Bu Kalp Bir Kere Kırılır

121 11 0
                                                  


"ah şu kapı kim bu sabah sabah"

"ben bakarım teyze "

" ah kızım ah sende olmasan yaşlılık hali artık tutmuyor ayaklarım"

"otur teyzem bakt

"günaydın hümA" aslan her fırsatı deyerlendirip hümanın hayatına girmeye calışıryordu öyleki işkolik bir adam işe gitmez olmuştu.

"aslan bey "

" simit aldım kahvaltı yaparız diye düşünmüştüm"

"sey ben-karşısında gördügü adAma ne diyecegini bile bilmiyordu zaten sözünü bitiremeden söye teyzesi atladı.

"aaaa ogul gel otur bizde kahvaltı yapıyorduk, gelincik izin verde geçsin gel ogul gel"

"sağ olun bemde kapıda kalıcam sandım bir an "

" size afiyet olsun benim işe gitmem lazım "

Kaybeden insanların sonu hep budur önce umutlanır olucakmış gibi düşünürler sonra kendi dunyalarında kurdukları hayallerin yıkılışını seyrederler.

Bir kalp bir kere kırılır hümanın hayatında ilk acıyı babası cektirmişti onu terk etmişti yanlız bırakıp gitmişti . O günden sonra güvenmedi erkeklere zaten yetimhane yıllarında görevliler tarafından tacize ugradıgı zamanları vardı hem güvenmiyor hem korkuyordu erkeklerden.

Ama aslan o duvarları yıkmaya başlamıştı hüma bunun farkında oldugu için uzak durmak istiyordu yapamazdı kendini olmıyacak bir hayale inandıramazdı...

Acıdan başka birşey bilmeyen kalbine "mutlu olucaksın" umudunu aşılayamazdı çünkü belliydi biliyordu bununda sonunda üzüleçek olan kendisiydi.

"hüma dur bekle"

Yine o tanıdık ses neden duydugunda hosuna gidiyor, yanında oldugunda istemsizce mutlu ve güvende hissediyor,adına aşk denilen ama bu bedenin yabancı olduğu bişey.

"buyrun aslan bey"

"dün kötüydün aslında bugün onun için geldim nasıl oldugunu merak ettim "

" gördügünüz gibi iyiyim bu arada dun beni eve bıraktıgınız için teşekkurler işe geç kalıyorum gitmem lazım"

"şey eminmisin iyi olduguna sanki- cümlesini birmesinee bile izin vermeden hüma içindeki öfkeyi kusarcasına konuştu.

"benim nasıl oldugum beni ilgilendirir. sizin şu sacma yakınlıgınızdan sıkılmaya başladım gidip kendinize ilgilenecek birini bulsanıza maden iyilik yapmaya meraklısınız, herkezle ilgilenmeye bayiliyosunuz, şu yolun kenerında bekleyin bir kaç yaşlıyı karşıya geçirin. Ne size nede iliginize ihtiyacım yok uzak durun!!!!! "

İstemeden çıkmıştı aslında öyle demek istemessiniz ama beyninizle kalbiniz yer degiştirirya bu öyle birey başkasına kızıp masumun canını kaymak gibi , söyler söylemez pişman olmuştu hüma görmüştü yüzündeki hayalkırıklıgını ama dönmedi sözünden arkasını dönüp gidecegi sırada aslan konuşmaya başladı.

"bu sözler bana deil senin canını yakanlara, ama maden istemiyorsun cevrende, bende uzakta dururum o zaman "

" durma git herkez gibi sende git yanlızlıga alıştı bu kalp içinde kimseyi taşıyamaz"

"eyer izin verirsen yaralarını sarmama belki kalpte taşır beni"

"bende kimseye hayatıma girmek için izin yok uzak dur benden" dedi ve koşmaya başladı hüma.

Arkasında hayatında ilk defa bir kadın tarafından reddedilmiş bir adam bırakıp giiti.

Canı yandı aslanın ne hayaller kurmuştu onun yanında olup kendini alıştırıcak, sevdiricekti belki ilerde evlenip mutlu olucaktı acılarını kendi cekicekti onun canı yanmasın diye oysa bir kaç kelime ok gibi saplandı kalbine. Kafasında onlarca soru geçti saniyeler içinde sonra düşünüp karar verdi. Kim yaktıysa onun canını öğrenecekti, öyle çıkacaktı hümanın karşısına ona göre atıcaktı adımlarını.

Eline telefonu alıp arkadaşını aradı" bulursa anca o bulur "diye geçirdi içinden.

" emre kardeşim nasılsın"

"oooo aslan bey siz dosyalardan kafanızı kaldırıp ararmıydınız beni, şaşırdım dogrusu"

"emre sana ihtiyacım var yardım et"

"hoba noldu oglum yoksa doysalarla kafayımı sıyırdın eee olacagı buydu sonunda"

"bir sus be oglum dinle sana birinin ismini sölicem hüma yılmaz geçmişini ne yaşamış hayatında neler olmuş en küçük ayrıntısına kadar bulman lazım "

" dur dur bir dakika sen şimdi benden bir kızı araştırmamı-yok atık doysalar prensi aşık oldu deme bana "

" offff emre derdim başımdan aşkın konuşana kadar bulmuştun hadi araştır kapattım ben"

Zaten kafası bozuktu aslanın geveze birini hiç çekemezdi telefonu kapatıp şirkete gitmeye karar verdi hüma hayatına girdiginden beri nerdeyse ugramamıştı şirkete.

Bütüngün deli gibi çalıştı hüma kafasındakileri atmak için mola bile vermedi dinlenirse yine o an gelicekti aklına nasıl üzdügü nasıl parçaladıgı gelicekti. İlk defa üzülen taraf deilde üzen taraf olmuştu garipti hem güclü hissettirdi ama bir o kadarda acıtmıştı canını.

Mesai saatini bitirip evin yolunu tuttu hüma kapıya geldiginde anahtarı çıkarıp içeri girdi etrafa bakındı koca hayattta mutlu oldugu huzuru buldugu tek yerdi evi..

Mutfakta simitleri görünce yine o an aklına geldi.

"bunca yıl hayatımı mafettiler şimdi nasıl güvenirim birine"dedi mırıldanarak kendiyle konusuyordu kalbini avutmak istedi.

"kırılmanın bedeli önüne geleni kırmak deil gelincik " dogruydu teyzesinin sözleri oda dogrularcasına salladı kafasını gözleri doldu

" benimle birlikte karanlıkta kaybolmaktansa aydınlıkta yanlız kalmak daha mantıklı teyze"

"bana bile anlatmadın gelincik, kızım kim yaraladı seni bu kadr"

"en sevdiklerim teyze, en güvendiklerim öyle birşey ki kimseye güvenmemeyi ögretiyor hatta kendine bile "

" peki niye izin vermiyorsun yaralarının sarılmasına"

"çünkü bir kere güvenirsem birdaha parcalanmaktan korkuyorum, bu sefer yaşayamam teyze"

Dedi kendini, kendi karanlıgını anlatırcasına sonra odasının yolunu tuttu kendini uykunun kollarına bırakmak istedi. Yorgunluktan halsız düşen bedeni soguk yatakla buluşunca gözlerini kapattı.




KAYBOLAN BENLİĞİMHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin