Sandalye'ye bağlı

1.2K 156 17

(Eda'nın ağzından)

Ormanda ne zamandan beri yürüdüğümü kestiremiyordum bile. Sanki nereye gitsem aynı yere çıkıyordum. Saatlerce oradan oraya gidip durdum. Başka yapacak bir şeyim yoktu zaten. Okan'ın sesini duyuyormuş gibi hissediyordum hep. "Eda, Eda" diye bağırıyordu sanki. Kafayı yemiş olamazdım değil mi? Sesin yaklaştığını hissediyordum. Ama sanki bütün ormanda yankılanıyordu ses. Adımlarımı hızlandırarak yürümeye başladım. Daha da yaklaşıyordu ses. Bu sefer koşmaya başladım. Neden koltuğumu bilmiyordum ama koşuyordum. Sonunda ses gelmiyordu artık. Bir ağaca yaslanıp soluklanmaya başladım. Hem boğazım çok kötü ağrıyordu hemde çok yorulmuştum.

(Okan): Eda

Okan'ın sesini duymamla tam arkamda olduğunu anladım. Arkama dönmemle beni sırtına aldı. Tek yapabildiğim bağırmak olmuştu. Ne kadar ayaklarımla ellerimi çırpsam da fayda etmiyordu. Beni bulmuştu. Artık kaçamazdım. Boğazım da daha fazla ağrıyınca pes ettim. Baya yürümüştü.

(Okan): Kaçtığın için çok pişman olacaksın.

Diyip beni yere bıraktı. Baktığımda yine o odaya getirmişti. Beni odaya bırakıp hemen odadan çıkıp kapıyı kilitledi. İyi şeyler yapamayacağı belliydi. Hem surat ifadesinden hem de kaçtığım için kesin bir şey yapmacaktı ama ne? Alah korusun aklıma kötü kötü şeyler getirmiyim. Ben bunları düşünürken Okan odaya gelmişti.

(Eda): Okan

Hiç bir şey demeden üzerime doğru geliyordu. O geldikçe ben gidiyordum geriye doğru. İki elini de arkasından çekince elinde bir pamuk vardı. Birden pamukla ağzımla burnumu kapatıp nefes almamı engelledi. Ellerimle kollarından tutup çekmeye çalıştım ama fayda etmiyordu benden güçlüydü. Bedenimin uyuştuğunu hissediyordum ve gözlerimde kararıyordu....

************

(Chanyeol'un ağzından)

Baekhyun Chen'e kıza kıza Betül'ün getirdiği ilk yardım çantasından bir şeyler çıkartmıştı. Gerçekten eli çok kanamıştı. Hepimiz ses gelince yukarıya koşmuştuk. Chen Baekhyun'un söylediklerini umursamıyordu bile. Gerçekten çok kötüydü. Gözlerini önüne dikmiş hiç bir şey söylemiyordu. Elini bacağına koyduğu için pantolonu falan hep kan olmuştu. Yerlerde de kan vardı. Kandan hoşlanmıyordum ve Emel de aşağı daydı. Chen'in yanında da yeterince kişi vardı zaten. Merdivenlerden indiğimde Lay de yukarıya çıkmamıştı. Hiç bir şey yapmadan öylece duruyordu. Emel de koltuğa oturmuş başını da yastıga koymuş bir şekilde gözlerini kapatmış ağlıyordu. Yanına gidip kucağıma alıp merdivenlerden çıkarmaya başladım. Uyuması gerekiyordu. Odasına girip yatağa uzattıktan ve ayakkabılarını çıkarttıktan sonra üzerini de örtüp yanına oturdum..

(Sehun'un ağzından)

Betül Chen'in eline yüzünü buruşturarak bakıyordu.

(Sehun): Betül iyi misin?

(Betül): Kandan hoşlanmıyorum

Diyip odadan çıkmıştı. Çıkıp baktığımda kendi odasına giriyordu. Peşinden gidip odaya girdim. Banyoya girmişti ve sanırım kusuyordu.

(Sehun): Betül, iyi misin?

Diyip kapıyı açmaya çalıştım ama kilitlemişti. Cevap da vermiyordu.

(Sehun): Betüll

Kapıyı açıp bana bakmıştı. Rengi iyice solmuştu.

(Sehun): Kustun mu sen?

(Betül): Evet

Diyip geçip yatağına uzanmıştı.

(Sehun): İyi misin peki?

(Betül): hayır

Diyip yorganı üzerine çekmişti. Yanına geçip uzandım. Yorganın altında nefes alıp verişini duyabiliyordum. Yorganın altında olsada kendime doğru çekip sarılmıştım...

(Eda'nın ağzından)

Gözlerimi açtığımda oturuyordum. Hareket etmeye çalıştım ama olmadı. Ellerimi bile kıbırtamamıştım. Baktığımda Okan beni sandalyeye bağlamıştı. Kollarımı sandalyenin köşelerine koyup iyice bağlamıştı heryerini. Ayaklarımı hareket ettirmeye çalıştığım da ise yine başarısız olmuştum.

(Eda): Okan!!

Diye bagırdıgımda boğazımın agrımasıyla öksürmeye başladım. Bu güne kadar bogazımın ilk defa bu kadar agrımıştı. Buraya geldiğimden beri bagırdıgım için olmalıydı bu ağrı. Artık asla kaçışım yoktu. Burada ölür müyüm yoksa öldürülür müyüm bilmiyordum. Artık asla Chen'i göremeyecektim. Hayallerime daha yeni kavuşmuşken çabuk kaybetmiştim. Şimdi annem ögrenmiş midir acaba? Herkes çok kötü olmuştur. Bunları düşünürken ağlamaya başlamıştım. Ölmekten korkmuyordum bir daha göremeyeceğim kişilerin olmasından ve şu anda benim için ne kadar kötü olduklarını düşününce... Belki de beni arıyorlardır, belki de bulunurum. Birden açılan kapıyla korkmuştum.

(Okan): Uyandın.

Diyip odadan çıkmıştı. Gerçekten kaçmış olmam onu daha çok delirtmiş olmalıydı. Çok geçmeden elinde bir tepsiyle gelmişti. İçinde yemekler vardı.

(Okan): Aglaman bir şey ifade etmiyor. Kaçmadan önce düşünseydin

Diyip bir tabureyi önüme koyup oturmuştu. Çorbadan bir kaşık alıp yedirmeye çalıştı ama yememek için agzımı çekmiştim. Ne olduğu belli değildi yedirmeye çalıştığı şeyin. Hem onun yaptığı yemeği de yemezdim.

(Okan): Artık zorlamak yok yemezsen yeme. Suyu iç

Diyip bardağı ağzıma getirmişti. Suyu içmiştim çünkü bogazım aşırı derecede agrıyordu konuşmasam bile ağrıyordu. Suyu içtikten sonra selpakla agzımı silip odadan çıkmıştı.

*********

Bu odada durmak artık gerçekten canımı sıkıyordu. Özellikle sandalyeye bağlı bir şekilde olmak...
Okan gittikten sonra ağlamaktan ve konuşmaya çalışmaktan sıkılmıştım. Artık ne kadar kalacaktım burada? Okan elinde telefonla gülümeyerek odaya girmişti.

(Okan): Dur bir resmini çekiyim

Diyip flaşı patlatmıştı. Gözlerimi kapatmıştım artık hiç bir şeye gücüm kalmamıştı. Niye resmimi çektiğini anlamaya çalışıyordum. Soramıyordum çünkü bogazım agrıyordu.

(Okan): Şimdi bu resmi ne yapacağımı merak ediyorsundur. Niye sormadın peki?

Hic bir şey demeden öylece bakıyordum. Zaten konuşabilsem soracaktım.

(Okan): Konuşmuyor musun benimle? Olsun. Ama ben söylemek istiyorum. Bu resmi sizin evin önüne bırakıcam. Hani şimdi merak etmişlerdir ya seni, görsünler işte dimi sonuçta

Diyip gülümsedikten sonra kapıya doğru gitmişti.

(Eda): Okan! Yapma!

Boğazım ne kadar ağrısa da bağırmıştım. Arkasına dönüp bana bakmaya başladı.

(Okan): Niye? Çok mu üzülürler?

Diyip üzerime doğru geldi.

(Okan): Ben ister miydim böyle olmasını he, ister miydim? Sen kendi yaptığın şey yüzünden şu anda bu sandalyeye bağlısın. Hem onlar benim kadar üzülemezler de sana. Kimse benim kadar sevemez seni!

Diyip yüzümü avucuna alıp sıkmıştı. Bu ne biçim bir sevgiydi? Ağlama başlamıştım. Gerçekten acıkmıştı canımı. Sonunda ellerini çekip odadan çıkmıştı.

(Eda): hayır götürme

Artık sesimi duyabileceği şekilde bagıramıyordum bile. Sadece kendim duymuştum sesimi. Beni bu şekilde görürlerse çok kötü olacaklardı. Onların şu anda üzgün olduklarını biliyordum zaten. Birde Okan'ım göndereceği fotoğraf.... Daha kötü yapacaktı onları. Kendimi değil de onları düşününce daha çok ağlıyordum. Gözlerimden akan yaşlar ardını kesmeden yanaklarımdan süzülüyordu...

Hayran Aşkı (Cheda)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!