İpucu

1.3K 163 11

(Chanyeol'un ağzından)

Eda kaybolduğu için hepimiz çok kötü olmuştuk. Birde Emel'in bayılması beni tamamen bitirmişti. Evet herkes üzgündü ama Emel'i üzgün görmek... Sanırım onu sevdiğim için onun üzülmesi beni daha çok üzüyordu. Hastanede Betül, Sehun, Chen, ben ve Emel vardık. Emel'e serum takmışlardı ve bizde başındaydık. O gün boyunca hastanede kalmıştık. Çift kişilik kanepede Betül ile Sehun oturdukları yerde uyumuşlardı. Diğer kanepede de Chen ve ben oturuyorduk. Chen zaten çok kötüydü. Emel kaybolsa... düşüncesi bile kötüydü. Chen'i anlayabiliyordum. Gözlerimi açtıgımda her tarafımın tutulduğunu hissedebiliyordum. Chen hayla uyumamıştı. Gözleri karşısına dikmiş öylece duruyordu.

(Yeol): Chen hiç uyumadın mı?

(Chen): Nasıl uyuyabilirim?

diyip bu sefer gözlerini bana dikti. Chen'in bu hallerine alışık olmadığım için korktuğumu söyleyebilirdim. Sehun yavaş haraketlerle yerinde doğruldu, uyanmıştı. Üzerinde olan ince battaniyeyi kendi üzerinden çekip Betül'ün üzerini örttü.

(Chen): Karakola gidiyorum ben

demesiyle Betül uykulu bir şekilde yerinde dogruldu.

(Sehun'un ağzından)

(Betül): Ne karakolu? Hee, şey...

gözleri dolmuştu ve etrafına bakıp duruyordu. Onu bu halde görmekte zaten beni bitiriyordu.

(Sehun): Betül iyi misin?

Kafasını hayır anlamında sallamasıyla gözlerinden yaşlar akmaya başladı. Yanında olduğum için hemen ona sarıldım. Chen'le Chanyeol çıkmışlardı. Ağlamamak için kendini kasıyordu ama onlar çıkınca kendini bırakmıştı. Hıçkırarak ağlaması ona daha sıkı sarılmama sebep oluyordu. Sımsıkı sarılmıştık.

(Betül): B-ben sanki rüya görmüştüm ama değilmiş.

ağlayarak konuşmuştu. Gözlerim bulanıklaştı ve gözlerimi kapatmamla sıcak bir damla yanaklarımdan süzülmüştü. Hemen o anda gözümden düşen yaşı silmiştim. Betül baya ağlamıştı. Artık ağladığına dair bir şey yoktu. Geriye doğru çekildigimde uyumuştu. Kanepeye uzattıktan sonra ayağa kalkıp ayaklarını da kanepeye koydum. Üzerini de örtüp yaşlarla ıp ıslak olan suratını ellerimle silip yanına oturdum...

(Chen'in ağzından)

(Chen): Chanyeol senin gelmene gerek yok. Emel'in sana ihtiyacı var onun yanına git.

(Yeol): Ama-

(Chen): Hadi, hadi git

diyip arkasına çevirip gitmesini sağlamıştım ve bende karakola gitmek için hastaneden çıktığımda Suho, Baekhyun ve geri kalan bütün üyeler bana doğru geldiler.

(Suho): Nereye gidiyorsun?

(Chen): Karakola

(Baek): Biz oradan geliyoruz zaten. Bir haber yok

diyip başını önüne eğdi.

(Chen): Ne demek bir haber yok!? Ya olması lazım!

(Suho): Chen sakin ol. Okan'da ortalıkta yokmuş. Okan üzerinden gidiyorlar şimdi.

(Chen): Yani?

(Kai): Yani Okan denen adam kaçırmış olabilir

(Chen): Biliyordum ben! Ya Eda ne yapmıştır şimdi? Deliricem! O Okan'ı da eger Eda'ya bir şey yaparsa öldürücem!

(Suho): Merak etme herkes seferber oldu Eda'yı bulmak için. Hadi kızların yanına dönelim onlar da çok kötüler...

(Karakoldaki Sorgu)

Okan'ın arkadaşı: Min Joon

(Min Joon): Bakın ben Okan'la o kadar yakın degildim. Sadece 5 gündür tanıyorum ben onu.

- Eda hakkında sana hiç bir şey söyledi mi?

(Min Joon): Eda? Yabancı mı?

- Ne? Bilmiyor musun Eda'yı?

(Min Joon): Ben buraya bile ne için geldigimi bilmiyorum

- Aish. Tamam o zaman. Peki Okan'da gördügün tuaf bir şey var mıydı?

(Min Joon): Doğruyu söylemek gerekirse bazen böyle gözünü bir yere dikiyor öyle boş boş bakıyordu.

- Nasıl yani?

(Min Joon): Bilmiyorum. O yüzden fazla muattap olmadım ondan.

- Seninle bir işimiz yok o zaman. Çıkabilirsin.

( Min Joon): Size yardımcı olur mu bilmem ama bir keresinde çok içmişti ve sürekli çok mutlu olucaz ve Chen'e elveda diyip duruyordu. Chen dediği de yabancı olmalı.

- Hayır. Chen de Koreli. Başka bir şey söyledi mi peki?

(Min Joon): Hayır bu kadar.

- Peki. Eğer başka bir gelişme olursa haber verin.

(Min Joon): Peki.

~~~~~~~~

(Eda'nın ağzından)

Odada çoktan fark ettiğim dört kamera vardı. Her köşeye bir tane. Boyum uzun olsa gidip sökerdim ama yapamazdım işte. Her an kendimi izleniyormuş gibi hissediyordum. Zaten sürekli de aglayıp duruyordum. Bir çok nedenden dolayı. Kapıdan gelen sesle hemen ayağa kalkıp kapıya yaklaşmıştım. Üzerinde deri ceketle Okan girmişti odaya. Onu görür görmez bir iki adım geriye gitmiştim. Ondan korkuyordum. Birden gelip bana sarıldı.

(Okan): Özür dilerim dün akşam yanına gelemedim

Ellerimle kollarını çekip ondan uzaklaştım. Oda bana yaklaştı.

(Eda): Yaklaşma bana!

Karşısında güçlü durmaya çalışsamda sesim ve titreyen vücudumla ondan korktuğumu belli ediyordum.

(Okan): Tamam tamam. Yaklaşımıyorum

diyip geriye çekildi.

(Okan): Aç mısın?

(Eda): Okan.

konuşmamla yanağımdan bir yaş düşmüştü.

(Okan): Efendim. Ne oldu? Niye ağlıyosun?

diyip bana yaklaşınca bir şey demeden yine ondan uzaklaştım.

(Okan): Şey tamam yaklaşmıyorum. Ağlama sen

(Eda): Bir sey istiyicem

(Okan): Evet söyle. Ben sen ne istesen yaparım.

(Eda): Beni bırak. Lütfen

(Okan): Ne saçmalıyorsun? Seni asla bırakmam sen benimsin ve benim kalacaksın.

derken gelip bileklerimi sıkmıştı.

(Eda): Senden nefret ediyorum!

diye bagırmamla hemen ellerini çekti.

(Okan): Özür dilerim. Özür dilerim.

diyip hızlıca odadan çıktı ve kapıyı kapattıktan sonra bağırma seslerini duydum. Deli gibi bağırıyordu. Duvarın önüne çöküp kulaklarımı onun bağırışlarını duymamak icin kapattım. Ama sesini hâlâ duyuyordum. Hemde fazlasıyla. Kulaklarımı ellerimle sıkarken birde hıçkırarak ağlıyordum. Aglama sesimi duymuyordum. Ama onun o lanet olası sesini duyuyordum...

Hayran Aşkı (Cheda)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!