32.Bölüm/İHANET

6K 363 14
                                                  

Valla şarkı seçemedim artık siz neye uygun görürseniz o olsun :)

Telefonun sesiyle gözlerimi araladım. Çalan cihazı yatağın içinde güçlüklede olsa bulup açtım. ''Kardeşim'' diyen sese boğazımı temizleyerek,'' Ne oldu Demir sabahın köründe arıyorsun? '' dedim. Artık uyanmıştım bu saatten sonra da tekrar uyuyamazdım. Yataktan çıkıp kollarımı esnettim. Bu sırada Demir'de bir şeyler söylemişti ama anlamamıştım. Banyoya doğru ilerlerken, ''Dur biraz Demir, ben seni sonra ararım oldu mu? ''dedim.

''Tamam, ama acele et Uras!''

''Tamam görüşürüz sonra''

Telefonu kapatıp banyoya yöneldim. Beynimin içinde filler tepişiyordu sanki. Aslında ben bu durumlara alışıktım. Vücudumun yorgunluğunu hissetmezdim. Dün gece gördüğüm kabuslar yüzünden doğru dürüst uyuyamıştım. Ne zaman uykunun kollarına teslim olsam sonu garip rüyalar ile uyanmak oluyordu. Anlamsız bir sürü şey kafamın içinde yer edinmişti ve bu yüzden biraz baş ağrısı çekiyordum.

Hızlı bir duşun ardından üzerimi değiştirip, kahvaltıya indim.''Günaydın,afiyet olsun'' diyerek masanın başına geçtim.

''Günaydın oğlum''

Sessiz geçen ortam sayesinde tabağımdaki kahvaltılıklardan hızla yemeye başladım. Şirkete geç kalmıştım. Uzun zamandır işlerden uzak durmuştum. Artık üzerimdeki bu ölü toprağını atmam gerekiyordu. Eminim Cansu böyle olmasını isterdi. Ben ne kadar mutsuz olursam onu da mutsuz ediyordum. Bir şekilde aklımda ki sesleri susturmuş, sevdiğim kadını kalbime hapsetmiştim. Artık canım eskisi gibi yanmıyordu. Her zaman ruhumda taşıyacağım bir yara varken canımın yanacağını biliyordum ve bu tüm hayatım boyunca sürecekti eminim. Zaten anılarımı unutmaya başlamışken yaralarımı sürekli kanatmamın kimseye bir faydası olmuyordu. Cansu geri gelmeyecekti... Birkaç yudum içtiğim çayımı masaya bırakıp kalktım.

''Paşam nereye daha kahvaltını bitirmedin''dedi annem.

''Çıkmam gerek sultanım görüşürüz'' deyip aceleyle dışarı çıktım. Arabayı çalıştırıp şirketin yolunu tuttum. Sessiz yoluculuk yapmak yerine radyoyu açıp yoluma devam etmeye karar verdim. Ceketimin iç cebinden çıkardığım telefonun ekranına baktım. Defne'den bir hayat belirtisi yoktu. Saat oldukça erken olduğu için muhtemelen daha uyanmamıştı. Arayıp, aramamak içerisine girdiğim savaşa yenilip mesaj atmaya karar verdim. Arabayı yol kenarına çekip telefonun mesaj bölümünü açtım.

Kime: Defne

Kış ayına daha girmedik!

Gönderdiğim mesajın ardından yüzümde sinsi bir gülümseme oluştu. Ard arda sildiğim mesajların ardından Defne'yi sinir edecek ve merakına yenilerek benimle iletşime geçecek bir mesaj göndermiştim.Telefonu cebime koyarak yoluma devam ettim.

Bu gün içimde garip bir mutluluk vardı. Bu mutluluğun sebebi Defne miydi emin değilim. Adı bile benim içimi garip bir huzura çekiyordu bu kızın.. Adını tekrarladım içimde sürekli. Defne. Defne. Defne...

Şirkete ulaştığımda odama geçip önüme konulan dosyaları sakin kafayla inceledim. Ben yokken epey birikmişti işler. Benim için kolaylıkla alınabilecek ihaleler kaybedilmişti. Zararımız büyüktü ve kayıplar bir an önce giderilmesi gerekiyordu. Şimdi önümüze bakmalıydık. Yurt dışında yapılacak olan otel inşaatının projesini en azından biz alırsak bu güne kadar olan zararların bir kısmı telafi edilirdi. Yeni bir plan geliştirmem gerekiyordu öncelikle...

Kendimi kaptırdığım dosyalara telefonumun mesaj sesi dikkatimi dağıtmaya yetmişti. Masanın üzerindeki cihazı elime alıp tuş kilidini açtım. Defne hanım sonunda güzellik uykusundan uyanıp mesaj atmıştı. Mesajı açıp okudum.

Defne:

Kesinlikle! Bazılarımız için hayat erken başlıyor. Bence az uyumalısın!

Zeki kız... Yüzümde kocaman bir gülümseme ile geriye yaslandım ve kısa bir süre ne yazacağımı düşündüm.

Kime: Defne

Etkilendim...

Mesajı gönderdikten sonra beklemeye başladım ama bu sefer mesaj sesi yerine telefonun zil sesi yükseldi. Arayan Demir'di. Sabah aradığında konuşturmamış, ben seni ararım diyerek kapatmıştım. Tamamen aklımda çıkmıştı onu aramak. Hızla gelen aramayı cevapladım.

''Lan bekliyorum kaç saattir niye aramıyorsun? ''dedi sinirle.

''Aklımdan çıktı kardeşim kusura bakma. Sen niye aramıştın? ''

''Ne demek niye aradın? Kardeşim sen demedin mi Defne Yılmaz hakkında bir şeyler öğrenince ara diye? Bende öğrendim onun için aradım''

Heyecanla ''Evet ,Neler öğrendin?''dedim. Defne'nin geçmişini merak ediyordum.

Demir, '' Verdiğin numaradaki doktorla konuştum. Kız son üç yıldır kalp hastasıymış.Bundan bir buçuk yıl önce kalp nakili yapılmış''

Gergince oturduğum yerden kalktım.Aklıma gelen düşüncelerin doğru olmadığını dua ederek, ''Sonra? '' dedim. Demir kısa bir sessizliğin ve nefes alışın ardından konuşmaya devam etti.

''Doktor annemin tanıdıklarından biriydi. Bu yüzden öğrenmem zor olmadı. Dediğim gibi kız kalp hastasıymış ve nakil sırasında üst sıradaymış. Ve...''

Sabırsız sesle Demir'in konuşmasını bölerek,''Lafı geveleyip durmasana! Ne söyleyeceksen söyle?'' dedim sinirle.

''Uras, yüz yüze konuşsak daha iyi olur''

''Demir söyle! Aklıma gelen şeyin doğru olmadığını söyle!''dedim masanın üzerindeki her şeyi savururken. Sinirle elimi saçlarım arasına sokarak çekiştirdim ve ''Demir!''diyerek bağırdım.

''Doktorun söylediğine göre Işıl Güney ve Sinan Güney bağışa onay veren kişilermiş.Uras bak bir şey yapma, gel önce konuşalım...Uras! ''

Duyduklarımdan sonra telefonu kapatıp hızla Sinan bey'in odasına gittim. Beynim allak bullak olmuştu.İçimdeki kötü his,düşünmek istemediğim sonuç doğru çıkmıştı. Benden habersiz yaptıklarının hesabını vereceklerdi. 

Ortalık fena halde karışacak :)

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Ortalık fena halde karışacak :)

Umarım aydınlatıcı bir bölüm olmuştur. Bir sonra ki bölümde görüşürüz :)

SEN ONA AŞIKSIN- Tamamlandı (Düzenlenecek)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin