- MAVERA -

1.6K 127 57

Hutame: "Şüphesiz o, Hutame'ye (ateşe) atılacaktır."   (Hümeze, 104/4).

Yaklaşıyor!  Simsiyah bir kasırga sarıyor şehri dipten uca

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Yaklaşıyor!  Simsiyah bir kasırga sarıyor şehri dipten uca. Eskisi kadar korkmuyor kimse bu kasırganın öfkesinden. Sadece koyu bir hüzün vardı, ağrıyan kalplerimizde. Güneşin batışı, bulutların bir ömür gibi sürecek olan zamana sürgün edilmesinin vakti gelmişti bugün. Bu şehir son kez görüyordu güneşin doğuşunu. Aydınlık gömülüyordu kanlı çukurların içine ve kanlar fışkırıyordu göğe; çatlatıyordu kalkanlarını, yağdırıyordu üzerimize kanlı yağmurları... 

"Güneş ne zaman doğacak?" diye sordu küçük bir kız çocuğu annesinin elini tutarken. Annesi cevap veremedi. Veremezdi. Bu şehirde yalan yoktu. Bu şehrin insanları dürüsttü. Ama şu dakikadan sonra dürüstlüğün hiç bir değeri yoktu.   (Cennet'ül) Meva şehri yerle bir olacaktı. Başımıza çöken bu lanetin ruhlarımızı ele geçirmesine çok az kalmıştı. 

Annesinin yerine çocuğun sorusuna hitaben ve içime yayılan katran karası bir yılgınlıkla mırıldandım. "Güneş bir daha doğmayacak!" 

***

Bir şehir vardı... Cennet hayatının dünya hayatındaki boyut bulmuş haliydi. Kötülüğün uzak durduğu, iyiliğin her daim etrafında olduğu bir şehirdi. Fakat bir gün yerin altından hiç bilinmeyen bir lanet yerin üstündekileri infilak etti. Bir çok aile bölündü, parçalandı ve yok oldu. Geride kalanlar; yabancı bir krallığın egemenliği altına girmek istemeyenler iyiliğin olduğu yerleri bulmak için şehirlerini terk ettiler.  Gidenlerin içinde henüz geride bırakmak üzere olan geçmişini tanımayan birisi vardı. O henüz doğmamış ve kötülüğün lekeli parmakları arasında boğulmamıştı. 

Ve görmediği şehrinden, tanımadığı insanlarla birlikte gidiyordu. Bir gün geri dönmek zorunda kalacağını ve döndüğünde kötülüğün tohumuna ruhunu adayacağını bilmeden gidiyordu...

"Bir vakit Rabbin Âdemoğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini almış ve onları kendileri hakkında şâhit tutarak: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim? demişti. Onlar da: "Evet biz şâhidiz." demişlerdi. Bunu, kıyâmet günü, "bizim bundan haberimiz yoktu" dememeniz için yaptık."

(Araf, 7/172).  

İnsan anne rahmine düşmeden evvel ruhları yaratılmıştır ve orada birbirleriyle tanışmışlardır. Daha sonra bedenlerine yerleştirilip dünyaya gelmişlerdir. Ancak bu hikayede iki kişi vardır ki; onların ruhları doğmadan evvel tanışmış birbirlerine aşık olmuştur. Doğumla başlayan ayrılıkları, hiç ummadıkları yerde ummadıkları zamanda son bulacak ve onları sonsuzluğa sürükleyecektir. Çünkü onların alın yazıları daha doğmadan yazılmıştır. 













MAVERA Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!