Bölüm 18

1.3K 86 13

Scorpius, Albus'a son kez Quaffle'ı -ona göre- nasıl en kolay biçimde çemberden geçirebileceğini anlattıktan sonra Albus anladığını söyledi. Kendinden çok Scorpius ister gibiydi şu takım işini. Gryffindor'u yenerken her zaman eğlendiğini ama Albus takıma girerse eğer daha çok eğleneceğini ve bu yüzden bu işi çok istediğini söylemişti. Son sıralarda ne olmuşsa eğer Albus'un takıma katılma isteği Scorpius'un biraz kafasını dağıtmasına yardımcı olmuş gibiydi.

O sabah kahvaltısını Slytherin masasında yaptığı için tabii ona tuhaf bakan gözler vardı. Bazıları ne kadar da aynı düşünmesede geri kalan Slytherinler, Potterlar'dan hala pek hoşlanmazdı. Bakışlara aldırmamaya çalışarak karnını doyurmaya devam etti. Scorpius ağzına peyniride attıktan kısaca Gryffindor masasına baktı ve nefesini dışarı vererek güldü.

Albus neden güldüğünü sorduğunda ağzındakini yuttu ve "James ve ona sahip çıkan değerli sevgilisine bakılırsa bugün pek fazla kızla uğraşacak gibi duruyorsunuz. Orayı daha çok kızla doldurmak için bende geleceğim."

"Nereden çıkarıyorsun? Her kız sana gelmiyor, Scor. Ne yani bizim peşimizden dolanan her kız seni mi takip ediyor sanıyorsun? Tabii siyah saçlarıma tapacak yüzlerce kız çıkarabilirim bu okuldan." dedi dikleşerek. Onunla böyle atışmayı severdi.

"Bazı şeyleri yanlış biliyorsun dostum. 'Bir Malfoy erkeğini sevmeyen bir kız mutlaka Weasley'dir.' sözünü hiç duymadın mı?"

"Kim söylemiş bunu?"

"Ben." dedikten sonra, Vaughn da Scorpius ile güldü. Albus bunun hiç komik olmadığını söyledikten sonra çatalını tekrar eline aldı.

Nora hala gelmemişti. Nerede olduğunu aslında merak ediyordu. O gün onu da çağırmıştı seçmeler için. İzlemesini istiyordu. Belki sahiden o kadar kız dolduğunda o da kıskanabilirdi. Bu, Albus'un hoşuna sahiden giderdi. Ne kadar çok az önce dalga geçiyor olsalar bile Scorpius'u takip eden o saçma kız grubu gelebilirdi. Ve evet sahiden öyle bir grup vardı. Ne zaman Scorpius'un katılacağı bir etkinlik olsa orada biterlerdi. Beşinci yıllardan olduklarını biliyordu Albus sadece. Daha önce çok gelip konuşmaya çalışmışlardı fakat Scorpius onları her seferinde geçiştirmişti. Tony bunun sebebini sorduğunda ise sadece onları daha çok delirtip peşine taktığını söylemişti. Dördü de okulun en saçma amacına sahip erkeklerdenlerdi.

Tony suratından sinir saçarak Gryffindor masasından kalkmıştı. Emma onun arkasından kalkarken Vaughn da onları farketmişti. Tony hızla Emma'ya bağırarak yerine gitmesini söylediğinde Emma'da onun gibi bağırarak "Kapa çeneni ve yürümeye devam et!" diye bağırdı.

Karışmayacaklardı. Özellikle Emma ve Tony meselesine. Aralarında ne döndüğünü bir tek Albus'a anlatmıştı. Daniel ve Emma takılmaya başladıklarından beri Tony daha çabuk sinirlenmeye başlıyordu sanki. O kadar uzun süredir takılmamalarına rağmen Tony bunu fazlasıyla kafaya takmış gibi gözüküyordu doğrusu. Dan'i kötü eleştirmeye başlamış ve sanki daha çok gözüne girmeye başlamış gibi dersteki bazı hareketlerine gözlerini devirmeye başlamıştı. 

Tony, bir an Emma'ya baktı ve sonra onlara bakan gözleri fark etti. Kızın kolunu tutup arkasından resmen sürükleyerek dışarı çıktı. Albus bir şey yapmamakla kararlı olarak Vaughn'un kalkmasına engel oldu ve "Bırak, ne varsa aralarında hallederler." gibi bir şeyler söyledi.

****

Büyük Salon'dan çıktıklarında biraz ilerlediler. Tony artık canını yakmaya başlamıştı. Kolunun moraracağına dair yemin edebilirdi. Bir kez daha kendini çekmeye çalıştığında Tony hızlıca durup resmen onu duvara yapıştırmıştı. Emma, yanındaki tablonun onları azarlayarak konuşmaya başladığını duyuyordu. Kolunu tutan bileğini serbest eliyle tutup itmeye çalıştı ama çocuk biraz daha sıkarsa kolunu koparabilirdi. Arkasındaki duvar yüzünden geri gidemediği için içinden küfrederken pes edip onun bileğinden geri elini çekti. İstemeden kolunun acısından dolayı inledi. Harika. Tony, soluğunu dışarı verdikten sonra eli gevşemişti. Sadece inlemesinin yeterli olacağını bilse belki bunu bilerek en başından yapardı yoksa kol kopararak insan öldüren bir katil olmak üzereydi.

Son VarisBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!