karanlık

62 2 0
                                                  

"Ne oluyor burda zeynep"

Nasıl söylerim şimdi ben kilitledim onu diye.

"Alparslan hocam siz misiniz ben burdayım açın kapıyı ,biri kapıyı kilitledi"

"Zeynep senmi yaptın"

Alparslan hocanın sorusuyla başımı yere eydim ,yaptığımdan utandığım için değildi,benden kapıyı açmamı istemesinden korktuğum içindi . Açmazdım ,açamazdım bana sölenen cümlenin bir bedeli olmalıydı. Bana sadice babam "küçük şeytan"diye bilirdi başka kimsenin demesini sevmezdim ,sevemezdim.

"Aç kapıyı zeynep"

"Açmam hocam bunu benden istemeyin"

Herkeze karşı saygısız olurum ama bana iyilik yapana sonsuz saygım vardır,bunların başında alparslan hoca gelir. Daha fazla dayanamadım anahtarları yere attıp sınıfa kaçtım.

Kaç dadika oldu bilmiyorum ama hala bekliyorum. Fırtına öncesi sessizlik gibi ,her yapılanın bedeli olduğu gibi benim yaptığımında bedeli var ve şuan bedel ödemek için bekliyorum.

Türkçecinin hızla içeri girmesiyle bulunduğum yerden kalktım . Ben daha ne olduğunu anlamadan yanağımda hissettiğim acıyla kendimi yerde bulmam aynı anda oldu. Kolumu tutum küçücük gövdemi peşi sıra sürüklercesine götürdü . Hadememiz orhan abinin malzemeleri koyduğu dopaya gelmiştik ne yaptığını anlamadım,anlamaya çalıştım ama ben düşünürken beni içeri fırlatmasıyla kapı kapandı.

Karanlık, işte o gün öğrendim karanlığı ,o gün tanıştım ne annem nede babam beni böyle bir karanlıkla cezalandırmamışlardı. Korkuyormuyum hayır, aslında sevdim karanlığımı sesizliğimi açık olsa bile görmeyen gözlerimi o anı nedendir bilinmez sevdim, bana öyle yakındıki karanlığın içine girdiğimde yabancılık çekmemiştim. Ağlıyormuyum hayır . Dışardan gelen yağmur sesleri bedenimi sakinleştirdi ,canımın acısını bile unutturdu.

Düşündüm ve buldum resimin teması karanlık olucaktı karanlığın içindeki çılız,siyaha yüz tutmuş grileşmiş bir beyaz olucaktı kafamda tasarladım buldum yapıcaktım yine kazanıcaktım. Düşüncelerimi kapını açılmasıyla böldüm.

"Zeynep iyimisin"

Alparslan hoca yine yapmıştı iyiliğini çıkarmıştı ,alışmaya başladığım karanlıktan beni. Hiç bir şey söylemeden evin yolunu tuttum .

"Kız bu saatte neden geldin ayyy yüzünün hali ne ,ne oldu sana"

"Yok bişey kavga ettim orda oldu"

"Birde uslu dursan şaşarım zaten"

Başıma ne gelirse gelsin hiçbir zaman ne anneme nede kardeşlerime söylemedim söyleyip üzmek yada benim için başkalarının karşısında mucadele etmelerini istemedim.

Koltuğun üstüne dizdiğim boyalarımla resim defterimi açtım. Kaç saat oldu bir dakika bile kafamı kaldırmadım. Yemek bile yememiştim ve sonunda işim bitmişti .

Resim
Şöyle düşünün heryer siyahla kaplı, resmin ortasında küçük bir kız ama hafif grileşmiş şekliyle.gökten yağan yağmur damlaları ,onlar beyaz nedeni yağmur bana hep temizliği saflığı hatırlatır o yüzden damlaları beyaz.
Resmin bitmesiyle bende bitmiştim. uykum vardı ve uyumam gerekiyordu ortalığı toplayım yatağıma yattım. Yarın yeni bir gün ve yeni bir oyun.

Sabah

Annem tarafından zorla uyandırıldım. Herkez pikniğe gidicek ve beni bekliyorlar. Hızlıca giyinip resmide yanıma aldım. Resim hocama vermem lazım çok heyecanlıyım. Evden çıkıp koşar adım okula ulaştım dikkatle taşıdığım resimimi kenara koydum. Evden hızlı çıktığım için bağcıklarımı bağlamayı unutmuştum ,ben bağlarken biri resimimi aldı.

"Napıyorsun be ver şu resimi bana "

"Gelde al bücür"

"Bak lütfen ver şunu yırtılıcak"

"Ooo değerli demek"

Bu konuştuğum kişi Zeki hocanın yani müdürümüzün gıcık oğlu bana takıntılı, benim gibi kötü olmaya çalışıyor ,beni taklit etme çabası sadice onu komik duruma sokuyor ama bunun farkında bile değil.

"Alparslan hocam burağa bişey söyleyin resmimi vermiyor ben onu yarışmaya göndericem"

"Bunu yarışma için mi yaptın bak şimdi ben ne yapıyorum"

"Hayır, nolur ,lütfen yapma, lütfen ben ona emek verdim"

Ne kadar dediysemde dinlemedi ve hazin son resim iki parçaya bölünmüştü. Benim ellerimle yaptığım emeğim uykusuz kaldığım saatlerim hepsi şuan çöp oldu hemde sadice beni kıskandığı için.

Şimdi görürsün sen ,benim emeğimi çaldın. Gözüm döndü belkide ilk sinir krizini o an yaşadım bilmiyorum önce yerden taş alıp kafasına attım benden bedenen büyük olmasına ragmen nasıl yaptığımı bilmediğim halde onu yere düşürdüm. Üstüne çıkıp kaç kere tokat attığının yüzünü nasıl haritaya çevirdiğimi. Kazağını bile nasıl yırttığımı bilmiyorum ayağa kalkıp birkaç tekme attım dahada atabilirdim ama alparslan hoca beni kucağına almasıyla yaptığım eziyet bitti. Benim sinirim hala geçmemişti orası ayrı konu.

"Zeynep geziye gelmiyor alparslan hocam cezalı oğluma yaptığına bakın vahşi bu kız"

"Bakın zeki hocam bunlar çocuk ayrıca olayı başlatan burak evet zeynep'in yaptığı doğru değil ama tek suçlu o değil"

"Olsun yinede o kız bizimle geziye gelmeyecek"

Alparslan hocanın kucağından inip zeki hocanın karşısına geçtim.

"Zaten meraklı değilim gezinize gidin gelmicem"

Aslında çok istemiştim gitmeyi ama bu sözlerden sonra gururum öne çıktı gidemezdim gitmedimde ama gitmelerinede izin vermicem.

Onlar gezi için otobuse binmeye hazırlanırken eve koştum annemin elişi yapmak için kullandığı tığ dedikleri küçük şişe benzer şeyi aldım. Tekar okula geldim otobüsün arkasına geçip tığyı batıracağım sırada bende bir yaş küçük kardeşim serhan yanıma geldi.

"Abla koş babam aradı"

Babam, kahramanım unutmamış bizi ,aramış. Ne yapmaya çalıştığımı bile unuttum o an.

"Koş serhan "

Elimden tığ denilen o şeyi atıp eve koştum. Annemin yanına gidip dikildim yanağımda hissettiğim ıslakla daha yeni ağladığımı farkettim .

"Anne ne olur bana ver telefonu bende konuşucam ,ne olur anne ne olur"

Sonunda yalvarmalarım işe yaradı elime aldığım telefonla bir çırpıda kurdum cümlelerimi.

"Babam nerdesin neden gelmedin bak sayıcak parmağım kalmadı hadi baba gel çok özledim. Sen yokken senin atletlerini giyiyorum bana büyük oluyor ama olsun sen kokuyor"

Hıçkıra hıçkıra ağladım ama hala ses gelmedi ben o kadar konuştum ama o konuşmadı üstüne telefonu yüzüme kapattı.

"Kızım üzülme kontürü bitmiştir babanın"

Bir kere daha inanmak istemedim. Evden çıkıp prafabriklerin arka tarafa geçmek için güvenlikten hızlıca çıktım ali abinin bağırması umrumda bile olmadı. Bana yanlızlık lazım,karanlık lazım ,bana babam lazım babam.

Gecenin zifiri karanlığı beni kendine öyle kalıcı bir misafir yaptıki bu geceden sonra alıştığım karanlığın kölesi oldum. Ben babamı düşünürken arkamdan gelen seslerle ayağa kalktım korkmuştum. Birinin bana yaklaştığını hissettim ama bedenim bana isyan edercesine kımıldamadı. Kulaklarım artık duyma işlevini kaybetti.

Kim , kim bu buz gibi ellerin sahibi kim benim bedenimde dolanan kirli, çamurlu eller kimsin. Gözlerim isyan edercesine akıyor. Bedenimi saran korku beni kafese kapattı sanki. Benki hırçınlığıyla bilinen küçük şeytan nasıl sustum,oysa şimdi beynimi kullanıp kurtulmam lazım ama beynim bile düşünmeyi bıraktı.

Ağlamalarım hıçkırığa döndüğünde soğuk havayla temas eden bedenim çırıl çıplak kalmıştı artık. İlk defa korkudan donmuştum. Sadice tek bir cümle çıktı zar zor firar etti dudaklarımdan.

"Yapma ne olur ."

Karanlık Ve KararlılıkHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin