'Bunun için uygun bi zaman olmayabilir Jess'
'Neden'
'Hayır, canını acıtabilirim ve istemiyorum, akşam, anlaştık mı?'
'Evet, peki tamam'
'Ne yapmak istersin, bunun dışında'
'Ben yokken, hiç o adamların yanına gittin mi tekrar'
'Hangi adamlar'
'Sam ve senin peşinde olan adamlar'
'Ah şey, evet'
'Bi şey yaptılar mı'
'Dürüst olmamı ister misin'
'Lütfen,'
'Peki, korkmanı istemiyorum ama bizi istedikleri zaman çağırıp dövebilecekleri bi anlaşma imzaladık'
'Ne?!'
'Endişelenmeni istemiyorum lütfen beni söylediğime pişman etme'
'Jamie neden böyle bi şey imzaladınız'
'Zorundaydık anlıyor musun, lütfen, Jessica sorun yok bi tanem'
'Çok korkuyorum'
Beni kolları arasına aldı ve sıkıca sardı. Başımı boynuna gömdüğümde huzur buldum. Ne demek istedikleri zaman döveceklerdi? Bu resmen iğrenç bi fetiş isteğiydi.
'İstedikleri zaman mı'
'İstedikleri zaman'
'Peki hiç,'
'Evet, evet dövdüler'
'Tamam daha fazla anlatma'
'Korkma Jessica, ben sadece Sam için üzülüyorum, o bunları yaşamayı hak etmiyor, bense bu iğrenç oyunun en istekli parçasıyım belki de'
'Böyle deme lütfen Jamie'
'Benden fazla bi şey bekleyemessin bi tanem, elimden gelebilecek hiçbir şey yok, en azından bunun için'
'Doktora gitmeliyiz, bi çözüm bulmalıyız'
'Hayır, konuştuk sanıyordum'
'Üzülüyorum, senin canın acıdıkça benimki daha fazla acıyor'
'Benim canım acımıyor Jess, bak bu konuyu konuşmak için burda değiliz değil mi, lütfen boşverelim artık'
'Seni Seviyorum'
Birbirimizi biraz daha koklayıp öptükten sonra hayli uykum vardı, uyumak istiyordum ama onu bırakmakta istemiyordum, uyumak için bile olsa.
'Jamie, doktora gitmeliyiz'
'Jessica doktora gitmeyeceğim!'
'Lütfen Jamie, lütfen benim için'
'Jessica, hayır'
'Peki ya neden'
'Kendimi kesmeyi seviyorum hayali karakterlerimle mutluyum deli olmayı seviyorum ve asla iyileşmek istemiyorum, lütfen beni bunun için zorlama'
'Jamie benim artık hiçbi şeye dayanacak gücüm kalmadı, lütfen doktora gidelim, lütfen, seni daha fazla bu halde görmek istemiyorum'
'Lanet olsun'
'Ne istersen yaparım, yeter ki bi çözüm bulalım şuna'
'Kahretsin tamam, doktora gideceğim ama beni ne olursa olsun yalnız bırakmayacaksın tamam mı, söz ver bana'
'Ne zaman yalnız bıraktım seni Jamie, asla bırakmam'
Anlımdan öptü, hastaneye gitmemiz kesinlikle şarttı. Bi süre ikimizde yatıp tavanı izledik, bana doğru döndüğünde vucuduma bakıyordu.
'Neden fazla seksisin?'
'Sen neden öylesin?'
Güldü ve sarılıp başını boynuma gömüp emdi. Sessizce inledim ve başını okşadım. Gülümsemesini hissettikten sonra bana baktı.
'Jessica, bana biraz su getirir misin'
'Su mu? İçmek için mi'
'Yani başka ne için olabilir?'
'Bilmem birden söyleyince, getiririm'
'Uzun ince bardaklara koyarsan iyi olur'
Başımı salladım ve üzerime bi şey sarıp aşağı indim. İstediği bardaklara uzanıp aldıktan sonra suyunu koydum ve geri yukarı çıktım. Kapıyı aralayıp odaya döndüğümde yatakta oturuyordu. Yanına oturup suyu uzattım.
'Bunu bana içirmeni istiyorum'
'Nasıl'
'Tamam işte böyle'
Elimden suyu alıp kenara koydu ardından üzerimdeki örtüyü bi kenara attı. Beni yatağın kenarına otutturup bacaklarımı sonuna kadar araladı ardından suyu alıp elime verdi ve kendide tam bacaklarımın arasına yere oturdu. Yutgundum.
'Suyu yavaş yavaş dök?'
'Anlamadım'
'Suyu yavaş yavaş karnından aşağı dök'
Korkarak ona baktım ve suyu yavaşca karnımın biraz üstünden dökmeye başladım. Soğuk su vücudumun sıcaklığını alırken tekrar yutgundum ve kasıklarıma gidişini izledim. Jamie tam orada bekliyordu titreyerek suyun ona ulaşmasını bekledim. Kasıklarımı geçen damlalar onun ağzına damlamaya başladı. Ağzını tamamen tenime dokundurduğunda inlememe engel olamadım. Suyu dökmeye devam ettim ve bitene kadar beni ve suyu emdi. Sonunda bittiğinde kasık tüylerimi emip ayağa kalktı ve yüzünü tişörtüyle kuruladı. Beni dorukta mı bırakacaktı? Lanet olsun. Ona korkarak ve bir o kadar orgazm olmak üzereyken baktım. Bana doğru eğildi ve fısıldadı.
'Teşekkürler, su için'
Kendimi geriye bıraktım ve derin derin nefes aldım.
'Bana bunu yapma Jamie'
'Neyi?'
Bardağı sinirle yere attım, tanrıya şükür ki kırılmamıştı.
'Bir dahakine zor durumda olursan bende sana aynısını yapacağım!'
Ayağa kalktım, giyinecektim ki gülerek beni kollarıyla sıkıca sardı.
'Dur bakalım agresif prenses, sen ne istediğini bana söyledinde ben hayır mı dedim?'
'Lanet olsun Jamie'
'Söyle bana, ne istiyorsun'
'Çok iyi biliyorsun'
'Senin ağzından duymak çok hoşuma gidiyor'
'Beni yalamanı istiyorum'
'Başka ne istiyorsun'
Hafif hafif sallanmaya başladık, boynumu emiyordu. Başımı geriye kastım ve derince nefes aldım
'Bana bunu yapma Jamie'
'Çaresizliğin öyle tahrik edici ki'
'Yapma'
Onu ittirdim ardından yatağa oturdum oda gülerek oturdu. Yerden pantolonuma ve külotuma uzanıp onları giydiğimde beni durdurdu.
'Yapma'
'Ne oldu? Rolleri mi değiştik'
Tişörtümüde üzerime geçirdikten sonra hayli sinirliydim. Beni dorukta bırakmaktan vazgeçmeliydi. Birden başını geriye kastı ve derince nefes alarak gözlerini sımsıkı kapattı. Elleri kucağındaydı ve titriyordu.
'Sen iyi misin'
'Ah tanrım sana söylemedim değil mi?'
Elleri daha fazla titremeye başladı. Onları avuç içlerime sığdırmaya çalışarak sıktım.
'Jamie ne oluyor'
'Arada titreme geliyor böyle, sorun yok'
'Nasıl yok, çok titriyorsun'
Ellerini yanağıma koyup öptüm. Çok fazla titriyordu, tanrım ne oluyordu?
'Doktora gittim, kullandığım ilaçların yan etkisi olduğunu söyledi'
'Ne ilacı'
'Bi kaç psikolojik ilaç işte'
'Ne zamandan beri kullanıyorsun'
'İki ay oldu, olur olmadık yerlerde böyle oluyor işte'
Ellerini okşadım ve ona sarıldım, o da bana sarıldı.
'Jessica ben hiç iyi değilim, gidelim burdan lütfen'
'Tamam gidelim, biraz dolaşalım gel'
'Hayır, hayır demek istediğim kaçalım bu şehirden nefret ediyorum Jessica nefret ediyorum herkesten her şeyden'
'Saçmalama olmaz'
'Olmalı, lütfen Jess, dayanacak gücüm yok artık benim'
'Ben yanındayım'
'Biliyorum, ama biraz olsun uzaklaşalım şu iğrenç yerden, lütfen'
'Nereye gideceğiz Jamie'
'Bilmiyorum, yola çıkalım, düşünürüz'
'Annemler ne diyecek'
'Haberleri olmasın, kaçalım gidelim Jessica bu kadar zor olmamalı'
'Lanet olsun tamam'
'Gerçekten mi'
'Evet'
Çok sıkı sarıldık. Onu yalnız bırakacak halim yoktu. Bi kaç hafta uzaklaşmak iyi gelecekti. En azından ona. Annemler çok kızacaktı ve merak edecekti ama tüm lanet şeyleri arkamda bırakmak zorundaydım, en azından bi kaç hafta. Hızla ayağa kalkıp giyindi, elleri hala biraz titriyordu.
'Sen iyi misin'
'Ben iyiyim, sadece gitmek istiyorum'
Ayağa kalkıp ona yardım ettim ve tişörtünü giydirdim. Hızla bi çekmeceyi açıp yanına kredi kartlarını aldı ve bir tomar para. Tanrım çok fazla. Telefonunu kapatıp fırlattı ve benimkinide alıp kapattı ardından kenara fırlattı.
'Ne yapıyorsun'
'Sana yenisini alırım, sadece bize kimsenin ulaşmasını istemiyorum'
'Peki tamam'
Elimden tuttu ve ikimizde hızla aşağı indik. Heyecanlıydım biz ne yapıyorduk cidden?
'Paul sana söyleyeceğim şeyler var çabuk gel'
Evde bağırdı ve kapının önünde ayakkabılarımızı giyerken Paul başımızda belirdi.
'Paul gideceğiz. Kimseye ama kimseye hiçbir şey söylemeyeceksin anlaştık mı?'
'Nereye gidiyorsunuz'
'Kaçıyoruz burdan, eğer sorarlarsa haberin yok, endişelenmiş gibi yap'
'Peki efendim'
Paranın yarısını Paule bıraktı ve sarıldı
'Bana para vermenize gerek yok'
'Evet var, istediğin gibi harca ve çaktırmassan gelince sana on katını verebilirim, sadece bizi bi kaç hafta idare et lütfen'
'Size nasıl ulaşacağım'
'Ben sana ulaşırım, kendine iyi bak'
'Sizde, haplarınızı unutmayın'
Başını salladı ve kenardan haplarını alıp hızla beni dışarı çıkardı. Bi süre yürüdük ve bi evin kapısında durduk.
'Burası Samin evi Jess'
Başımı salladım, kapıyı çaldı ve hemen açıldı.
'Sam birazlığına senin kızına ihtiyacım var'
'Tabi, istediğin kadar, içeri gelmek ister misiniz?'
'Gitsek iyi olur, bi kaç hafta kimseye hiçbir şey söyleme lütfen, ve bizi hiç görmedin, anlaştık mı?'
'Peki tamam, nereye gidiyorsunuz'
'Bilmiyorum, kaçıyoruz'
'Dikkat et ve bi şey olursa araman yeterli'
Başını salladı ve sarıldılar. Sam elimi sıktı karşılık verip gülümsedim. İçeri gidip bi anahtar getirdi ardından ayrılıp yolda hızlıca yürümeye başladık.
'Kızı mı?'
'Şey, bi karavanı var çok seviyorda'
'Karavanla mı gideceğiz'
'İstemiyorsan..'
'Hayır! Karavanları çok severim sen ciddi misin'
Heycanımı belli ediyordum, gülümsedi. Küçüklükten beri hayalim her zaman karavanla seyahate çıkmaktı ve şimdi gerçekleşiyordu işte.
'Evet Jess karavan, çok ciddiyim'
'Aman tanrım çok güzel olacak'
Boynuna sarıldım gülümseyip oda bana sarıldı ardından cebinden anahtarı çıkarıp bi garajın kapısını açtı.
'Bana karavanları bu derece sevdiğini daha önceden söylemeliydin'
'Neden Bana karavan mı alırdın?'
'Evet'
'Zengin bi sevgilimin olması güzel'
Güldü ve garaj kapısı açılır açılmaz içeri daldı bende onu takip ettim. İşte o karavan tam karşımda duruyordu, yeşildi, üzerinde süslemeler vardı. Çok büyük değildi ve tam istediğim gibiydi diyebiliriz. Jamie binmem için kapıyı açtı, ön koltuğa oturdum ve kemerimi bağladım. Oda bindikten sonra artık hazırdık sanırım. Heycanlıydım ve gerçekten iyi hissediyordum. Belki de senelerce düşünüp bir türlü cesaret edemediğim şeyi yapıyordum ve bu şeyin hayatımın en güzel macerası olacağından emindim. Şimdilik sadece bekleyip görmemiz gerekiyordu..

+25 vote +10 yorum biraz geciktiği için özür dilerim. Birdahaki bölümde ithaf vereceğim yorum yapanlara, şimdiden çok teşekkürler kendinize iyi bakın 😘💞

Deli (+18)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!