Bölüm 17

1.2K 87 3

"Bir yere bırakacağımı sanma seni Rose. Daniel'ı yalnız bırakarak yanına geldim ve bu konuşma sadece bu kadar kısa sürmeyecek herhalde değil mi? Bekle burada." dedi Emma ve Rose'un yanınından kalktı. 

Geri döndüğünde elinde ufak bir sepet vardı. Emma'nın annesi çoğu zaman ona bu sepetlerden yollardı. İçinde çikolatalar, içecekler, Bertie Bott'ın Binbir Çeşit Fasulye Şekerlemeleri, jelibonlar ve kilolarına katkıda bulunabilecek bir kaç şey daha eklerdi. Emma bunu getirdiğine göre uzunca konuşacaklardı herhalde. 

Rose'a içecek dolu bir bardağı uzatırken Rose "Anlat bakalım kitap kurdu uzun süredir  oturup uzunca konuşamıyoruz." dedi. Rose bardağı aldı ve bir çikolata paketine uzandıktan sonra "Bir şeyler anlatması gereken bir şey varsa o da sensin küçük cadı! Benden daha neler saklıyorsun çok merak ediyorum." diye onu azarladı.

"Haklı olabilirsin ama bu ilk benim başlayacağım anlamına gelmez. Ve şu an gerçekten ben başlayacağım." dediğinde Rose gülmüştü. Çenesi düşük Greenburg!

"Aslında biliyorsun Tony benimle pek bir uzun süredir uğraşıyor. Özellikle yalnız kaldığımızda gözlerini dikmesinden nefret ediyorum. Milyon kez söylediğimi de biliyorum hatırlatmak için ağzını açmana gerek yok." dediğinde Linda kulaklığındaki yüksek sesle birlikte içeri girmişti. Onlara el sallayarak selam verdikten sonra ayakkabılarını fırlattı ve Emma'nın sepetine doğru uzanarak jelibonların olduğu paketi aldı ve onların yanına oturdu. Büyük kulaklıkları kafasından çıkarığ müziği kapattı.

"Sepet çıkmış demek! Bensiz ne konuşuyorsunuz bakalım sizi küçük sürtükler." diye sordu ayaklarını uzatıp. Emma onun ayağını iterken Rose onu "Emma, Tony'i ne kadar çok sevdiğinden bahsediyordu." diye yanıtladığında Emma düşünmeden inkar etmişti. Linda gerçekleri tabii ki biliyordu! Ona güvenirlerdi. Aslında iyi geçiniyorlardı fakat Linda, Samantha ve Sabrina hep birlikte takılırlardı. Sadece şu sıra Sabrina ile araları bozulduğu için tek takılıyor, kendi kendine vakit geçiriyor ve müzik dinliyordu. 

  Linda ona devam etmesini söylediğinde başta derin bir nefes verip "Pekala... Aslında kimseye anlatmadan kendi başımın çaresine bakma kararındaydım fakat bir şeyleri berbat etmekten korkuyorum. Tony bana benim bir istediğimi gerçekleştirdiğini ve şimdi de sıranın bana geldiğini söyleyip benden onunla kutlamaya birlikte katılmamı istedi. Daniel ile takılmama bile karışıyor. Onunla hiç bir şey yok. Sahiden sadece takılıyoruz. On bir yaşımdan beri peşinde dolandığım çocuğun gelip beni Daniel'dan resmen kıskanması da hoşuma gidiyor. Bana da o çilekli çikolatadan uzat turuncu." dediğinde Rose elindeki paketi ona vermişti.

"Ne yani hiç takılmadığın biriyle bir kaç gündür ayrılmıyorsun ne bekliyordun?" 

"Bir dahakine bana cevap verirken/soru sorarken ağzındakileri yut Linda." dediğinde Linda cevap olarak sadece omuzlarını silkmişti.

"Her neyse işte. Sevmediğimi söylemiyorum sadece... benim ruh hastası olduğumu söylemesi bazen çok fazla moralimi bozuyor." dedi. İlk günlere rağmen daha az alınıyor hatta hiç alınmıyor gibi görünsede Rose şimdi onun aslında ne kadar çok alındığını anlamıştı.Tony'i bir köşeye sıkıştırıp onu büyüyle tehtit ederek konuşturabilirdi. Neden böyle yapıyordu anlam veremiyordu.

Emma, Tony'nin ne kadar çok çekici olduğunu anlatmaya başladığında Rose çoktan başka düşüncelere dalmıştı. Mesela en az yarım saat öncesinde Scorpius'un onu tutması. Onu tutması bile yetiyordu! Şu sıralar derslerde fazla sessizdi. Albus sanki kendi kendine konuşuyormuş gibi bir görüntü çıkıyordu ortaya. Ona neler olduğunu bilemezdi ama... ya bir kız için endişeleniyorsa? Hoşlandığı bir kız için. Eğer böyle bir şey varsa o kız olmak için tüm büyü güçlerinden bile vazgeçebilirdi. Bir gün gelip ondan hoşlandığını söylese hala yaşar mıydı gerçi orası bilinmezdi. Kaç kez kurmuştu bunun hayalini. Sıradan hayaller gibi bir hayal değildi. Sadece elini tutup gözlerinin içine baksa yeterdi. 

Son VarisBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!