği kıyafeti seçmeye çalışırken söyleniyor ve beğenmediği kıyafetleri yere atıp eziyordu ayağıyla. Zaten zengindi. Ona göre harcayacak parası olduğu için tutumlu olmaya gerek yoktu. Parayı mezara götürmeyecekti ya!


"Karan beyle gidecekmişim! Yahu o hanzonun ne işi var havuz partisinde? Ne anlar o gıcık partiden? Menteşe kafa! Dambıl surat!" dedi. Aynı anda bir sürü kıyafet de ayağından nasibini almıştı.


"Hayır, bir de anneme 'Tamam Cemile anne' diyor. Ya hayır desene! Annemin sana karşı olan tatlı tavrını biliyorsun, kadın seni abimden daha çok seviyor, kullansana azıcık! Ama yok, beyefendi her zaman saygılı, her zaman mükemmel evlat! Ben anlamıyorum, cidden anlamıyorum, adam benim hayatımı çocukluğumdan beri mahvediyor ama doymadı, bıkmadı, usanmadı. Bravo! Tebrikler!" diye bağırabildiği kadar bağırıyordu. Annesine olan siniri geçmişti artık. Karan'dan vuruyordu. Onun üzerine oynuyordu. Bu genel olarak yaptığı bir şeydi. Annesinin duyabileceğinden korktuğu için Karan'a hitaben konuşur, Onunla ilgili atıp tutardı. Şimdi de değişen bir şey yoktu.


Ama söylediklerinde haklıydı.


Karan evlerine geldiğinde kendisi dört yaşındaydı ve hatırlamıyordu o zamanları. Ama kendini bildi bileli Karan onlarla beraberdi. Babası Hasan Olcaylar, bir nedenden ötürü Karan'ı evlerine getirmiş ve evlerinde, hayatlarında Ona yer vermişlerdi. Ailesi yoktu Karan'ın. Ne anne ne de baba. O yüzden Karan, Berfin'in anne ve babasına kendi ebeveynleriymiş gibi saygı duyar, verdiklerinin karşılığı olarak ne isterlerse yapardı. Nankör değil, vefakârdı Karan. Her daim yanlarında olmuş, çoğu kez iş bulup çalışmıştı. Berfin'in abisi ve ailenin büyük çocuğu olan Kutay'la en candan kardeş olmuş, abilik görevlerini ikisi de çok önemseyip Berfin'e hayatı zindan etmişlerdi. Genç kadın bu duruma küçükken ses çıkaramadığı için şimdilerde sonuna kadar bağırıyordu. 


Ama ne Kutay, ne de Karan yılmıyordu. Sanki Berfin'le uğraşmaktan zevk alıyormuş gibi Onu kısıtlıyor, sinir ediyor ve çığırından çıkarıyorlardı. Anneleri de kızı sinir krizi geçirene kadar olaylara müdahale etmiyor ama arada kıs kıs gülmekten de geri kalmıyordu.


"Ya ben yirmi yaşındayım ya! Yirmi, yirmi! Hani, ben reşit olalı koskoca iki yıl geçti, üniversite üçe gideceğim ben eylülde, tüm arkadaşlarım şu yaz tatilinde ailelerinden izinsiz ülke dışına çıkıyor, ben çişe bile annemden izin alıp gideceğim neredeyse! Oh ya, ne âlâ! Bıktım ama, o Karan gıcığından da, beni kısıtlayan bu otoriteden de bıktım! Tamam annemden bıkmadım ama çok sıkıyor canım O da." dedi sonlara doğru sesini yumuşatarak. Annesinin kapıyı açıp içeri girmesinden korkmuştu bir an için. Şimdi havuz partisini de silmesi gerekirdi akşam akşam, olmazdı. Düşünürken bir anda kolundaki pahalı ve şık saate baktı, saat çoktan sekiz olmuştu ve dokuzda başlıyordu parti. Geç gitmek istemiyordu. Yarım saate kadar çıkmaları ve dokuzdan önce orada olmaları gerekiyordu. 

❀Yasak❀Tamamlandı❀Read this story for FREE!