Kaya

Birkaç gündür Melis'le olan ilişkimizden dolayı ne olursa olsun moralimi hiçbir şey bozamaz sanıyordum. Ta ki Melis, Umut'un "o olay" için pişman olduğunu söyleyene dek.

Anlatmayabilirdim ama Melis'in bunu anlatmamı isteyeceğinden emindim. Melis böyledir, söylemez ama anlaşılmak ister.

Annem eve gelmediğim için endişelenmiş olmalıydı. Birkaç kez aradı ama görmezden gelip mesajla geçiştirdim.

Ona ve babama olan nefretimin derinliği hiç geçmeyecek olan bir leke gibi hayatımda takılı kalmıştı. Onları affetmeyi istedim ama her deneyişimde daha da içinden çıkılmaz bir işe giriyormuşum gibi hissediyordum. Bu yüzden affetmeyi denemeyi bıraktım. Nefret edip her şeyi görmezden gelmek daha kolaydı belki. Düşününce, onlar da affedilmek için hiç çabalamamıştı zaten.

Melis'i çocukken gittiğim bir parka götürdüm. Artık çok kimsenin olmadığı, şehirden uzak bu park sanki keşfedilmek için bekleyen huzur dolu mekanlara benziyordu. En azından benim için öyleydi. Düşüp kalktığım, sevinçle koşuşturduğum bu park bana gerçekten mutlu olduğum zamanları anımsatırdı.

Melis'le beraber tahtadan yapılma salıncaklara oturduk. İkimiz de sessizdik. Açıklayacaktım, o gün neler olduğunu Melis'e anlatacaktım.

Melis

Kaya'ya Umut'un pişman olduğunu söylediğimden beri tek kelime etmeden bizi eski bir parka getirmişti. Burayı sevmiştim. Flashback canlandırılan sahnelerdeki kullanılan mekanları anımsatıyordu.

Kaya'yla beraber salıncaklara oturduk ve beklemeye başladık. Daha doğrusu ben beklemeye başladım çünkü Kaya'nın bir şeyler anlatacağı belliydi.
Hafifçe öksürüp boğazını temizledi. Ellerini önünde kavuşturmuştu. Gergin olduğu her halinden belliydi. Uzaklara bakıp rahatlamasına yardımcı olmak istedim.

En sonunda sessizliği bozup konuşmaya başladı.

"Sekiz yaşındaydım. Her zaman çok neşeli bir çocuk olmuştum. Bir gün okuldan erken dağıldık, aniden gelişen bir durumdu. Anne ve babamın bundan haberi yoktu, bu yüzden beni almak için kimse gelmemişti. Her zamanki gibi Umut'la aynı okuldaydık. Umut ailesine haber vermişti ve onu almaya gelen arabaya ben de bindim. O zamanlar çok yakın arkadaştık, beni evime kadar götürdüler. Eve geldiğimde kimse yoktu, hizmetçimiz bile. Üst kata çıkıp üzerimi değiştirdim. Yatak odasının kapısı aralıklı duruyordu, annemi sırtı dönük vaziyette yerde otururken gördüm. Bu biraz garip geldi, tam yanına gitmek için yönelmiştim ki aşağıdan sesler geldiğini duydum. Çocuk aklıyla hırsız falan diye düşünmüştüm. Son derece sessiz bir şekilde merdivenlerden indim."

Nefesimi tutmuş ne olacağını merak ederek tüm dikkatimle Kaya'yı dinliyordum. Çenesi gerilmiş, yüzündeki damarlar belirginleşmişti.

"Hizmetçimiz genç yaşlarda birisiydi. Babamla onu gördüm. Ne yapacağımı bilemedim, koşarak annemin yanına çıktım. Ağlıyordu, o da biliyordu. O kadar sinirlenmiştim ki anneme ne diyeceğimi bilmiyordum. Annem beni görünce şaşırmıştı. Hiçbir şey yapmıyordu, anlam veremiyordum. Gidip babamı durdurabilir sonra da terk ederdi ama yapmıyordu. O yapmıyorsa ben yaparım diye düşündüm ve odadan çıkmak için yeltendiğim sırada annem beni tutup kapıyı yavaşça kapattı. Ağzımı kapatıp beni köşeye çekti. O zamanlar küçüktüm, çelimsizdim, karşı koyamıyordum."

Derin bir nefes alıp verdi ve devam etti.

"Bekledik. Annem ağlaya ağlaya ağzımı kapatarak bekledi. Ben de ağladım. Çünkü iğrenç bir durumdu. Annem, babamı görmezden geliyordu. Sırf ne için biliyor musun? Tüm o zenginlik, para, itibar için."

AMAN BE.Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!