23. Bölüm

1.6K 99 46

-----

Yaklaşık bir saattir sıcak suyun altında bedenine yaptığı işkenceye  son verip banyodan çıktı Hayal. Kıyafetlerini giyip saçlarını kurutmadan topladı.

Odanın dağılmış haline baktı ağlamaktan kızarmış ve şişmiş gözlerle.  Dün gece farkında olmadan sağa sola attığı eşyalardan biri boy aynasına denk gelmiş ve ayna paramparça olmuştu.

Aynanın karşına geçti ve yerdeki cam kırıklarını toplamaya başladı. Kalbi de şimdi bu ayna gibiydi. Paramparçaydı. Aynanın cam kırıklarını toplayabilirdi, onarabilirdi. Peki ya kalbindeki can kırıklarını nasıl toplayıp, açılan o yarayı nasıl saracaktı? Hiçbir fikri yoktu.

Gözlerinden düşen yaşlara aldırış etmeden toplamaya devam etti.

Kalpte açılan aşk yarasını ancak onu açan kişi sarabilirdi, iyileştirebilirdi. Kendisi yarısını saramazdı. Sarsa bile elbet bir yerden kanardı o yara.

Kalbi acıyordu. Bu kadar severken bu kadar kalbinin acıması, yara alması normal miydi? Bunları hak edecek ne yapmıştı? Sevmişti! Sadece sevmişti! Kendinden bile çok sevmişti. Ama saf sevgisi kirletildi. Aşkı, kalbi yara aldı. Şimdi bu yaşadıklarını unutmayı o kadar çok isterdi ki... Ama unutmayacaktı. Görkem'i duygularıyla oynadığı için hiçbir zaman affetmeyecekti.

Cam kırıklarını toplamaya toplamaya devam ederken aşağıdan gelen kapının açılıp kapanma sesiyle camları yere bırakıp ayağıya kalktı. Gözlerinden düşen yaşlara engel olamazken aşağıdan "Hayal" diye bağıran iki kişinin sesi geldi. Biri Duru'nun biri Adar'ın sesiydi.

Saniyeler sonra odasının kapısı açıldı Duru kapıda belirdi.

Adar'ın "Uygun mu?" Sesi geldi. Duru "Uygun." Deyince Adar odaya girdi. Hayal'i görür görmez koşarak kardeşine sarıldı.

"Hayal neden telefonlarımızı açmıyorsun? Aklım çıktı, sana bir şey oldu sandım." Dedi Adar. Sesinden anlaşılıyordu korkusu ve endişesi.

"Telefonumu salonda unutmuşum herhalde." Dedi Hayal bitkin sesiyle. Adar kardeşine sarıldığında kapattığı gözlerini açtı. Karşısındaki aynayı paramparça görünce Hayal'den ayrılıp yüzüne baktı.

"Hayal sana noldu?" Diye sordu.

Duru o sırada bir şey demeden duruyordu. Çünkü şu an konuşması gereken biri varsa o da Hayal'di. En son dün sabah konuşmuştu. Sesi biraz kötü geliyordu. Yalnız kalmak istediğini söyledi. Duru fazla kurcalamadı. Bu kadar kötü olacağını tahmin edemezdi.

"Hiç."

"NE DEMEK HİÇ?" deyip gözüyle kardeşinin ağladığını fazlasıyla belli eden gözlerine baktı. "BU HALİN NE?" dedi ardından gözleriyle odayı süzdü. "BU ODANIN HALİ NE? BANA HEMEN NE OLDUĞUNU ANLATIYORSUN?"

Daha fazla ayakta durucak gücü kendinde bulamayan Hayal yatağın ucuna oturdu.

"Şey... Dün gece Görkem geldi... B-biz biraz tartıştık. Bağırdı çağırdı sonra gitti. Ben... kötü oldum... Odayı dağıttım."

"Başka bir şey olmadı yani?" Dedi Adar. Öfkeyi iliklerine kadar hissediyordu. Burdan çıktığında yapacağı ilk iş Görkem'i dövmek olacaktı. Kimse kardeşini üzemez, onu ağlatamazdı!

"H-hayır." Dedi Hayal ağabeyinin inanmazsını dileyerek. Yalan söylediği için kendini kötü hissediyordu ama eğer gerçekleri söylerse çok kötü şeyler olabilirdi.

Başını kaldırıp sğabeyinin gözlerinin içine bakınca inandığını anladı.

"Hayal... Neden birden bire Emir ile evlenmeyi kabul ettin. Daha geçen gün 'evlenmem' diyordun. Şimdi ne oldu da fikrini değiştirdin?" diye sordu Adar.

AŞK YARASI (TAMAMLANDI) Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!