Bölüm 14-2

93 7 19

19.03.2011/Cumartesi

'Seni almaya geliyorum.'yazdı ve gönderdi. Aynada denizci kıyafetini izledi. Michelle'in ısrarları sonunda onda karar vermişti. Anlamsız geliyordu ama bir şekilde hayatın akışına kapılmaları gerekiyordu. Telefonuna gelen mesajla evden çıktı. 'Tamam. Hazırım.'

***

Kapının önüne geldiğinde Emma sarı renkli peri elbisesiyle muhteşem görünüyordu. Hemen arkasından gelen Lucy onu şaşırttı. Onlarla mı gidecekti yani kendi partisine?

Tam anlamıyla siyahlar içindeydi Lucy. Kafasında bile siyah bir peruk vardı. Emma yanına otururken o da arka koltuğa geçti.

"Brandon'dan haber alamıyor musun?"diye sordu alaylı bir sesle Ron. Lucy soluk gri gözlerini aynadan onun üstüne dikti.

"Aynı yere gideceğiz Ron. Bir gecelik centilmenlik sana bir şey kaybettirmez!"

"Tamam, tamam."

Gerçekten ilginç bir andı. Emma kollarını önünde bağladı. O videoyu düşünmemeye çalıştı. Aklına geldikçe gözlerini cama çevirdi. Yol boyunca Lucy'nin konuşmalarına maruz kaldılar. Üniversite hayatının zorluklarından, yeni ortama kabul edilmenin sıkıntılarından, partilerin muhteşemliğinden bahsedip durdu. 'O zaman neden sürekli buraya geliyorsun?'demek istedi Emma bir an. Ama vazgeçti. Lucy'ydi bu. Ne yapacağını hiçbir zaman kestiremezdin.

The Rice'ın otoparkına park ettiklerinde Lucy indi ve üstünü düzeltti. Emma da üstüne aldığı ceketi arabada bıraktı. Altın yaldızlı beyaz maskesini çıkardı. Son anda peri kostümüyle karşılaştıklarında Michelle maske değişimi yapmıştı. Emma maskeyi yüzüne yerleştirdi. Saçlarını sıkıştırmadan iplerini bağlamak zordu.

Ron da kendi lacivert sade maskesini yüzüne geçirdi. Lucy ise karanlık elbisesine uyan kara tüylü, gösterişli, büyük maskeyi yüzüne yerleştirdi. Gözleri birer sis bulutu gibi görünüyordu şimdi. İkisine de başka bir şey söylemeden oradan uzaklaştı.

Ron kolunu uzattı Emma'ya. Emma ona uzatılan kola girdi. Yürüdüler.

"Çok güzel görünüyorsun."dedi Ron sakince.

"Teşekkür ederim."dedi Emma. İçeri girerken aldıkları davetiyeyi görevlilere verdiler.

Gotik müziklere eşlik eden renkli ışıklar, sahneyi dolduran bir yığın insan ve girdiği gibi o köşeye yerleşen Lucy... Tam olarak onun saltanatını yansıtmak üzere planlamıştı her şey. Başka kimler buradaydı bilmiyordu. Maskeler yüzünden herkesi ayırt edebileceğini de düşünmüyordu zaten.

"Hadi gel."dedi Ron ve onu boş bir masaya götürdü. Sahneye uzak, duvar kenarına yakın yuvarlak masalardan biriydi bu. Bir zamanlar onların oturduğu masaydı. Birer kokteyl söyledi Ron garsona. İçkileri geldikten sonra konuşmaya başladı. "Hayat garip. Öyle değil mi?"diye sordu.

"Evet, gerçekten öyle. Geçen sene arkamdan iş çeviren ablam ve eski sevgilimle aynı arabaya bindim."diye yanıtladı onu hırçın bir ses tonuyla. Ron göz devirdi. Emma onun bu hareketine gözlerini kısarak yanıt verdi.

"Bak, geçen sene ergenliğimin zirvesini yaşıyordum tamam mı? Açık konuşmam gerekirse-"

"Açık konuşma!"diye onun lafını kesti Emma. "Lütfen, bugünlerde ihtiyacım olan son şey bazı şeylerin aslında öyle olmadığına dair cümleler duymak. Aklımdaki Ron yeterince hata yaptı. Üstüne yenilerini eklemek istemezsin."

"Tamam. Ama şu an öyle biri değilim. Biliyorsun." Onun sarı-beyaz, ışıltılı maskesinin ardından muhteşem görünen yeşil gözlerine bakarak söyledi bunu. Fakat o sadece omuz silkti. Kokteylinden birkaç yudum içti.

R.E.S - Mazideki KusurBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!