Bölüm 13-1

78 7 5


25.08.2007/Cumartesi

"İki hafta sonra okul açılıyor."dedi Anne sakince. Gözleri bahçede basket oynayan Ryan, Ron ve Bill'deydi.

"Evet. Rüya bitiyor."dedi Jason. Uzandığı yataktan kalktı ve Anne'in yanına gitti. Ellerini beline doladı. Boynuna yaklaşıp kokusunu içine çekti uzun uzun. Koyu kızıl saçlarını sevdi. Yanağından öptü. Dudaklarına ilerledi. Anne başını diğer tarafa çektiğinde gözlerine baktı. Dökülen yaşları görünce şaşırdı.

"Gitmem gerek."dedi çatallaşan sesiyle.

"Neden? Haftaya beraber gideriz."

"Olmaz. Zaten annem Thalia'da olduğumu, Thalia da teyzemle kaldığımı sanıyor. Yeterince karmaşık bir durum yarattım. Aylardır zor idare ettim. Artık eve dönmem gerek."

"Neden herkese yalan söylüyorsun?"

"Söylemek zorundayım."

Burada onunla birlikte olduğunu ne birine söyleyebilir ne de bunun açıklamasını yapabilirdi. Jason Specter... Sayılı zenginlerden olmasının hiçbir önemi yoktu. Yaptığı bir iki partiye dayanarak kimse onu kabul etmezdi. Derin bir nefes alarak gözlerindeki yaşları elinin tersiyle sildi. Güçsüz olmaktan hoşlanmıyordu.

"Ama bana doğruları söyleyebiliyorsun."dedi Jason elini onun yanağına götürerek. Soluk gri gözlerine baktı uzun uzun.

Anne onun haklı olduğunu biliyordu. Sebebini bilmediği bir şekilde yanında kendi olabildiği tek kişi Jason'dı. Hiçbir şeyi saklamasına gerek yoktu. Onu olduğu gibi kabul etmişti. Okulda dâhil olduğu grubu umursamamıştı bile. Jason yavaşça yaklaştı ve dudaklarını öptü sakince. "Gitme."

"Gitmek zorundayım."dedi Anne ve yatağın kenarındaki kıyafetlerini aldı. Üstünü giyinirken, "Aramızda geçenleri kimse bilmemeli. Konuştuklarımızı da!"dedi duygusuz olmaya çalışarak. Pek becerebildiği söylenemezdi.

"Özellikle Collin duymamalı, değil mi?"dedi Jason yüzünde tiksintiyle. Yatağa geri döndü. Kollarını başının arkasında bağlayarak yayıldı. Anne'in başlattığı duygusuzluk krizini devam ettirmeye karar vermişti. "Ve tabi onun hakkında söylediklerini de..."dedi dudağını alayla kıvırarak. Anne öfkeyle ona baktı.

"Hiçbirini!"dedi sertçe.

Etraftaki eşyalarını toparlarken partiden beri olanları düşünüyordu. Yaz tatili boyunca onlarla kalmıştı. Hiçbiri onu dışlamamıştı. Hatta onlardan biri gibi kabul etmişlerdi. Daha da önemlisi Jason'la o kadar harika zaman geçirmişti ki...

St. Joseph'e geldiğinden beri ilk kez olduğu gibiydi. Rol yapmamıştı. Yalanlardan uzak, gerçek bir arkadaşlık tatmıştı. Gerçek aşkın neye benzediğini öğrenmişti. Şimdi ise onu terk etmek zorundaydı.

"Buraya gel."dedi Jason sakince.

"Hazırlanmam gerek."

"Sana gel dedim!" Anne kızgın gözlerini ona çevirdi. Yine de ona söyleneni yaptı. Yanına gitti. "Otur."dedi Jason. Anne yanına oturur oturmaz onu kaptığı gibi yatağa yatırdı. Üstüne geçti. Güçlü kolları arasında hareket bile edemiyordu Anne. Jason konuşmadan onun gözlerine bakmaya başladı. Anne onun durgun mavi gözlerine baktıkça ruhunun kayıp gittiğini hissediyordu. Jason "Neden Collin gibi birini bırakıp benimle olmuyorsun?"diye fısıldadığında girdiği hayal dünyasından sıyrıldı.

"Yapamam."

"Neden?" dudaklarını öptü. Altında ürperen kızın, bütün samimiyetini soğukluğu ardına gizlediği, gri gözlerini izledi. "Sana verebileceği hiçbir şeyi yok. Ayrıca onu sevmiyorsun."ses tonu o kadar cezbediciydi ki... Ona fısıltılı konuşmayı yasaklamalıydılar.

R.E.S - Mazideki KusurBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!