33.Bölüm /ÜÇ MAYMUN

6.3K 365 9
                                                  

Bölüm şarkısı= Mehmet Erdem/ Yalan

Hışımla girdiğim odanın içinde beklediğim kişileri görmüştüm. Hızla ilerleyip Sinan bey'in yakalarını kavradım. Işıl hanımın çığlığını duymadan, ''Bana bunu nasıl yaparsınız? '' diyerek kükredim. Elimin altındaki adamı geriye savurup bu sefer ki hedefime yöneldim. Işıl hanıma...

'' Öğrenemeyeceğimi mi sandınız Işıl hanım? '' dedim sinirle üzerine yürüyerek. Şu an karşımda ki kadın olmasa ve bir zamanlar ailem dediğim insanlar olmasaydı çok kötü şeyler yapabilirdim.

''Ne diyorsun Uras sen? Bu yaptığın davranışı açıkla hemen! ''dedi Işıl hanım en az benim kadar sinirli bir ifade ile.

Alay dolu bir gülümseme ile bana sesini yükselten kadına diktim gözlerimi. Babamı ve bütün şirketi başımıza toplamadan ses ayarımı düzenleyip, bu sefer bana iletilen soruyu başka bir biçimde onlara sordum.

''Siz bana açıklamaya ne dersiniz Işıl hanım? ''

''Neyi açıklayacakmışız? Delirdin mi sen? ''

Hâlâ gözlerimin içine bakarak yalan söylemeye devam ediyorlardı. Derin bir nefesi içime çekerek,sakin kalmaya çalıştım ama bu pek mümkün değildi. Onlar, benim sevgilimi, benden habersiz... İçimde tuttuğum gerçeği dışarıya vurdum. Madem onlar yalan söylemekten vazgeçmeyeceklerdi, o zaman ben de bu oyunu bitirirdim.

''Benden habersiz, bana sormadan Cansu'nun kalbini başkasına nasıl verdiğinizi açıklamayla başlayabilirsiniz Işıl hanım! ''

Yüzüme donuk bakışlarla bakan kadının profilini inceledim. Yüzünden kan çekilmiş ve rengi beyaza kaymaya başlamıştı.. Umursamayarak kendimi deri koltuğa bıraktım. Ayakta duracak, bu kadar ağır bir yükü kaldıracak halim kalmamıştı. Beni tüketmişlerdi...

Düştüğüm bu durumu anlamaya çalışıyordum. O kızın, yani Defne'nin içinde sevdiğim kadının kalbi vardı. Aşk orada saklıydı. Nihayet anlıyordum o kıza çekilme hissini. Sevgilim orada yaşıyordu ve beni sürekli kendine çekiyordu. Bu yüzden olmuştu O kıza karşı gelişen davranışlarım. Başka açıklaması yoktu. Her şey bir yana çok özlemiştim Cansu'yu. Kokusunu,gülüşünü,her şeyini... Ama en çok benim için atan kalbini. Beni seven kalbini özlemiştim. O kalp bana aitti başkasına değil.

Kendi içime kapanmışken, Işıl hanımın sesi beni gerçeklere ve öfkemi bulmama yardım etmişti.

''S-Sen nereden öğrendin? ''dedi şaşkınlıkla.

''Bir önemi var mı? Tesadüfen öğrenmesem sizin söylemeye niyetiniz yokmuş zaten! Şimdi her şeyi yalansız açıklamanız için size son bir şans veriyorum''dedim öfkeli bakışlarımı üzerlerinde gezdirirken.

Işıl hanım titrek adımlarla karşımdaki koltuğa geçip oturdu. Derin bir nefes alıp, bakışlarını Sinan beye çevirdi. Kısa bir bakışmanın ardından, birbirlerinden onay aldıktan sonra konuşmaya başladı.

''Sen gittikten sonra ne yapacağımızı bilemedik. Doktorların kızınız öldü dediklerine inanamıyorduk.Onun kalbi atıyordu ve bize öldü deniyordu Uras! O makine kızımı geri getirmiyordu ve sen de gitmiştin... Sonra doktor tekrar gelip konuştu bizimle. İlk başta istemedik böyle bir şeyi yemin ediyorum, ama her geçen saatte bebeğimin durumu kötüye gidiyordu...''

Derin bir nefes alıp, göz yaşlarını silerek anlatmaya devam etti.

''Cansu böyle daha çok acı çekiyordu inan bana oğlum. Onu, o şekilde bırakmak istemedik. Ruhunun acı çekmesini istemedik ve fişinin çekilmesine ve organ bağışına onay verdik. Biz kızımızın hatıralarını başkalarında yaşatmak istedik ve eminim ki Cansu'da bunu isterdi, sende biliyorsun. Yaşamayı büyük umutlarla bekleyen insanlara bir şans verdik biz. Bu şansın kanıtı da Defne... Bizim içinde zordu fakat o kız benim bebeğimin kalbini taşıyor Uras! Onun hayat neşesine karıştı benim kızım... Onun gözlerine baktığımda kızımı görüyorum ben! O güldüğünde kendi kızım gülüyor gibi hissediyorum! Şimdi bizi suçlama... Biliyoruz senden böyle bir şey saklamamamız gerekiyordu fakat sen izin vermeyecektin! Artık her şeyi öğrendin işte'' dedi hıçkırıklarla ağlamaya devam ederek.

Duyduklarıma inanamıyordum.Bir film çekilmişti ve ben bu filmin baş karakteriydim. Her şey saklanmış,kurgulanmış ve aptal oğlan ise inanıp oynamıştı. Yaşadığım şey bir tek filmlerde olabilirdi ve şimdi benim başıma gelmişti. Işıl hanım çok güzel bir senaryoya imzasını atmıştı... Bitkince oturduğum koltuktan kalkıp pencerenin önüne doğru yürüdüm. Ellerimi cebime sokarak, arkamda oturan düzenbazları yok sayıp uzaklara bıraktım düşüncelerimi. Bende biliyordum kadınımın başkalarına hayat olmak isteyeceğini fakat,onun bir parçasının başka bir bedende olmasına dayanamazdım. Ama şimdi benden habersiz başkasında atıyordu kalbi. O kız, Defne benim sevgilime hayat veriyordu...

''Bir şey söyle Uras!''dedi Işıl hanım titrek sesiyle. Ne söylemeliydim ki? Bana söyleyecek ne bırakmışlardı?

Işıl hanımın sesi benim kulağıma ulaşıyordu fakat, içime ulaşmıyordu. Bu ses eskisi gibi sevgiyle kana karışmıyordu. Nefret akıyordu damarlarımda onlara karşı. Patlamaya hazır bir volkan gibiydi beynim. Yaşadıklarımı kaldıramıyordu artık sinirlerim. Yangınların ortasında kalmıştı bedenim. Beni yakıp,yıkıyordu fakat buz tutmuş kalbimi eritmiyordu. Eğer eritse ayakta kalamaz düşerdim. Şimdiye kadar yaşadıklarımın kötü bir kabus olduğunu düşünürdüm ama, asıl kabusu şimdi yaşıyormuşum. Daha kaç kere yıkılacaktım bilmiyorum... Durduğum yerden geri giderek, buz gibi gözlerle beni izleyen gözlere baktım.

''Defne bilmiyor anladığım kadarıyla Cansu ile olan geçmişimizi'' dedim soğuk bir sesle.

Işıl hanım korkuyla ''Hayır bilmiyor. Söylemeyeceksin değil mi? Bak Uras, o kızın hiçbir suçu yok! Defne buraya okumaya geldi ve ailesi onu bize emanet etti. Ona hiçbir şey söyleyemezsin!'' dedi.

Derin bir nefes alıp biraz düşündüm. Dedikleri gibi Defne'nin suçu yoktu. O kız sadece hayatta kalmaya çalışıyordu. Gerçekleri ona anlatıp, kadınımın kalbini kıramazdım. Ben o kalbe çekiliyordum,şimdi onu bulmuşken kaybetmeye niyetim yoktu.

''Merak etmeyin Işıl hanım ona anlatmayacağım. Yine eskisi gibi davranın, her şeyi gizlediğiniz gibi... Defne, benim ve Cansu hakkındaki gerçeği asla öğrenmeyecek. Eğer ona söylemek gibi bir aptallık yaparsanız inanın bana bu sefer kolay kurtulamazsınız elimden! Onu sizden sonsuza kadar koparırım! Yemin ediyorum size bunu yaparım. O yüzden yine üç maymunu oynayın. Görmeyin,duymayın ,bilmeyin'' diyerek odadan dışarı çıktım.

Dipsiz bir kuyuya düştüm gören yok

Bağırıyor, çığlık atıyorum hiç durmadan.

Çırpınıyor uzuvlarım havasızlıktan...

İçimdeki ateş yakıyor eziyet edercesine.

Gözlerimden okunuyor yaşadıklarım.

Film şeridi gibi akıyor zaman beynimde.

Derinlerimde sakladığım aşka tutunmak istiyorum.

Engelliyor bilmediğim eller ulaşmama.

Hadi sök, çıkar kalbimi!

Gir odalarıma tek, tek.

Çıkar orada uyuyan güzeli gün ışığına.

Savursun yine saçlarını rüzgara.

Fısıldayım bir kez daha kulağına,

Ben seni çok sevdim...

ESRA


Çöktü çocuk :( yaşadıkları kolay değil normal

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Çöktü çocuk :( yaşadıkları kolay değil normal ...

Bölüm sonu oylama ve yorum yapmayı unutmayınız :)

SEN ONA AŞIKSIN- Tamamlandı (Düzenlenecek)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin