Zarf

1.3K 161 16

(Lay'in ağzından)

Akşamdan beri yatakta oradan oraya dönmüştüm. Eda nerede, ne yapıyor, iyi midir diye düşünmekten uyuyamamıştım ve güneş de çıkmaya başlamıştı. Daha fazla odada duramayıp hava almak için dışarıya çıkmaya karar verdim. Üzerime düzgün bir şeyler giydikten sonra merdivenlerden inmeye başladım. Ee zaten herkes içerideydi.

(Lay): Siz uyumadınız mı?

(Suho): Uyuyamadık. Sen?

(Lay): Bende

Chen'e baktığımda gerçekten kötüydü. Onun için endişeleniyordum. Suho da sürekli Chen'e bakıp duruyordu.

(Lay): Ben hava almaya çıkıcam biraz

Diyip kapıya doğru ilerledim. Kapıyı açtıp baktığımda yerde bir zarf vardı. Zarfı elime alıp tekrar eve girmiştim. Ben zarfa bakarken;

(Sehun): O ne hyung

(Lay): Bilmiyorum

Diyip arkasını çevirdim. Yazan şeyden sadece Eda'nın ismini anladım.

(Lay): Burada başka bir dil mi yazıyor?

Dememle Betül yanıma gelip bakmıştı.

(Betül): " Eda'yı merak ettiniz?" bu ne demek oluyor!?

Diyip elimden zarfı alıp açmaya başladı. Hızlı bir şekilde zarfı açtığında içinden bir resim çıkarmıştı. Eliyle ağzını kapatıp ağlamaya başladı. Sehun hemen yanına gelip Betül'ü tutmuştu. Betül'ün elinden resmi alıp baktığında Sehun da çok kötü olmuştu. Öylece bakıyordu. Herkes birden resmin başına toplandı. Emel resmi gördüğünde hıçkırarak ağlamaya başladı. Chanyeol ona sarılıp sakinleştirmeye çalışmıştı. Chen Sehun'un elinden resmi çekip aldı.

(Chen): Hayır, hayır! Böyle bir şey yapamaz dimi!!?

Diyip bagırmaya başlamıştı. Onu ilk defa bu sekilde görmek beni gerçekten şok etmişti. Herkesin suratı buz kesmiş gibiydi. Ne varsa o resimde görmek istemiyordum bile. Chen'den gözümü alamıyordum. Birden merdivenlerden çıkmaya başlayınca Suho, Baekhyun ve Xiumin Chen'in peşinden koşmaya başladı.

(Suho): Chen nereye!?

Resimi yerden alıp çevirdiğimde Eda sandalyeye bağlı resmini gördüm. Eda bu halde miydi şimdi? Olamaz böyle bir şey! Eda şu anda gerçekten tehlikede olmalı. Eda benim kardeşim gibiydi. Chen'in bile onu üzmesine dayanamazken, o çocuğun Eda'ya yaptıkları...

(Lay): B-bunu karakola götürmemiz lazım!..

(Chen'in ağzından)

(Chen): Beni rahat bırakın!!

Diyip kapıyı kilitlemiştim. Kalbim sıkışıyor gibi hissediyordum. Nefes bile alamıyordum sanki. Okan'ı bulunca ölürücem. Kendime bunun için söz vermiştim. Üzerime deri ceketi alıp odadan çıktım. Baekhyun, Suho ve Xiumin kapıda duruyorlardı. Daha fazla onların yanında durmayıp merdivenlerden inmeye başladım.

(Baekhyun): Chen yine nereye!?

(Chen): Eda'yı bulmaya, nereye olacak!

(Suho): Nasıl bulucaksın!?

Merdivenleri indiğinde Lay yorgun ve üzgün bir yüz ifadesiyle

(Lay): Şey, bunu karakola götürmemiz gerekmez mi?

Gidip tam Lay'in elinden resmi alacakken Baekhyun resmi çekip almıştı.

(Baekhyun): Biz götürürüz

(Chen): Baek ver onu

(Suho): Hayır. Sen evde kalıyorsun bizde bunu karakola götürüyoruz

(Chen): Ya anlamıyor musunuz!? Eda o haldeyken ben hiç bir şey yapamıyorum!

Diyip ağlamaya başladı. Onun dolu gözlerine bakınca benim de gözlerim doldu. Suho gidip Chen'e sarılmıştı.

(Suho): Tamam. Biliyorum, sabredemiyorsun. Bizde sabredemiyoruz. Bunu götürdüğümüzde belki bir upucu bulabilirler.

(Lay): Bende gelicem

Sehun, Chanyeol, Betül ve Emel de merdivenlerden inmişti. Kızlar çok yorgun ve üzgündüler. Her an gözleri doluydu.

(Betül): Karakola mı gidiceksiniz?

(Suho): Evet

(Emel): Bizde gelelim

(Chanyeol): Olmaz. Evde kalalım biz. İyi değilsiniz

(Betül): Hayır, hayır. Evet bizde gelelim

(Suho): Herkes gelsin. Bütün üyeler de gelsinler. Sonrada SM'ye gitmemiz lazım çünkü. Kızlar da çok gelmek istiyorsanız gelirsiniz karalola sonra eve gelirsiniz.

Bütün üyeler ve kızlar karakola gitmek için yola çıkmıştık...

(Eda'nın ağzından)

Gözlerimi açtığımda güneş doğmuştu. Her yerimin ağrıdığını hissediyordum. Gözlerimi bile zar zor açıyordum. Kapı açılma sesiyle kapıya bakmaya başladım. Okan gelmişti. Başka kim olucaktı ki zaten.

(Okan): Eda'm nasılsın bakalım? Bugün çok halsiz gözüküyorsun. Eğer yemek yeseydin böyle olmazdı. Aç mısın yemek yiyicek misin?

Hiç bir sey demeden öylece bakıyordu. Bir tepki vermeme gerek yoktu da zaten.

(Okan): Ahh, sen hâlâ benimle konuşmuyor musun?...... Hey, o da ne?

Diyip elimi tutmuştu.

(Okan): Bu, bu yüzük... En son..... Hatırladım! Bu yüzüğü Chen en son sana takmıştı değil mi!?

Hayır, yüzüğü... Chen'in ikimize aldığı yüzük. İyide nereden biliyordu ki Chen'in aldığını?

(Okan): En son senin sete gelmek için evden çıktığında takmıştı bunu sana
Hatırladım sonunda. Niye başından beri görmedim ki bunu ben!

Diyip tam elimi yüzüğü çıkarmak için tutmuştu ki birden elini çekti.

(Okan): Yada dur. Chen'le görüntülü konuşmak ister misin? Yüzüğü parmağından çıkarırken ona göstermek istiyorum. İkimizin telefonun da kurtulmuştum. Bu telefonla arıyım o zaman!

Diyip ellerini çırpıp deli gibi sırıtıyordu. Görüntülü arıyacakmış bir de görüntülü. Beni bu şekilde görmelerini istemiyorum. Artık ağlamaya bile halim yoktu. Sadece yanaklarımdan akan gözyaşlarını hissediyordum...

**************

(

Hepimiz bir odaya geçmiştik. Emel'le Betül ayakta zor duruyordu. Chen zaten hayatta değil gibiydi. Hiç bir şeye tepki vermiyordu bile. Suho da odaya gelmişti.

(Lay): Verdin mi zarfı?

(Suho): Evet. Biraz sonra gelip bir şeyler konuşucaklarmış

(Kai): Ne?

(Suho): Bilmiyorum. Ögreniriz artık

Diyip koltuğa oturmuştu. Chen elleriyle saçlarını tutup derin derin nefes alıyordu. Telefon çalma sesiyle herkes Chen'e baktı çünkü ses ondan geliyordu. Ayağa kalkıp cebinden telefonu çıkarmıştı.

(Chen): Bilmediğim numara

Diyip şaşkın şaşkın bize bakmaya başladı.

(D.O): Açsana

(Chen): Görüntülü arama bu

(Baekhyun): ee aç

(Chen): Tamam

Diyip telefonu açmıştı.

(Chen): E-Eda!!

Hayran Aşkı (Cheda)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!