Bölüm 3

88 9 8


19.12.2006/Salı

Hayata nasıl yeniden anlam verebilirdi en sevdiği gittikten sonra? Daha nefes alamadığını hissederken nasıl düşünebilirdi her şeyin devam ettiğini? Çaresizlik, her yerine hâkim olan beton yığınlarına dönüşürken nasıl ayağa kalkabilirdi tekrar?

O yüzü göremeyecekti, gözlerine bakamayacaktı, dudaklarından öpemeyecekti. Daha da kötüsü onun tarafından sevildiğini bir kez daha hissedemeyecekti. Canını en çok acıtan onun bu dünyada bir daha olmayacağını bilmekti.

İnsanlar nasıl başa çıkıyordu ölümle? Ansızın geliyordu ve sormuyordu kimseye 'hazır mısın?' diye. Öylece bitiyordu her şey. Ama diğerleri devam edebiliyordu. Nasıl?

***

"Bizimle yemek yemeyecek misin?"diye sordu Estelle sakince. Yavaşça Jason'ın alnını okşadı. Jason hiçbir tepki vermeden yatağında yatıyordu. Günlerdir odasından ayrılmamıştı. "Bir şeyler yemen gerek. Zayıf düşeceksin. Hastalanacaksın."

"Umrumda değil."dedi inatla tavana bakarak. Kapı tıklatıldı.

"Gir."dedi Estelle. Kapı yavaşça açıldı. İçeri Jason'ın arkadaşları girdi. En önde Hilary vardı.

"Merhaba Bayan Specter."dedi kibarca.

"Gelin çocuklar."dedi Estelle. "Belki siz ikna edebilirsiniz."diyerek odadan çıktı. Jason sırtını döndü onlara. Yorganı kafasına çekti. Hiç kimseyle konuşmak istemiyordu. Her şeyin geçeceğini söyleyen cümleleri duymak istemiyordu. Hiçbir şeyin geçmeyeceğini biliyordu. Onun tatlı sesini bir daha duyamayacaktı işte. Nasıl geçecekti o olmadan her şey?

"Jason."dedi Hilary onun kafasındaki yorganı çekmeye çalışarak. Fakat Jason bütün gücüyle asıldı yorgana. "Hadi ama."dedi Hilary. "Hayatının sonuna kadar burada duramazsın."

"Yalnız kalmak istiyorum!"diye bağırdı sonunda. Yine gözleri dolmuştu. Ama bu yaşları onların görmesine izin vermeyecekti. Hızla yastığına gömdü başını. Yaşlar kuruyana kadar da orada tuttu.

"Bizimle konuşmak zorundasın."dedi Ryan. "Sana destek olmamıza izin vermek zorundasın!" sesi öfkeliydi. En yakın arkadaşının böylece kabuğuna çekilmesini kabullenmiyordu. Onun için bir şeyler yapmak istiyordu. Ama yapamıyordu.

"En azından bizimle birlikte bahçeye gel."dedi Ron. Jason'dan hiçbir ses çıkmıyordu. Sonunda Bill hepsinin arasından geçerek yorganı tuttuğu gibi çekmeye başladı. Yorgan parmaklarının arasından kayarken,

"Bırak şunu!"diye bağırdı Jason. Fakat Bill onu dinlemedi ve yorganı tamamen alana kadar devam etti. Sonunda Jason lacivert pijamalarıyla yatağında öylece kalakaldı. Öfkeyle doğruldu. "Anlamıyor musunuz?! Kimseyi görmek istemiyorum!"dedi öfkeyle gözlerini hepsinin üstünde gezdirerek.

"Üstünü giyin."dedi Bill kesin ve net bir tonla. "Bizimle bahçeye çıkacaksın!" Solgunlaşan gözlerini Bill'in koyu gözlerinden ayırmıyordu. Bill de aynı şekilde onun gözlerine odaklanmıştı. "Ben mi giydireyim seni?"diye sordu sertçe.

"Kendim yaparım."dedi Jason. Hepsi odadan çıkınca yavaşça yatağından kalktı. Koyu kırmızı renkli ağır perdeleri çekti. Büyük pencereden bahçeye baktı. Karlar her tarafa uzanıyordu bozulmadan. İki hafta önce onunla yan yana yürüdüğü izlerin üstüne çoktan yeni yığınlar düşmüştü. Her şeyi yoluna koymayı düşünürlerken asıl şimdi her şey tepetaklak olmuştu.

"Jason?"diye seslendi Hilary diğer taraftan.

"Bir dakika."dedi Jason. Pencerenin hemen yanındaki ahşap dolabın kapaklarını açtı. İtinayla asılan kıyafetlerine öylece baktı. Kendine bir gömlek, koyu kahve tonlarından oluşan bir süveter ve kadife pantolon çıkardı. Hepsini yatağın üstüne bıraktı. Pijamasının düğmelerini açarken parmaklarının bile yorgun olduğunu hissediyordu. Yine de üzerini değiştirip kapıya yaklaştı.

R.E.S - Mazideki KusurBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!